On dört yüzyıl önce Peygamberimiz Hz. Muhammed,
kıyamet ile ilgili bazı gaybi bilgileri ve bunlara dayalı
düşüncelerini kendisiyle birlikte olan Müslümanlara aktarmıştır.
Bu değerli sözler nesilden nesile geçmiş, hadis kitapları
ve İslam alimlerinin eserleriyle günümüze ulaşmıştır. Elinizdeki
kitabın ilerleyen bölümlerinde kullanılan hadisler de Peygamberimiz
(sav) tarafından işte bu anlamda söylenmiş haberleri içermektedir.
Bu aşamada, kıyamet alametleri hakkındaki hadislerin
doğruluğu ve güvenilirliğine ilişkin bazı şüpheler akla
gelebilir. Tarihte Peygamberimiz (sav)’e atfen bazı sahte
hadisler uydurulduğu bilinen bir gerçektir. Fakat araştırmamıza
konu olan hadislerin Peygamberimiz (sav) tarafından söylenmiş
sözler olduğu kolaylıkla anlaşılabilir. Elimizde doğruyu
yanlıştan ayırmaya yarayan bir yöntem bilgisi bulunmaktadır.
Bilindiği gibi, kıyamet ile ilgili hadisler geleceğe yönelik
olayları ihtiva etmektedir. Bu nedenle zaman içerisinde,
hadisin birebir gerçekleşmesi sözlerin kaynağı konusundaki
tüm kuşkuları ortadan kaldırmaktadır.
Söz konusu kıstas
Ahir Zaman ve kıyamet alametleri üzerine araştırma yapan
birçok İslam alimi tarafından da kullanılmıştır. Konunun
uzmanlarından Bediüzzaman Said Nursi de Ahir Zaman hakkındaki
hadislerin günümüzde meydana gelen ve gözle görülen olaylara
tam mutabık çıkmasının hadislerin hakikat olduğunu gösterdiğini
ifade etmiştir.3
Hadislerde bildirilen işaretlerin bir kısmı
1400 yıllık İslam tarihinin herhangi bir döneminde, dünyanın
belirli bir bölgesinde, belirli bir oranda görülmüş olabilir.
Böyle bir durum o dönemin Ahir Zaman olduğunu göstermez.
Zira bir devrin Ahir Zaman olarak nitelendirilmesi için
kıyamet alametlerinin tümünün aynı çağda, birbirlerini izleyerek
gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu durum bir hadiste şöyle
ifade edilmiştir:
Kıyamet alametleri birbirini
takiben meydana gelir. Bir dizideki boncukların art arda
kopması gibi.
Ramuz-El Ehadis, 277/6; Camiü’s-Sagir, 3/167
Yukarıdaki bilgi ışığında Ahir Zaman hadisleri
incelendiğinde hayret verici bir sonuç meydana çıkmaktadır.
Peygamberimiz (sav)’in yüzyıllar önce ayrıntılarıyla açıkladığı
işaretler yeryüzünün hemen hemen her köşesinde, birbiri
ardınca ve tam anlamıyla belirtildiği biçimde içinde bulunduğumuz
çağda yaşanmaktadır. Hadisler sanki zamanımızın eksiksiz
bir portresini çizmektedir. Elbette bu, derin düşünülmesi
gereken son derece mucizevi bir olaydır. Gerçekleşen her
alamet insanlara, Allah’ın huzurunda hesap verecekleri kıyamet
gününün çok yaklaşmış olduğunu ve bir an önce Kuran ahlakını
hayata geçirmelerinin önemini bir kez daha hatırlatmaktadır.
Savaşlar ve Anarşi
Peygamberimiz hadislerinde yeryüzünü kaplayan savaşları
ve terör eylemlerini tasvir etmekte ve bu olayların
da kıyamet alameti olduğunu belirtmektedir. Nitekim
dünyanın dört bir yanında çatışmalar, bölgesel ve
iç savaşlar durmak bilmeksizin devam etmektedir.
