Budizm günümüzden yaklaşık 2500 yıl önce Hindistan'ın
kuzeydoğusunda ortaya çıkmış ve zaman içinde Sri Lanka,
Moğolistan, Seylan, Mançurya, Kore, Japonya, Tibet, Çin,
Tayland ve Nepal gibi ülkelerde etkili olmuştur. Bugün dünya
üzerinde yaklaşık 300 milyon civarında Budist (ve Budist
sempatizanı) olduğu tahmin edilmektedir.
Budizmi ve Budist hayat anlayışını tanımlama
konusunda her zaman farklı görüşler olmuştur. Kimileri için
Budizm bir din iken, kimileri için bir mezhep, bir tarikat
ya da felsefi bir ekoldür. Sonuçta hayata bakış açısıyla
ve tüm uygulamalarıyla göz önünde olan Budizmin putperest
bir batıl öğreti olduğu açıktır. Budizm Allah inancına sahip
olmayan, ateist bir dindir, ahiretin, hesap gününün, cennetin,
cehennemin ve meleklerin varlığını reddetmektedir.
Bu sayfalarda görülen Buda
heykelleri, putperest bir inanca sahip Budistler için
büyük önem taşımaktadır. Sapkın Budist inancı, insanları,
bu heykellerin kendilerine fayda sağlayabileceği gibi
son derece mantık dışı fikirlere yöneltir. |
Budizmin kurucusu Siddharta Gautama MÖ 563-483
yılları arasında Hindistan'ın Kapilavastu şehrinde yaşamıştır.
Onun yaşadığı dönemde Hindistan'da yaygın din, ülkeyi işgal
eden Aryaların dini olan Brahmanizmdi. Aryalar katı ve asla
aşılmaz bir kast sistemi uyguluyorlardı. Bu kast düzenine
göre toplum dört gruba ayrılmıştı. Her grup alt kastlara
bölünüyordu. Brahman din adamları, toplumun en üst kesimini
oluşturuyorlar ve halka çok acımasızca eziyette bulunuyorlardı.
Soylu Sakya ailesine mensup olan Gautama, Suudhodana
isimli asil bir prensin oğlu olarak dünyaya gelmiş, gençliğini
refah ve bolluk içinde geçirmiştir. 29 yaşında sarayından
ayrılan Gautama, 80 yaşında hayatını yitirene kadar mistik
bir arayış içine girmiş ve bazı prensipler belirlemiştir.
Bu prensipler zaman içinde bir öğretiye dönüşmüştür ve "Budizm"
de budur.
"Buda" kelimesi "uyandırılmış"
veya "aydınlanmış" anlamlarına gelir ve Siddharta Gautama'nın
eriştiği varsayılan manevi dereceyi ifade etmektedir. Buda'dan
günümüze ulaşan metinler ise onun yaşadığı döneme ait değildir,
onun ölümünden 300 - 400 yıl sonra kaleme alınmıştır. Bu
metinlerde kitabın ilerleyen bölümlerinde de detaylı olarak
göreceğimiz gibi pek çok batıl inanış, akıl ve mantıkla
çelişen çarpık uygulamalar ve Buda'yı önünde secde edilen
bir put gibi gösteren sapkın açıklamalar bulunmaktadır.
 
Siz beni Allah'a (karşı) inkar
etmeye ve hakkında bilgim olmayan şeyleri O'na şirk
koşmaya çağırıyorsunuz. Ben ise sizi, üstün ve güçlü
olan, bağışlayan (Allah')a çağırıyorum. (Mümin Suresi,
42)...Allah'ın indirdiğine ve elçiye gelin" denildiğinde,
"Atalarımızı üzerinde bulduğumuz şey bize yeter"
derler. (Peki,) Ya ataları bir şey bilmiyor ve hidayete
ermiyor idilerse? (Maide Suresi, 104)
Sağda, Kuzey Çin'deki 5. yüzyıldan kalma Yungang Mağaraları
|
Bu (putlar ise), sizin ve atalarınızın
(kendi istek ve öngörünüze göre) isimlendirdiğiniz
(keyfi) isimlerden başkası değildir. Allah, onlarla
ilgili 'hiçbir delil' indirmemiştir...
