1. BÖLÜM: EVRENİN YARATILIŞI
Uçsuz bucaksız evrenin nasıl oluştuğunu,
koskocaman Dünyamız'ın, Güneş'in, Ay'ın ve yıldızların nasıl
meydana geldiğini hiç merak edip araştırdınız mı? Peki,
evrenin Dünyamız, Ay ve Güneş'ten başka birçok ilginç cisimle
dolu olduğunu biliyor musunuz? Bu cisimlerin bir arada varlıklarını
sürdürebilmeleri için, evrende birçok hassas dengenin aynı
anda çalışması gerektiğinden haberiniz var mı?
Şimdi bu soruların cevaplarını
öğreneceğimiz ihtişamlı bir yolculuğa çıkalım ve Allah'ın
evreni ilk olarak nasıl yarattığını öğrenelim.
Bir Zamanlar Evren Yoktu!
Eskiden insanlar gökyüzü hakkında
çok az şey biliyorlardı. Çünkü, gökyüzünü araştırmak için
gerekli olan araçlar şimdiki gibi gelişmiş değildi. Bu yüzden,
insanların evrenin ilk ortaya çıkışıyla ilgili saçma ve
komik düşünceleri vardı. Bunların en komik olanı ise evrenin
hep var olduğunu zannetmeleriydi. Yani, gökyüzü yeterince
incelenmeden önce, bazı bilgisiz insanlar evrenin bir başlangıcı
olmadığını hep var olduğunu söylüyorlardı.

Bu heykeli tasarlayıp ortaya çıkaran bir sanatçının
olması, bizleri de tasarlayıp meydana getiren bir
tasarımcının olması gerektiğini ve hiçbir şeyin kendiliğinden
oluşamayacağını bize hatırlatıyor. |
Oysa bu çok mantıksız bir düşünceydi!
Bir düşünün, evinizin ya da okulunuzun ilk yapıldığı tarih
hatta şu an okuduğunuz bu satırların bile belli bir yazılış
tarihi vardır. Aynı şekilde, annenizin, babanızın ve tabi
sizin de bir doğum tarihiniz var. Demek ki, canlı ya da
cansız olsun, herşey belli bir tarihte ortaya çıkar. İşte,
bunun için "evrenin ortaya çıkış tarihi yoktur, o zaten
hep vardı" diye düşünmek çok akılsızca bir düşünce olur.
Bu konuyu daha iyi anlamanız için
şöyle bir örnek verelim: Sabah okula giderken farklı bir
yoldan gittiğinizi ve yol üzerinde bir heykel ile karşılaştığınızı
düşünün. Ne düşünürsünüz? "Bir heykeltıraş bu heykeli yapmış
ve buraya yerleştirmiş" dersiniz değil mi? Peki bir arkadaşınız
çıksa ve "hayır bu heykel hep buradaydı, onu kimse yapmadı,
her zaman burada duruyordu" dese ne dersiniz? Herhalde arkadaşınızın
son derece saçma düşündüğünü, her sanat eserinin mutlaka
bir yapımcısı olduğunu söylersiniz değil mi?
O halde evrenin hep var olduğunu
söyleyenler, heykelin hep var olduğunu söyleyen arkadaşınızdan
çok daha saçma düşünmektedirler. Çünkü heykel, bir kaya
parçasının şekillendirilmiş halidir. Evrenin içinde ise
bu kaya parçası ile asla kıyaslanamayacak kadar çok gök
cismi, çok fazla sistem ve olağanüstü dengeler vardır.
Zaten evrenin hep var olduğu gibi
bir düşüncenin saçma olduğu gökyüzü araştırmaları gelişince
daha da iyi anlaşıldı. Çünkü, bu araştırmaların sonucunda
herşey gibi evrenin de bir başlangıcı olduğu ortaya çıktı.
Evrenin bir doğum günü olduğunu
ispatlayan ilk kişi Edwin Hubble (Edvin Habıl) adında bir
gök bilimcidir. (Zaten biliyorsunuzdur ama yine de hatırlatalım:
gök bilimci gökyüzünü, uzayı inceleyen insanlara denir.)