Peygamberimiz (sav) Ahir Zaman’ın özelliklerini
anlattığı bir hadisinde şunları haber vermiştir:
Dünya hercü merc içinde kaldığında,
fitneler zuhur ettiğinde, yollar kesildiğinde, bazıları
bazılarına hücum ettiğinde…Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri,
s. 454
“Hercü merc” kelimesinin sözlüklerdeki karşılığı
“darmadağınıklık, karmakarışıklık” anlamlarıdır ve hadiste
bu durumun belirli bir bölge ile sınırlı kalmayıp, dünyanın
her tarafına yayılacağı belirtilmektedir. Yolların kesilmesi
ve bir kısım insanların diğerlerine saldırmaları da hadiste
işaret edilen çağın belirtileri arasında sayılmaktadır.
Başka bir hadiste de yukarıdaki olay benzer
şekilde yer almaktadır. “kıyamet yaklaşır… herc çoğalır”
diyen Peygamberimiz (sav)’e “herc”in ne olduğu sorulmuş,
O da “herc öldürmelerdir” yanıtını vermiştir. (Kur’an ve
Sünnette Kıyamet ve Ahiret, s.172 )
Peygamberimiz (sav)’den bu konu hakkında bizlere
ulaşan diğer hadisler de şunlardır:
Kıyametin hemen yakınında anarşi ve
kargaşa günleri vardır.
Suyuti, Cami’üs Sagir, 3/211; Ahmed
bin Hanbel, Müsned, 2/492
Şu hadiseler meydana gelmedikçe kıyamet
kopmayacaktır… Ölümler ve katliamlar yaygın hale gelecek…
Camiü’s-Sagir, 3:211, Müsned, 2:492,
4:391, 392
Yukarıdaki
hadislerin incelenmesi bizleri önemli bir sonuca götürmektedir.
Peygamberimiz (sav), sözünü ettiği çarpışmalar, kargaşa
ve katliamlar ile tüm yeryüzünü kaplayan savaşları ve terör
eylemlerini tasvir etmekte, bu olayların da bir kıyamet
alameti olduğunu belirtmektedir.
Geride kalan on dört asırlık döneme baktığımızda
görürüz ki, 20. yüzyıldan önceki savaşlar bölgesel kalmışlardır.
Tüm dünya halklarını, siyasi mekanizmalarını, ekonomilerini,
sosyal yapılarını etkileyen savaşlar ise yakın geçmişte
yaşanan iki dünya savaşı olmuştur. I. Dünya Savaşı’nda 20
milyondan, II. Dünya Savaşı’nda da 50 milyondan fazla insan
ölmüştür. II. Dünya Savaşı’nın aynı zamanda, tarihin en
kanlı, en büyük ve en yıkıcı savaşı olduğu bilinen bir gerçektir.
Allah ayetlerinde insanların
kendi ellerinin önden sundukları nedeniyle kötülüklerin
çıktığını haber vermiştir. Bugün dünyanın içinde bulunduğu
durum ayetin tecellisidir.
Çağımızın modern savaş teknolojisi, nükleer,
biyolojik ve kimyasal silahları savaşların etkilerini tarihte
görülmemiş boyutlara taşımıştır. Hatta geliştirilen kitle
imha silahları nedeniyle dünyanın üçüncü bir dünya savaşını
kaldıramayacağı da genel kabul görmüştür.
Tüm insanların şu an dünyanın
içinde bulunduğu durumu, yaşanan kargaşaları düşünmesi
ve ibret alması hatalardan dönülmesi için önemli bir
aşama olacaktır.
II. Dünya Savaşı sonrasındaki Soğuk Savaş,
Kore Savaşı, Vietnam Savaşı, Arap-İsrail Savaşları, İran-Irak
Savaşı ve Körfez Savaşı çağımızın en önemli olayları arasındadır.
Bölgesel savaşlar, çatışmalar ve iç savaşlar aynı anda dünyanın
birçok bölgesinde yıkıcı sonuçlara neden olmaktadır. Bosna,
Filistin, Çeçenistan, Afganistan, Keşmir ve daha pek çok
yerde yaşanan sorunlar insanlığı etkilemeye devam etmektedir.
Savaşlar kadar tüm
dünya insanlarını ilgilendiren diğer bir “kargaşa” konusu
da uluslararası ve organize terör olaylarıdır. Boston Üniversitesi’nden
Prof. Vojtech Mastny’nin belirttiği gibi, terör olayları
20. yüzyılın ortalarından sonra kat kat artmıştır.4
Gerçekte terörizmin 20. yüzyıla has bir olgu olduğunu söylemek
bile mümkündür. Irkçılık, komünizm ve benzeri ideolojik
amaçlarla ya da etnik iddialarla ortaya çıkan örgütler,
gelişen teknolojinin de yardımıyla kanlı eylemler yapmışlardır.