(Necm Suresi, 23 )
|

(Solda) Tibetli Budistlerin
"Tibet'in koruyucusu" olarak isimlendirdikleri bir
put. 11 başa ve birçok kola sahip olan bu put (Chenresig),
putperest Tibet geleneklerine göre çeşitli sıfatlara
sahiptir. Oysa akıl sahibi bir insanın taştan yapılmış
bir heykeli güç ve kudret sahibi bir varlık zannetmesi,
bu saçmalığa inanması mümkün değildir.
(Sağda) Lhasa Vadisi'ndeki Potala Sarayı Tibet'in
en büyük binasıdır. Sarayda eski Dalai Lama'ların
mezarları bulunmaktadır. Günümüz Budistleri bu sarayın
önünde eğilir, garip saygı gösterilerinde bulunurlar.
Bu gösteriler, Tibetli Budistlerin Dalai Lama'yı nasıl
putlaştırdıklarını gözler önüne sermektedir.
|

(Solda) Katmandu'daki bu heykel,
budistlerin, sapık inanışları sonucu inşa ettikleri
devasa heykellerden biridir. (Sağda) Laos, Vientiane'deki
Vat Ong Teu Tapınağı. Tapınağın içindeki enstitüde
Budizmin putperest, insanları miskinliğe ve tembelliğe
yönelten, iç karartıcı uygulama ve inançlarının yaygınlaştırılması
için çalışmalar yapılmaktadır. |
...Göklerin ve yerin gaybı O'nundur.
O, ne güzel görmekte ve ne güzel işitmektedir. O'nun
dışında onların bir velisi yoktur...
(Kehf Suresi, 26)
|
Buda'yı Allah'a Ortak Koşanlar
Budizm, inanç esasları, felsefesi ve uygulamaları
ile putperest bir dindir. Budizmde insanlar Buda'ya karşı
coşkulu bir sevgi, derin bir saygı ve bir korku duyarlar
ve onu adeta bir ilah olarak kabul ederler.
...Hiç şüphesiz, inkar edenler
batıl olana uymuşlar; ve hiç şüphesiz, iman edenler
Rablerinden olan hakka uymuşlardır... (Muhammed Suresi,
3) |
Her ne kadar Buda'nın, yaşadığı dönemde kendisine
tapılmasını teşvik ettiğine dair bir belge bulunmasa da,
Buda'nın ölümünden sonra putperest Brahmanlar seri bir şekilde
Buda heykelleri yapmaya başlamışlardır. Buda'ya karşı aşırı
sevgi besleyenler de zamanla bu heykellere taparak, onu
ilahlaştırmışlardır.(Allah'ı tenzih ederiz.) Oysa Allah'ın
vahyine dayalı tüm dinler Allah'ı bir ve tek olarak tanır,
tevhid inancını temel alırlar. Allah Kuran'da "...İşte
sizin İlahınız bir tek İlahtır, artık yalnızca O'na teslim
olun..." (Hac Suresi, 34) şeklinde buyurur. Budistlerin
yaptığı gibi Allah'ı inkar edip, herkes gibi bir insan olan
Buda'yı putlaştırmak Kuran'da "Allah'a şirk koşmak" olarak
tarif edilir. Şirk, Allah'ın yüzlerce ayetle insanlara hatırlattığı
çok büyük bir günahtır. Allah ayette şu şekilde bildirir:
Gerçekten, Allah, Kendisi'ne şirk koşulmasını
bağışlamaz. Bunun dışında kalanı ise, dilediğini bağışlar.
Kim Allah'a şirk koşarsa, doğrusu büyük bir günahla iftira
etmiş olur. (Nisa Suresi, 48)
...Onun
kendileriyle konuşmadığını ve onları bir yola da yöneltip
iletmediğini (hidayete erdirmediğini) görmediler mi?