Gök bilimci olan Hubble'ın dev bir teleskobu vardı. 1929
yılında, her zamanki gibi dev teleskobuyla gökyüzünü incelediği
bir gün, yıldızların hareket ettiğini fark etti.
Bunlar sıradan hareketler değildi.
Çünkü yıldızlar sürekli olarak bizden uzaklaşıyorlardı.
Hatta yıldızlar birbirlerinden de uzaklaşıyorlardı. herşeyin
birbirinden uzaklaştığı bir evren ise sürekli genişleyen
bir evren demekti.
Bundan yüzyıl öncesine kadar insanlar
bu gerçeği bilmiyorlardı. Fakat bugün yıldızların birbirlerinden
ve Dünya'dan uzaklaştıklarını bütün bilim adamları söylemektedir.
Yıldızların bu hareketi evrenin
yaratılışıyla ilgili çok önemli bir bilgidir. Çünkü, yıldızların
birbirlerinden sürekli uzaklaşıyor olmaları, başlangıçta
hepsinin bir arada olduğunu gösterir. Bilim adamları, bundan
yaklaşık 15 milyar yıl önce evrenin tüm maddesinin toplu
iğne başı kadar küçük bir noktada sıkışık olarak bulunduğunu
hesapladılar. Bu noktanın patlaması ve uzaya dağılması sonucunda
bugünkü evren ortaya çıkmıştı.
Şimdi, buraya kadar anlattıklarımızı
sırayla alt alta yazalım:
- Birincisi, yıldızlar sürekli
hareket ederler;
- İkincisi, yıldızlar bizden uzaklaşmaktadırlar;
- Üçüncüsü, zaman yavaş yavaş
geriye alınsa, yıldızların birbirlerine yaklaştığı görülür.
Bu geri gidiş, tüm evren tek bir noktada birleşinceye kadar
devam eder.
Biraz daha geriye gidersek bu
nokta da yok olur. Yani evren hiç yokken var olmuştur, yani
Allah tarafından yaratılmıştır.
Yokluğun nasıl bir şey olduğunu
aşağıdaki üç basit soruyu cevaplayarak kolayca anlayabilirsiniz.
1- Bir sene önce kaç yaşındaydınız?
Mutlaka şu anki yaşınızdan bir
yaş daha küçük olduğunuzu söyleyeceksiniz.
2- Şu anda bulunduğunuz yaştan
birer birer geri saysanız, en son hangi yaşınızı söylersiniz?
Hepiniz "bir" demiş olmalısınız.
Bu sizin doğduğunuz andan bir yıl sonra girdiğiniz yaştır.
İlk doğduğunuz anda ise henüz bir yaşınız yoktur, bu an
ise sıfır yaş olarak ifade edilebilir.
3- Doğduğunuz zamandan bir sene
önceyi düşünün! O zaman kaç yaşındaydınız? Ve neredeydiniz?
Bu soruya, "O zaman ben yoktum"
şeklinde cevap vermiş olmalısınız.
Doğru cevap da gerçekten anneniz
size henüz hamile kalmadan önceki zamanlarda yok olduğunuzdur.
Eğer günümüzden geriye doğru gidersek, daha sizin
hiç ortada olmadığınız ana kadar, bu resim kareleri
tersine dizilmiş şekilde devam eder. |
Yaşınızla birlikte vücudunuz için
de aynı geriye sayma işlemini yapacak olursak, sonuçta vücudunuzun
da yok olduğunu görürsünüz. Geri aldığımız her bir yaşla
birlikte vücudunuz da küçülür. Vücudunuz küçüle küçüle,
annenizin karnındaki halinizi alır. Annenizin karnında da
küçülme devam eder ve en sonda annenizin size hamile olmadığı
zamana gelir.
İşte evren de, aynı sizin gibi,
Allah tarafından yaratılmadan önce yoktu. Zamanı geri aldığımızda
evrenin de yaşı küçülür. Yine sizin gibi, bir yere kadar
küçülür ve en sonunda yok olur. O halde evrenin ortaya çıkmış
olması, onun "yaratılmış" olması demektir.