Dünyamızın yakın tarihindeki terör eylemleri
zaman zaman büyük kaos ortamlarına zemin hazırlamıştır.
Bu üzücü vakalarda çok kan dökülmüş, sayısız insan ölmüş
veya sakat kalmıştır. Ancak insanlık hala bu trajik olaylardan
hissesine düşen dersi almış değildir. Terör dünyanın birçok
bölgesinde, öldürücü anarşik olaylara neden olmaya devam
etmektedir.
Konuyla ilgili ayetlerde de çıkarmamız istenen
dersler yer almaktadır. Rum Suresi’nde insanların yaptıkları
şeyler dolayısıyla yeryüzünde karışıklıkların ortaya çıktığı
şöyle bildirilmektedir:
İnsanların
kendi ellerinin kazandığı dolayısıyla, karada ve denizde
fesad (karışıklık, kötülük) ortaya çıktı. Umulur ki dönerler
diye (Allah) onlara yaptıklarının bir kısmını kendilerine
taddırmaktadır. (Rum Suresi, 41)
Şunu da eklemek gerekir ki, ayette önemli bir
hatırlatma yapılmaktadır. İnsanların yaptıkları yanlışlardan
kaynaklanan acı ve üzüntüler, onları hatalarından döndürmesi
için birer fırsat mahiyetindedir.
Kısacası, “dünyanın hercü merc içinde kaldığı”
dönem içinde bulunduğumuz çağda tam anlamıyla yaşanmış ve
neticede bir kıyamet işareti daha bu şekilde tecelli etmiştir.
Aynı zamanda bu işaret, insanlara bir an önce Kuran ahlakını
yaşamaları için yapılan önemli bir uyarı olmuştur.
Büyük Şehirlerin Yok
Olması: Savaşlar ve Afetler
Hadislerde Ahir Zaman'da büyük
şehirlerin dün yokmuş gibi olacakları haber verilir.
Geçtiğimiz yüzyıl yok olan şehirlerle doludur. Atom
bombasından sonra Hiroşima (üstte) ve Çeçen şehirleri
(yanda) buna sadece iki örnektir.
Peygamberimiz (sav)’in Ahir Zaman’la ilgili
verdiği haberlerden birisi de şu şekildedir:
Büyük şehirler dün sanki yokmuş gibi
helak olur.
Kitabül Burhan Fi Alametil Mehdiyyil
Ahir Zaman, s. 38
Hadiste belirtilen büyük şehirlerin helak oluşu,
savaşlar ve çeşitli doğal afetler sonucunda meydana gelen
yıkımları akla getirmektedir. Yakın geçmişte geliştirilen
nükleer silahlar, uçaklar, bombalar, füzeler ve benzeri
çağdaş silahların savaşlarda kullanılması büyük tahribata
neden olmuştur. Bu korkunç silahlar tarihteki benzerleriyle
kıyaslanmayacak düzeyde yıkımlara yol açmıştır. Elbette
hedef konumundaki “büyük şehirler” de bu yıkımlardan birinci
derecede etkilenen yerler olmuştur. II. Dünya Savaşı’nın
benzersiz sonuçları buna bir örnek olarak verilebilir. Dünya
tarihinin en büyük savaşında, atom bombasının kullanılmasıyla
Hiroşima ve Nagasaki tamamen yerle bir olmuştur. Avrupa’nın
başkentleri ve önemli şehirleri de ağır bombardımanlar neticesinde
büyük ölçüde yıkılmıştır. Britannica Ansiklopedisi
II. Dünya Savaşı’nın Avrupa şehirlerinde neden olduğu hasarı
şöyle anlatır:
Uzmanlar 1998'deki Mitch Kasırgası'nın
Orta Amerika'da şimdiye kadar yaşanan en kötü felaket
olduğunu belirtmişlerdir.