Onu (tanrı) edindiler de, zulmedenler oldular. (Araf
Suresi, 148) |
Hindistan'ın Shravanbelagola
bölgesinde bulunan Gomateshuwar heykeline dua eden
ve bu taştan heykelden medet umma yanılgısına düşen
Hindistanlı bir kadın. |
Şirk kelimesinin anlamı "ortaklık"tır. Bu terim
Kuran'da Allah'a ortak koşmak anlamında kulanılır. Şirk,
herhangi birşeye, bir kimseye ya da bir kavrama Allah ile
eşit veya Allah'tan daha fazla değer vermek demektir. Müşrik,
şirk koştuğu varlığı Allah'a tercih eder, onu herşeyden
üstün tutar. Tüm sevgisini, saygısını, ilgisini, hayranlığını
ona yöneltir. Bu çarpık bakış açısı Kuran'da "Allah'tan
başka ilah edinmek" olarak tanımlanır.
(Üstte) Amida Buda, Budistlerin
batıl inanışlarına göre sınırsız ışığı sembolize eden
Buda'lardandır. Tek başına bu put dahi Budizmin ne
kadar cahilce bir anlayış olduğunu anlamak için yeterlidir.
(Sol yanda) Avalokiteshvara isimli Japon Budist heykel.
|
İslam dini tevhid inancı üzerine kuruludur.
Allah Kuran'da "La ilahe illahu"(O'ndan
başka ilah yoktur) ifadesini pek çok kereler tekrarlamış
ve imanın ilk şartı olarak belirtmiştir. Bu nedenle şirki
en genel anlamda, "La ilahe illahu" gerçeğinden sapmak,
Allah'tan başka "güç ve kudret sahipleri" olduğu gibi yanlış
bir anlayışa saplanmak şeklinde tanımlayabiliriz. Rabbimiz
Kuran'da Kendisi'ni bizlere birçok sıfatı ile tanıtır ve
O'ndan başka ilah olmadığını birçok ayette bildirir. Allah
üstün isimlerini Haşr Suresi'nde şu şekilde haber verir:
O Allah ki, O'ndan başka İlah yoktur. Gaybı
da, müşahede edilebileni de bilendir. Rahman, Rahim olan
O'dur. O Allah ki, O'ndan başka İlah yoktur. Melik'tir (Bütün
kainatın mutlak surette Hükümdarı olan); Kuddûs'tür (Hatadan,
gafletten, her türlü eksiklikten mutlak surette çok uzak);
Selam'dır (Her türlü tehlikeden kullarını selamete çıkaran);
Mü'min'dir; Müheymin'dir (Gözetici, Koruyucu); Aziz'dir;
Cebbar'dır (Dilediğini zorla yaptırmaya muktedir olan);
Mütekebbir'dir (Herşeyde ve her hadisede büyüklüğünü gösteren).
Allah, (müşriklerin) şirk koştuklarından çok yücedir. O
Allah ki, yaratandır, (en güzel bir biçimde) kusursuzca
var edendir, 'şekil ve suret' verendir. En güzel isimler
O'nundur. Göklerde ve yerde olanların tümü O'nu tesbih etmektedir.
O, Aziz, Hakimdir. (Haşr Suresi, 22-24)

Onlara:"Allah'ın indirdiklerine
uyun" denildiğinde, derler ki; "Hayır, biz
atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız."
(Lokman Suresi,21)
|
Allah sıfatlarını insanların üzerinde tecelli
ettirir. Örneğin Allah sonsuz merhamet sahibidir, insanlarda
"merhamet eden" sıfatı tecelli eder ve Allah'ın sıfatları
o kişilerde gözükür. Ama bu insanlar kendi çabalarıyla,
kendiliklerinden bu özelliklere sahip değildirler. Yaratma
gücüne sahip olan ve Allah'ın sıfatlarına kendiliğinden
sahip olabilecek herhangi bir varlık yoktur ve bunu iddia
etmek "Allah'tan başka ilahlar edinmek" anlamına gelir.