Bu arada şunu hatırlatmalıyız,
bir şeyin yok iken var olduğunu anlatmak için "yaratılış"
kelimesi kullanılır. Ve herhangi bir şeyi yoktan var edebilen
yani "yaratan" sadece Allah'tır. İnsanlar da daha önce var
olmayan şeyler yapabilirler. Örneğin ortada bir resim yokken
resim yapabilirler. Veya bir gemi yokken gemi inşa edebilirler.
Ama insanlar ancak Dünya'da var olan imkanlarla, daha önce
örneklerini gördükleri şeyleri yapabilirler. Bu ise, yaratmak
değildir. Yaratmak bir şeyi yoktan örneksiz olarak meydana
getirmektir. Evrendeki herşeyi ve tabi evrenin içindeki
Dünyamız'ı da Allah örneksiz olarak yaratmıştır.

Daha önce hiç görmediğiniz bir
şeyin resmini yapabilir misiniz? Elbette yapamazsınız
çünkü sadece Allah örneksiz yaratabilir. |
İnsan ise, biraz önce söylediğimiz
gibi bir resim yaparken bile Allah'ın yarattıklarını örnek
alır. Örneğin, sizden bir manzara resmi çizmenizi istesek,
kağıda neler çizersiniz? Büyük ihtimalle, Güneş, dağ ve
birkaç yeşil ağaç ve belki bir de gökkuşağı ya da deniz
çizersiniz. Peki, şimdi bir düşünün! Hiç ağaç görmemiş olsaydınız,
ağaç resmi çizebilir miydiniz? Hayır, kesinlikle çizemezdiniz.
Ya da doğuştan kör birini düşünün Güneş'in yuvarlak olduğunu
bilmesi için birinin kendisine söylemiş olması gerekir.
Çünkü, göremediği bir şeyi bilmesine imkan yoktur.
Çocuklar! Bu örneklerden sonra
bir kez daha açıkça gördüğümüz gibi, örneksiz yaratma gücü
olan sadece Allah'tır. Allah'ın tüm insanlara yol gösterici
olarak indirdiği kutsal kitap olan Kuran'da bu gerçek şöyle
haber verilmektedir:
O (Allah) gökleri ve yeri bir
örnek edinmeksizin yaratandır... (Enam Suresi, 101)
Çocuklar şimdi sıra, Allah'ın
evreni nasıl yarattığını öğrenmeye geldi. Eminiz hepiniz,
böyle büyük bir olayın nasıl gerçekleştiğini merak etmeye
başlamışsınızdır.
BİG BANG (BÜYÜK PATLAMA) VE EVRENİN
GENİŞLEMESİ
Evrenin milyarlarca yıl önce,
tek bir nokta olduğunu artık biliyorsunuz. Şimdi sıra bu
minik noktanın nasıl bir anda büyümeye başladığını öğrenmeye
geldi.
Bilirsiniz, çizgi filmlerde kahramanın
hep bir düşmanı olur. Bu düşman filmin kahramanını yakalamak
için çeşitli yollara başvurur. Bu yollardan sık sık başvurduğu
yöntem ise dinamit kullanmaktır. Örneğin; sevimli tavşan
Bugs Bunny'nin yuvasına ya da hızlı deve kuşu Road Runner'ın
geçtiği yollara düşmanları hep dinamit koyarlar. Sevimli
kahramanlar bu dinamitlerden büyük bir ustalıkla kurtulurlar.
Evet şimdi, bu patlamalardan birini
hayal edin. Örneğin; Bugs Bunny'i yakalamak isteyen avcının,
Bunny'nin toprağın altındaki yuvasına dinamit koyduğunu
düşünün! Dinamit patladığında ne olur? Yerden yukarı doğru
dört bir tarafa toprak parçaları fırlar, değil mi? Patlamadan
önce bu toprak parçaları bir aradadır. Fakat, patlamadan
sonra toprak minik parçalar halinde etrafa dağılır ve parçalar
birbirlerinden uzaklaşır.