Meydana gelen tahribat Avrupa’nın
büyük bölümünü ayın yüzeyine dönüştürmüştü: Şehirler bombardımanlar
sonucunda harap oldu, sayfiye yerleri kavruldu ve simsiyah
oldu, yollar bombaların açtığı çukurlarla kaplandı, demiryolları
kullanılamaz hale geldi, köprüler yıkıldı, limanlar batık
gemilerle doldu. Savaş sonrası Almanya’nın Amerikan Bölgesi
askeri valisi General Lucius D. Clay’in dediği gibi, “Berlin
sanki ölülerin şehri gibiydi.”5
Kısacası, II. Dünya Savaşı’nın tarihte benzeri
görülmeyen genişlikteki tahribatı hadisin işaret ettiği
olayla birebir uyuşmaktadır.
“Şehirlerin
yok olmasına” neden olan bir diğer etken de doğal afetlerdir.
Doğal afetlerin içinde bulunduğumuz çağda hem sayısal hem
de büyüklük olarak arttığı istatistiksel bir gerçektir.
Son on yılda baş gösteren iklim değişikliklerinin yol açtığı
felaketler bir dönüm noktası olarak kabul edilmektedir.
Sanayi, zararlı ve istenmeyen bir yan ürün olan küresel
ısınmaya sebep olmakta, giderek ısınan dünya atmosferindeki
dengeler bozulmakta ve böylece iklim değişiklikleri meydana
gelmektedir. 1998 yılı şimdiye kadar kaydedilen en sıcak
yıl olmuştur.6 Amerika Ulusal İklimsel
Veri Merkezi’nin kayıtlarına göre de en fazla iklimsel afet
1998’de meydana gelmiştir.7 Örneğin gözlemciler,
1998’deki Mitch Kasırgası’nın Orta Amerika’nın tarihinde
meydana gelen en kötü felaket olduğunu belirtmişlerdir.8
Sabah, 20 Şubat 2001
Geçtiğimiz asır dünyaya sayısız felaket getirmiştir.
Pek çok ülkede yıkıcı olaylar baş göstermiş, milyonlarca
insan bu felaketlerde yaşamını yitirmiştir. Bu olaylar,
hadislerde dikkat çekilen Ahir Zaman olaylarıyla büyük
bir paralellik göstermektedir. İnsanların artık bu
durumdan ibret alarak Kuran ahlakına yönelmeleri şarttır.
Son yıllardaki kasırga, fırtına, tayfun ve
hortum gibi felaketler başta Amerika kıtası olmak üzere
dünyanın birçok yerinde yıkıcı zarara neden olmuştur. Bunlara
ek olarak seller de bazı yerleşim merkezlerinin sular ve
çamur altında kalmasına yol açmıştır. Ayrıca depremler,
volkanlar ve tsunami dalgalarının yaptığı büyük tahribatlar
da unutulmamıştır. Sonuç olarak, tüm bu afetlerin “büyük
şehirlerde” sebep olduğu yıkımlar önemli birer işaret olmuşlardır.
Depremler
Sabah, 25 Haziran 2001
Depremler -hadislerde haber verildiği üzere- önemli
kıyamet alametlerindendir.
Hiç şüphesiz tarih boyunca çok az doğa olayı
depremler kadar insanlığı etkilemiştir. Her an, her yerde
meydana gelebilen depremler yüzyıllar boyunca çok sayıda
kişinin ölümüne ve astronomik boyutlarda maddi zarara yol
açmış, bu özellikleri nedeniyle insanlar için korku kaynağı
olmuştur. 20. ve 21. yüzyılın teknolojik koşulları bile
depremlerin verdiği hasarı ancak belirli ölçülerde engelleyebilmiştir.
Teknolojinin, kendilerine
doğaya hükmetme olanağı sağlayacağı hayaline kapılan bazı
insanlara ise 1995 Kobe depremi anlamlı bir ders vermiştir.
Hatırlanacağı gibi, Japonya’nın büyük endüstri ve ulaşım
merkezinde yaşanan deprem hiç beklenmedik bir anda meydana
gelmiştir. Bu deprem sadece 20 saniye sürmesine rağmen,
Time dergisinde belirtildiğine göre, 100 milyar dolar civarında
zarara neden olmuştur.9
Son
birkaç yıl içinde meydana gelen büyük ve sürekli depremler,
dünya kamuoyunun gündeminde devamlı olarak ilk sıralarda
yer almaktadır. Amerikan Ulusal Deprem Enformasyon Merkezi
verilerine bakılırsa 1999 yılında, yeryüzünde 20.832 deprem
meydana gelmiştir. Bu depremlerde tahmini olarak 22.711
insan hayatını kaybetmiştir.10
Tüm bu vakalar Peygamberimiz (sav)’in 1400
yıl önce söylediği şu sözleri akıllara getirmektedir:
Şu hadiseler meydana gelmedikçe
kıyamet kopmayacaktır… depremler çoğalacak…
Ramuz-El Ehadis, 476/11
Kıyametten önce iki büyük
hadise vardır… ve sonra da zelzeleli yıllar.