Budistler gibi, Allah'a ortak koşan kimseler ise Allah'ın
bazı sıfatlarını başka varlıklara ithaf etmektedirler. Örneğin
Allah "herşeyi hakkıyla gören, gizlinin gizlisini bilendir".
İnsan gizli bir iş yaparken, saklanırken,
etrafında hiçbir insan yoksa, kimse tarafından görülmediğini
zannederken Rabbimiz onu görmekte, tüm yaptıklarını bilmektedir.
Allah kainattaki her olayı en ince ayrıntısına kadar görür
ve bilir. Bu olayların tümünü yaratan Allah'tır. Allah bir
ayetinde "Gözler O'nu idrak edemez;
O ise bütün gözleri idrak eder. O, Latif olandır, haberdar
olandır." (En'am Suresi, 103) şeklinde buyurmaktadır.
İnsan her nerede olursa olsun Allah mutlaka
onunla birliktedir. Şu anda da Allah, sizin bu satırları
okuduğunuzu görüyor ve neler düşündüğünüzü biliyor. Allah,
insanları her yerde gördüğünü şöyle haber verir:
Senin içinde olduğun herhangi bir durum, onun
hakkında Kur'an'dan okuduğun herhangi bir şey ve sizin işlediğiniz
herhangi bir iş yoktur ki, ona (iyice) daldığınızda, Biz
sizin üzerinizde şahidler durmuş olmayalım. Yerde ve gökte
zerre ağırlığınca hiçbir şey Rabbinden uzakta (saklı) kalmaz.
Bunun daha küçüğü de, daha büyüğü de yoktur ki, apaçık bir
kitapta (kayıtlı) olmasın. (Yunus Suresi, 61)
Gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra
arşa istiva eden O'dur. Yere gireni, ondan çıkanı, gökten
ineni ve ona çıkanı bilir. Her nerede iseniz, O sizinle
beraberdir, Allah, yaptıklarınızı görendir. (Hadid Suresi,
4)
| Yoksa
onların Allah'ın dışında başka bir ilahları mı var?
Allah, oların şirk koştuklarından yücedir. (Tur Suresi,
43)
|
| Onun
kendilerine bir sözle cevap vermediğini ve onlara
bir zarar veya fayda sağlamaya gücü olmadığını görmüyorlar
mı? (Taha Suresi, 89) Allah; sizi yarattı, sonra size
rızık verdi, sonra sizi öldürmekte, daha sonra sizi
diriltmektedir. Ortaklarınızdan bunlardan herhangi
birini yapacak var mı?... (Rum Suresi, 40)
|
 |
Budistlerin putperest anlayışları ise pek çok
konuda olduğu gibi bu noktada da ortaya çıkmaktadır. Budistler
Buda'yı "herşeyi gören" ve "herşeyi bilen" olarak kabul
etmektedirler. Budizmin hakim olduğu ülkelerin dört bir
yanında görülen Buda heykelleri, tapınakların üzerine yerleştirilen
Buda'nın gözleri hep bu sapkın anlayışı ifade etmektedir.
Budistler Buda'nın her an kendilerini gördüğünü düşünmektedirler.
Bu nedenle de evlerini Buda heykelleriyle doldurmakta, bunların
önünde saygı gösterilerinde bulunmaktadırlar. Buda'nın taştan,
tahtadan yapılmış gözleriyle kendilerini göreceğine, tahtadan
kulaklarıyla kendilerini işiteceğine inanarak hem çok büyük
bir günah işlemekte, hem de akla aykırı bir tavır sergilemektedirler.