İşte çocuklar, evren de milyarlarca
yıl önce, böyle bir patlamayla ortaya çıktı. Patlamayla
parçalar oluştu. Bu parçalar, toprak parçalarının etrafa
fırlayıp dağılması gibi birbirlerinden uzaklaşarak dağıldılar.
Evreni ve içindeki gök cisimlerini oluşturmaya başladılar.
Evrenin Allah tarafından yaratılışının
başlangıcı olan bu patlamaya, Big Bang (Büyük Patlama) adı
verildi. Bu büyük patlama ile evren o andan itibaren sürekli
büyümeye ve genişlemeye başladı ve hala da genişlemeye devam
etmektedir.
Şimdi, diğer bölüme geçmeden önce
buraya kadar anlattıklarımızı, maddeler halinde yazalım.
1- Uzun yıllar önce evren diye
bir şey yoktu;
2- Evren, tek bir noktanın patlaması
ile var oldu;
3- Patlamayla evrenimizi oluşturan
cisimler ortaya çıktı ve birbirlerinden uzaklaşmaya başladılar;
4- Evrendeki cisimlerin birbirinden
uzaklaşması ile evren genişlemektedir.
Tüm bunlar Allah'ın sonsuz güç
ve kudretinin delilleridir. Dünyadaki bütün insanlar biraraya
gelse evrenin küçük bir benzerini bile meydana getiremezler.
Big Bang'in benzeri bir patlama, Dünya'daki bütün malzemeler
kullanılsa bile gerçekleştirilemez. Demek ki, tüm güç bütün
bunları gerçekleştiren Allah'ındır. Şimdi gelen konuyu okuduğunuzda
Allah'ın gücünün ve aklının sonsuz olduğunu daha iyi anlayacaksınız.
PATLAMAYLA OLUŞAN DÜZEN
Çocuklar sizin de tahmin edeceğiniz
gibi hiçbir patlama düzenli bir yapı oluşturmaz. Tam tersine,
patlama var olan düzeni bozar. Patlamanın olduğu yerdeki
herşey zarar görür. Güçlü bir bomba, kocaman bir binayı
yıkabilir. Dünya'nın en güçlü bombası atom bombasıdır. Bu
bomba atıldığı yerdeki bütün düzeni yok eder. Bir anda koca
bir şehri yerle bir edebilir.
Bomba patladığında herşeyi
yakıp yıkar. Patlamanın ardından tesadüfen düzenli
bir yapı oluşamaz. |
Big Bang ismini verdiğimiz evreni
meydana getiren Büyük Patlama ise milyarlarca atom bombasının
patlamasından çok daha güçlü bir patlamadır. Fakat tam tersine,
bu patlamanın sonucunda, mükemmel bir düzen oluşmuştur.
Her tarafı bizim için özenle hazırlanmış olan Dünyamız da
bu patlamanın ardından ortaya çıkmıştır.

Kumsalda oluşan bir patlama sonucunda resimde görülen
kumdan kalenin tesadüfen oluşması nasıl imkansız ise,
Big Bang (Büyük Patlama) dan sonra içinde Dünyamız'ın
ve canlıların da yer aldığı evrenin tesadüfen, Allah'ın
kontrolü dışında oluşması o derecede imkansızdır. |
Peki sizce Big Bang'ten sonra
bu mükemmel düzen nasıl oluşmuş olabilir?
Evet çocuklar, büyük bir patlamayla
evreni yoktan yaratan Allah'tır. Tabi evrendeki mükemmel
düzeni sağlayan da yine Rabbimiz'dir.
Zaten bundan başka her cevap yanlıştır.