Ramuz-El Ehadis, 187/2
1995 Kobe depremi.
Kuran’da da deprem ile kıyamet arasındaki ilişkiyi
işaret eden ayetler bulunmaktadır. Kuran’ın 99. Suresi’nin
adı Zelzele (büyük sarsıntı, deprem) Suresi’dir. Sekiz ayetten
oluşan bu surede yerin şiddetli sarsıntısı tasvir edilmekte,
bunun ardından da kıyamet günü insanların diriltilecekleri
ve Allah’ın huzurunda hesap verecekleri, zerre ağırlığınca
da olsa yaptıkları işlerin karşılığını alacakları anlatılmaktadır:
Yer, o şiddetli sarsıntıyla
sarsıldığı,
Yer, ağırlıklarını dışa
atıp-çıkardığı,
Ve insan: “Buna ne oluyor?”
dediği zaman,
O gün (yer) haberlerini
anlatacaktır.
Çünkü senin Rabbin ona
vahyetmiştir.
O gün insanlar, amelleri
kendilerine gösterilsin diye bölük bölük fırlayıp-çıkarlar.
Artık kim zerre ağırlığınca
hayır işlerse, onu görür. Artık kim zerre ağırlığınca bir
şer (kötülük) işlerse, onu görür. (Zelzele Suresi, 1-8)
Fakirlik
Günümüzün ileri teknolojik
olanaklarına rağmen fakirlik hala dünyeanın en büyük
sorunlarından biridir. Birleşmiş Milletler Gıda ve
Tarım Örgütü'nün (FAO) 2000 yılı raporuna göre, 826
milyon insan yetersiz beslenmektedir.
Bilindiği gibi, fakirlik, düşük gelir düzeyi
nedeniyle insanın beslenme, barınma, kıyafet, sağlık hizmetleri
gibi temel ihtiyaçlarından yoksun kalmasıdır. İleri teknolojik
olanaklara rağmen fakirlik, günümüz dünyasının önündeki
başlıca sorunlardan biridir. Halen Afrika, Asya, Güney Amerika
ve Doğu Avrupa’da pek çok insan her gün açlıkla içiçe yaşamaktadır.
Sömürgecilik ve vahşi kapitalizm dünyadaki gelir dağılımının
geri kalmış ve gelişmekte olan ülkeler aleyhine bozulmasına
neden olmuştur. Dünyada az sayıdaki mutlu azınlık ihtiyaçlarından
fazlasına sahip iken fakirlik ve yoksulluğun getirdiği sorunlarla
mücadele eden önemli sayıda insan bulunmaktadır.
Günümüzde dünya genelinde fakirlik çok ciddi
boyutlara ulaşmış durumdadır. UNICEF’in son raporları göz
önünde tutulursa, dünya nüfusunun dörtte biri “tasavvur
edilemez sıkıntı ve yokluk koşullarında” yaşamaktadır.11
Bir milyar üç yüz milyon kişi günde 1 dolar, üç milyar kişi
de günde 2 dolar ile geçinmektedir.12
Yaklaşık bir milyar üç yüz milyon insan temiz sudan, iki
milyar altı yüz milyon insan temel sağlık hizmetlerinden
yoksundur.13
Fakir-zengin ayrımına yol
açan sosyal adaletsizliğin temel nedeni elbette Kuran
ahlakının yaşanmamasıdır.