Allah müşrik kavimlerin bu büyük aldanışlarını
ve kendilerine ilah edindikleri varlıkların hiçbir şeye
güç yetiremeyeceklerini "Onların yürüyecek
ayakları var mı? Ya da tutacakları elleri mi var? Veya görecek
gözleri mi var? Yoksa işitecek kulakları mı var?.." (A'raf
Suresi, 195) ayetinde bizlere bildirmektedir. Unutmamak
gerekir ki şirk sadece maddesel putlara tapınmaktan da ibaret
değildir. Bir kimseyi, Allah'ın kendisine bu dünyada geçici
olarak ve imtihan için verdiği imkanlar nedeniyle gözde
büyütmek, bu gücü ona aitmiş, kendisinden kaynaklanmış gibi
görmek de onu ilahlaştırmak anlamına gelmektedir. Nitekim
Allah bir ayetinde şu şekilde buyurmaktadır:
İnsanlar içinde, Allah'tan başkasını 'eş ve
ortak' tutanlar vardır ki, onlar (bunları), Allah'ı sever
gibi severler. İman edenlerin ise Allah'a olan sevgileri
daha güçlüdür. O zulmedenler, azaba uğrayacakları zaman,
muhakkak bütün kuvvetin tümüyle Allah'ın olduğunu ve Allah'ın
vereceği azabın gerçekten şiddetli olduğunu bir bilselerdi.
(Bakara Suresi, 165)
Buda da Allah'ın yarattığı ve dünya hayatında
imtihan ettiği aciz bir kuldur. Kendine ait bir gücü, iradesi,
insanlar üzerinde etki oluşturma kabiliyeti yoktur. Allah'ın
dilemesiyle konuşmuş, Allah'ın hayat vermesiyle ve O'nun
belirlediği kadere göre yaşamıştır. Allah'ın Şuara Suresi'nde
haber verdiği Hz. İbrahim'in duası insanın Allah'ın mutlak
kudreti karşısındaki acizliğini en iyi şekilde ifade etmektedir:
Ki beni yaratan ve bana hidayet veren O'dur;
Bana yediren ve içiren O'dur; Hastalandığım zaman bana şifa
veren O'dur; Beni öldürecek, sonra diriltecek olan da O'dur,
Din (ceza) günü hatalarımı bağışlayacağını umduğum da O'dur;"
(Şuara Suresi, 78-82)
| ... De ki:
"Ben, yalnızca Allah'a kulluk etmek ve O'na ortak
koşmamakla emrolundum..." (Rad Suresi, 36) |
Buda Allah'ın çizdiği bir kader üzere yaşamış
ve Allah'ın "ol" demesiyle eceli geldiğinde vefat etmiştir.
Hiç unutulmamalıdır ki, Allah dilemedikçe bir insanın iman
etmesi mümkün değildir. Hidayeti veren Allah'tır. Yine Allah
dilemedikçe hiçbir insanın diğer insanları doğru yola sevk
etmesi de mümkün değildir. İnsanları doğru ve güzel olana
yönelten de Allah'tır. Yapılan davetler, tebliğler ancak
Allah dilediği takdirde insanların kalplerinde etki oluşturur.
Gerçekte büyük görülmesi, hayran olunması, Kendisi'nden
medet umulması gereken yegane mutlak güç Allah'tır. Allah
bu gerçeği Kuran'da şöyle haber verir:
Onlar, Allah'ın kadrini hakkıyla takdir edemediler.
Şüphesiz Allah, güç sahibidir, Aziz'dir. (Hac Suresi, 74)
Allah Kuran'da putlara tapan birçok kavmin
örneğini vermektedir. Hz. İbrahim'in müşrik kavmi bunlardan
biridir. Onlar da temsili heykeller yontup, bunlara tapmış,
kendilerine yapılan çağrılara kulak vermemişlerdir. Rabbimiz
ayetlerde şöyle buyurmaktadır:
Hani babasına ve kavmine demişti ki: "Sizin,
karşılarında bel büküp eğilmekte olduğunuz bu temsili heykeller
nedir? "Biz atalarımızı bunlara tapıyor bulduk" dediler.
(Enbiya Suresi, 52-53)
...Daha önceleri, ataları nasıl
tapıyor idiyseler, bunlar da ancak böyle tapıyorlar...