Örneğin, patlamadan sonra düzen kendi kendine oluştu diyen
bir insan, saçma bir cevap vermiş olur. Bunun neden saçma
bir cevap olduğunu bir benzetmeyle size açıklayalım:
Kumsala bir bomba atılsa, kumlar
ne olur? Etrafa saçılırlar, değil mi? Peki, biri kumsalda
bir patlamadan sonra çok büyük bir kale oluştuğunu söylese,
ne düşünürsünüz? Bu kişinin muhtemelen deli, söylediklerinin
de kesinlikle uydurma olduğunu düşünürsünüz. İşte aynı şekilde,
evrendeki düzenin kendi kendine oluştuğunu söyleyen birinin
de deli olduğu düşünülür. Üstelik dev evrende kumdan bir
kaleyle kıyaslanamayacak kadar çok fazla ayrıntı, denge
ve üstünlük vardır.
Sonuç olarak, evrendeki mükemmel
düzen, evrenin kendi kendine oluşmadığını kanıtlar. Evrende
var olan her düzen ve denge de Allah'ın sonsuz aklının göstergelerindendir.
KURAN'DA EVREN HAKKINDA VERİLEN
BİLGİLER
Kuran,
Allah'ın insanlara gönderdiği kutsal kitaptır. Her konuda
en doğru bilgiler Kuran'dan öğrenilir. Çünkü, Kuran'ın her
satırı Yüce Allah'ın bir sözüdür. Fakat, Kuran'ın indirildiği
dönemde, bilim ve teknoloji bugünkü kadar gelişmiş değildi.
Bu sebeple, son yıllara gelinceye kadar Kuran'da yazılı
olan bilgiler araştırılamadı. Bugün ise bilimde ve teknolojide
çok büyük ilerlemeler yaşanmaktadır. Her yeni gelişme, Kuran'da
haber verilen bilgilerle tamamen aynı çıkmaktadır. Örneğin,
Kuran'da evrenin bir aradayken ayrılıp dağıldığı bildirilir.
Önceki sayfalarda size anlattığımız gibi, günümüz biliminin
ulaştığı sonuç, Kuran'daki bilginin tamamen aynısıdır. Kuran'da
bu bilimsel gerçek şu şekilde anlatılır:
O inkar edenler görmüyorlar mı
ki (başlangıçta) göklerle yer birbiriyle bitişikken, Biz
onları ayırdık … (Enbiya Suresi, 30)
Bu ayeti şu şekilde açıklayabiliriz
- "Gökler" kelimesi, tüm evren
anlamına gelir. 
- Öyleyse, "Göklerle yer birbiriyle
birleşikti" ifadesi, eskiden evrendeki tüm varlıkların birbirleriyle
içiçe olduğunu anlatır.
- Son olarak, ayette geçen "Onları
ayırdık" ifadesi evre-
nin patlamayla parçalara ayrıldığını
belirtir.
Kuran'da, bilimin yeni keşfettiği,
evrenle ilgili daha pek çok bilgi vardır. Şimdi bu bilgilerden
bir örnek daha verelim.
Size daha önce söz ettiğimiz Hubble
adlı gök bilimci, evrenin genişlediğini ispatladığında yıl
1929'du. Yani bundan sadece 72 yıl önceydi. Oysa, aynı bilgi
Kuran'da bundan tam 1400 sene önce haber verilmiştir. Ayetlerde
bu konudan şöyle bahsedilir:
Biz göğü 'büyük bir kudretle'
bina ettik ve şüphesiz Biz (onu) genişleticiyiz. (Zariyat
Suresi, 47)
Ayette geçen "gök" kelimesi, uzay
ve evren anlamında kullanılmıştır. "Biz
(onu) genişleticiyiz" ise açıkça evrenin genişlediğini
bildirir.
Bu örnekler iki şeyi kanıtlar:
- Kuran kesin olarak Allah tarafından
gönderilmiş bir kutsal kitaptır;
- Kuran'da yazılı olanlar, her
zaman en doğru bilgilerdir. Çünkü Kuran, evreni ve içindeki
herşeyi yaratan Allah tarafından gönderilmiştir, elbette
Kendi yarattığını en iyi bilen de Allah'tır.
Bu bölümde tüm evrenin Allah tarafından
yoktan var edildiğini gördük. Şimdi de Allah'ın sonsuz gücünün
ve bilgisinin eseri olan evrende bir yolculuğa çıkalım.