Birleşmiş Milletler
Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) 2000 yılı raporuna göre,
826 milyon insan yetersiz beslenmektedir. Diğer bir ifadeyle
her altı kişiden biri açlık çekmektedir.14
Gelir
dağılımındaki adaletsizlik de son birkaç on yıl içinde aşırı
derecede, düşünülenin çok ötesinde büyümüştür. Birleşmiş
Milletler kaynakları göstermektedir ki 1960’da dünya nüfusunun
en fakir %20’si ile en zengin %20’si arasındaki gelir oranı
1’e 30 iken, 1995’te 1’e 82 olmuştur.15
Sosyal adaletteki çöküşe bir örnek de dünyanın en zengin
225 şahsının servetinin dünya nüfusunun %47’sinin senelik
gelirine eşit hale gelmesidir.16
İstatistiklerin ortaya koyduğu bu güncel veriler
aynı zamanda, Peygamberimiz (sav)’in sözünü ettiği fakirliğin
artacağı haberinin de göstergeleridir. Ahir Zaman’ın ilk
döneminin belirtileri olan fakirlik ve açlık hadislerde
şöyle bildirilmiştir:
Sizden, faziletli ve varlıklı
olanlar, yakınlara,yoksullara ve Allah yolunda hicret
edenlerevermekte eksiltme yapmasınlar, affetsinler
ve hoşgörsünler. Allah'ın sizi bağışlamasını sevmez
misiniz? Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.(Nur
Suresi, 22)
Fakirler çoğalacak.
Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve
Ahirzaman Alametleri, s. 455
Açlık ve hayat pahalılığı
alabildiğine yayılacak.
Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve
Ahirzaman Alametleri, s. 440
Peygamberimiz (sav)’in işaret ettiği dönemin
günümüz koşullarını tasvir ettiği açıktır. Geçmiş yüzyıllara
bakıldığında kuraklık, savaşlar veya felaketler gibi nedenlerle
zorluk ve sıkıntılar yaşandığı fakat bunların geçici ve
bölgesel boyutlarda kaldığı görülmektedir. Oysa içinde bulunduğumuz
çağda yaşanan fakirlik ve geçim zorlukları kalıcı, düzenli
ve büyük ölçekli bir yapı taşımaktadır.
Şüphesiz Rabbimiz sonsuz şefkat ve merhamet
sahibidir; insanlara zulmedici değildir. Ancak insanlar
yaptıkları kötülük ve nankörlükler nedeniyle yoksulluk ve
sıkıntılara zemin hazırlamaktadırlar. Elbette böyle haksız
ve üzücü durumlar dini, ahlaki ve vicdani değerlerden yoksun,
bencillik ve çıkar ilişkileri üzerine kurulu bir dünya düzeninin
kaçınılmaz sonucudur.
3 Bediüzzaman
Said Nursi, Şualar, s. 360, Şaban Döğen, Mehdi ve Deccal,
Gençlik Yayınları, İstanbul, 1998, s.15 4 M. Encarta Encyclopedia 2000, “Terrorism” 5 Britannica Encyclopedia 2000, “The blast
of World War II” 6 BBC News Online, “The first horseman:
Environmental disaster”, Aralık 1999, http://news.bbc.co.uk/hi/english/sci/tech/newsid_563000/563127.stm 7 National Climatic Data Center, “Billion
Dollar U.S. Weather Disasters”, Ekim 2000, http://www.ncdc.noaa.gov/ol/reports/billionz.html 8 M. Encarta Encyclopedia 2000, “Central
America” 9 Time, 6 Şubat 1995, “Economic Aftershock” 10 US Geological Survey National Earthquake
Information Center, “Earthquake Facts and Statistics”, 2000,
http://wwwneic.cr.usgs.gov/ neis/eqlists/eqstats.html, http://wwwneic.cr.
usgs.gov/neis/bulletin/1999_stats.html 11 UNICEF, “Children and Poverty: Key Facts”,
2000, http://www.unicef.org/copenhagen5/ factsheets.htm 12 Manufacturing Dissent, “World Statistics
– The Rich and the Poor”, 1999,
http://www.reagan.com/HotTopics.main/HotMike/document-8.13.1999.6.html 13 UNICEF, “Children and Poverty: Key Facts”,
2000, http://www.unicef.org/copenhagen5/ factsheets.htm 14 FAO, “The state of food insecurity in
the world”, 2000, http://www.fao.org/FOCUS/ E/SOFI00/sofi001-e.htm 15 Human Development Report 1998, United
Nations Development Programme, New York, Eylül 1998- www.oneworld.org/ni/issue310/facts.htm 16 Manufacturing Dissent, “World Statistics
– The Rich and the Poor”, 1999,
http://www.reagan.com/HotTopics.main/HotMike/document-8.13.1999.6.html
Bu
sitenin hazırlanmasında Adem Yakup'un eserleri kaynak olarak
alınmıştır.