(Hud Suresi, 109) |
Ayetlerden anlaşıldığı gibi bu tür tapınmalar
insanlara atalarından miras kalmaktadır. Dolayısıyla puta
tapmak, gerçekte ne kadar mantıksız bir hareket olsa da,
çocukluktan itibaren alınan telkinler sonucunda en modern
toplumlarda bile yadırganmayan sosyal bir davranış biçimi
olabilmektedir.
Tibet'teki Nechung Manastırı'nda
Budistlerin Yeni Yıl Festivali, son derece batıl ve
akıldışı ibadetlerle kutlanır. |
Allah Kuran'da Sebe kavminin de aynı Hz. İbrahim'in
kavmi gibi putperest olduklarını şöyle bildirmektedir:
Onu ve kavmini, Allah'ı bırakıp da güneşe secde
etmektelerken buldum, şeytan onlara yaptıklarını süslemiştir,
böylece onları (doğru) yoldan alıkoymuştur; bundan dolayı
onlar hidayet bulmuyorlar. Ki onlar, göklerde ve yerde saklı
olanı ortaya çıkaran ve sizin gizlediklerinizi ve açığa
vurduklarınızı bilen Allah'a secde etmesinler diye (yapmaktadırlar).
(Neml Suresi, 24-25)
Bu ayetlerde dikkat çekilen bir diğer önemli
konu ise bu putperest dini, insanlara süslü gösterenin,
doğru yoldan alıkoyanın şeytan olduğudur. Yani Allah'ın
vahyine karşı duran tüm putperest dinler gerçekte şeytanın
vahyine dayalıdır. Şeytan ise bunu insanlar "Allah'a secde
etmesinler diye" yapmaktadır. Yoksa şeytan da Güneş'in kendisine
tapınılacak bir ilah olmadığını, tüm kainatı olduğu gibi
Güneş'i de yaratanın Allah olduğunu bilmektedir.
Göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır.
Kıyamet-saatinin kopacağı gün, (işte) o gün, batılda
olanlar hüsrana uğrayacaklardır. (Casiye Suresi, 27) |
Allah'ın Kuran'da putperestlikle ilgili verdiği
örneklerden bir diğeri ise İsrailoğulları ile ilgilidir.
Hz. Musa ile birlikte Firavun'un kavminden kurtulan İsrailoğulları
yolculukları sırasında puta tapan bir kavimle karşılaşmış
ve Musa Peygamberden kendilerine aynı şekilde bir put yapmasını
istemişlerdir. Allah bu durumu Kuran'da şöyle bildirir:
İsrailoğullarını denizden geçirdik. Putları
önünde bel büküp eğilmekte olan bir topluluğa rastladılar.
Musa'ya dediler ki: "Ey Musa, onların ilahları (var; onların
ki) gibi, sen de bize bir ilah yap." O: "siz gerçekten cahillik
etmekte olan bir kavimsiniz" dedi. Onların içinde bulundukları
şey (din) mahvolucudur ve yapmakta oldukları şeyler (ibadetler)
de geçersizdir." (Araf Suresi, 138-139)
Görüldüğü gibi İsrailoğulları cahilce bir tavır
gösterip, gözleriyle gördükleri, önünde eğilecekleri, belki
de gösterişli törenler yapacakları bir ilah istemektedirler.
Bu durum onların Allah'ın kadrini takdir edemediklerinin
ve kavrayamadıklarının göstergesidir. Hz. Musa kendilerine
gerçeği açıkladığı halde, peygamberleri yanlarından ayrılır
ayrılmaz hemen kendilerine putlar edinmişlerdir. Bu, çok
büyük bir sapkınlıktır. Nitekim ardından hemen pişmanlığa
kapıldıklarını Allah Kuran'da şöyle bildirmiştir:
(Tur'a gitmesinin) Ardından Musa'nın kavmi
süs eşyalarından böğürmesi olan bir buzağı heykelini (tapılacak
ilah) edindiler. Onun kendileriyle konuşmadığını ve onları
bir yola da yöneltip-iletmediğini (hidayete erdirmediğini)
görmediler mi? Onu (tanrı) edindiler de, zulmedenler oldular.
Ne zaman ki (yaptıklarından
dolayı pişmanlık duyup, başları) elleri arasına düşürüldü
ve kendilerinin gerçekten şaşırıp-saptıklarını görünce:
"Eğer Rabbimiz bize merhamet etmez ve bizi bağışlamazsa
kesin olarak hüsrana uğrayanlardan olacağız" dediler. (Araf
Suresi, 148-149)
 
De ki: "Benimle sizin aranızda
şahid olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde olanı
bilir. Batıla inanan ve Allah'ı inkar edenler ise,
işte onlar hüsrana uğrayanlardır." (Ankebut Suresi,
52)
Tartışmasız, sizin ilahınız gerçekten birdir. (Saffat
Suresi, 4)
|
Ancak Allah'ın buzağıyı ilah edinenlere verdiği
cevap şöyledir:
Şüphesiz, buzağıyı (tanrı) edinenlere Rablerinden
bir gazab ve dünya hayatında bir zillet yetişecektir. İşte
Biz, 'yalan düzüp-uyduranları' böyle cezalandırırız. (Araf
Suresi, 152)
Yukarıdaki ayetten de anlaşılmaktadır ki Allah
Kendisi'ne şirk koşanları dilerse affetmekte dilediği takdirde
de cezalandırmaktadır. Çünkü ayette de ifade edildiği gibi
Allah'a şirk koşanlar aslında yalan düzüp uydurmaktadırlar.
Bir ve tek olan İlahın Allah olduğu apaçık bir gerçekken,
onlar sahte ilahlar edinmektedirler. Bu uydurma ilahların
önünde bel büküp eğilmek ise Allah'a karşı işlenmiş çok
çirkin ve büyük bir suçtur. Allah diğer günah ve hataları
affedebileceğini ama şirki asla affetmeyeceğini Kuran'da
şöyle bildirmiştir:
Gerçekten, Allah, Kendisi'ne şirk koşulmasını
bağışlamaz. Bunun dışında kalanı ise, dilediğini bağışlar.
Kim Allah'a şirk koşarsa, doğrusu büyük bir günahla iftira
etmiş olur. (Nisa Suresi, 48)
Allah'tan Başka İlah Yoktur
İslam'ın temeli, Allah'ın varlığını anlamak
ve O'ndan başka hiçbir ilah olmadığını kavramaktır. Allah,
İslam'ın İlahi kaynağı olan Kuran'da, dinin temeli olan
bu en büyük gerçeği şu şekilde bildirir:
Sizin İlahınız tek bir İlahtır; O'ndan başka
İlah yoktur; O, Rahman'dır, Rahim'dir (bağışlayan ve esirgeyendir).
(Bakara Suresi, 163)
Gerçekte, mutlak var olan Allah'tır, diğer
herşey ise O'nun yarattıklarıdır. İçinde yaşadığımız kainatı
Rabbimiz yaratmıştır. Kainat yaratılmadan evvel ise, maddesel
anlamda hiçbir şey yoktu; canlı ve cansızlar, varlık haline
getirilmemişti, tam anlamıyla bir yokluk mevcuttu. Kainatın
yaratıldığı an; zaman, madde ve mekanı, bunlara tabi olmayan
ve sonsuzluğun sahibi Ezeli ve Ebedi olan Allah yarattı.
Allah bir Kuran ayetinde kainattaki kusursuz yaratılışı
şöyle haber verir:
Gökleri ve yeri (bir örnek edinmeksizin)
yaratandır. O, bir işin olmasına karar verirse, ona yalnızca
"OL" der, o da hemen oluverir. (Bakara Suresi, 117)
 
...O, doğunun da, batının da
ve bunlar arasında olan herşeyin de Rabbidir... (Şuara
Suresi, 28)
Ki O yarattı ve bir düzen içinde biçim verdi. (A'la
Suresi, 2)
|
Şu anda meydana gelen herşeyi, her an, Allah
yaratmaktadır. Yağan her yağmur damlasını, doğan her çocuğu,
yapraklarda gerçekleşen fotosentezi, canlıların vücudundaki
işlemleri, galaksilerdeki yıldızların rotalarını, yarılan
her tohumu ve bildiğimiz veya bilmediğimiz her olayı Allah
sürekli yaratmaktadır. Kainattaki büyük küçük her detay
O'nun emriyle işlemektedir:
Ya da halkı sürekli yaratmakta olan, sonra
onu iade edecek olan ve sizi gökten ve yerden rızıklandıran
mı? Allah ile beraber başka bir ilah mı? De ki: "Eğer doğru
söylüyor iseniz, kesin-kanıt (burhan)ınızı getiriniz. (Neml
Suresi, 64)
Canlı hücrelerinden kainattaki yıldızlara kadar
tüm sistemler mükemmel bir düzen içinde, kusursuz olarak
işlemektedir. Bu hayranlık uyandıran düzen her an kontrol
edilmekte, düzenlenmekte, büyük bir ahenkle sürdürülmektedir.
Çünkü Rabbimiz'in sonsuz ilmi tüm varlıkları çepeçevre sarmıştır:
O, biri diğeriyle 'tam bir uyum' içinde
yedi gök yaratmış olandır. Rahman'ın yaratmasında hiçbir
'çelişki ve uygunsuzluk göremezsin. İşte gözü(nü) çevirip-gezdir;
herhangi bir çatlaklık (bozukluk ve çarpıklık) görüyor musun?
Sonra gözünü iki kere daha çevirip-gezdir; o göz (uyumsuzluk
bulmaktan) umudunu kesmiş bir halde bitkin olarak sana dönecektir.
(Mülk Suresi, 3-4)
Yeryüzünde
hiçbir canlı yoktur ki, rızkı Allah'a ait olmasın...
(Hud Suresi, 6) |
Tüm bu gerçeklere rağmen, Allah'ın yaratışını
reddedip O'nun yarattığı varlıklara bilinç atfetmek çok
büyük bir akılsızlıktır. Evrendeki mükemmel düzen ve canlılardaki
kusursuz tasarım, bizlere hepsini tek Yaratıcı'nın yarattığını
göstermektedir. Allah bir Kuran ayetinde, Kendisi'nden başka
hiçbir İlah olmadığını ve O'ndan başka hiçbir varlığın kainatta
gücü bulunmadığını şöyle haber vermektedir:
Allah, hiçbir çocuk edinmemiştir ve O'nunla
birlikte hiçbir ilah yoktur; eğer olsaydı, her bir ilah
elbette kendi yarattığını götürüverirdi ve (ilahların) bir
kısmına karşı üstünlük sağlardı. Allah, onların nitelendiregeldiklerinden
yücedir. (Mü'minun Suresi, 91)
Allah her yerdedir ve herşeyi kuşatmıştır.
O, asıl ve tek mutlak varlıktır ve tüm varlıklar O'na boyun
eğmiştir. Allah, her an, her yerdedir. Allah'ın bulunmadığı
hiçbir yer, kontrolünün olmadığı, denetlemediği hiçbir varlık
ve canlı yoktur. Herşeye gücü yeten Allah her türlü zaaf
ve aczden münezzehtir.
Allah... O'ndan başka İlah yoktur. Diri'dir,
Kâim'dir. O'nu uyuklama ve uyku tutmaz. Göklerde ve yerde
ne varsa hepsi O'nundur. İzni olmaksızın O'nun Katında şefaatte
bulunacak kimdir? O, önlerindekini ve arkalarındakini bilir.
(Onlar ise) Dilediği kadarının dışında, O'nun ilminden hiçbir
şeyi kavrayıp-kuşatamazlar. O'nun kürsüsü, bütün gökleri
ve yeri kaplayıp-kuşatmıştır. Onların korunması O'na güç
gelmez. O, pek yücedir, pek büyüktür. (Bakara Suresi, 255)
Göklerde ve yerde olanlar O'nundur.
O, yücedir, büyüktür. (Şura Suresi, 4) |

