|
İSKELET SİSTEMİNDEKİ MÜKEMMEL TASARIM
Gülme, koşma, yürüme, oturma, kalkma, ayakta durma,
yatma, yazı yazma… Her insan bütün bu hareketleri kemikleri sayesinde
yapar. İnsan bedeninin çatısı 206 tane sert parçanın biraraya gelmesiyle
oluşmuştur. İnsan vücudunda bulunan ve her biri farklı fonksiyonlara
sahip olan kemikler, Allah'ın yaratma sanatının yüceliğinin bir
örneğidir.
Kemiklerin biraraya gelmesiyle oluşan iskelet, başlı
başına bir mühendislik harikasıdır. Vücudun yapısal destek sistemidir.
Aynı zamanda beyin, kalp, karaciğer gibi hayati organların korumasını
yapar, iç organlara destek olur. İnsan vücuduna, hiçbir yapay makine
tarafından taklit edilemeyen üstün bir hareket kabiliyeti verir.
Dahası kemik dokusu çoğu kimsenin zannettiği gibi cansız
değildir. Kemik dokusu vücutta kalsiyum, fosfat gibi birçok önemli
mineralin bankasıdır. Vücudun ihtiyacına göre bu mineralleri depo
eder veya daha önceden depo ettiklerini vücuda verir. Bütün bunların
yanı sıra kırmızı kan hücrelerinin üretimi de kemik iliği tarafından
yapılır.
İSKELET SİSTEMİNİN DAYANIKLILIĞI
İskelet bütün olarak mükemmel bir işleve sahip olmasının
yanında, onu oluşturan kemikler de üstün bir yapıya sahiptir. Vücudun
taşınması ve korunması gibi önemli bir görevi üstlenen kemiklerimiz,
bu işi rahatlıkla yerine getirebilecek kapasite ve sağlamlıkla yaratılmıştır.
Hatta bu yönde oldukça geniş bir güvenlik payı bırakılmış ve vücudun
muhatap olacağı zor durumlar da hesaba katılmıştır. Örneğin; uyluk
kemiği, dikey durumda bir ton ağırlığı kaldırabilecek kapasitededir.
Nitekim atılan her adımda bu kemiğimize vücut ağırlığımızın üç katı
yük binmektedir. Hatta sırıkla yüksek atlama yapan bir atlet yere
inerken kalça kemiğinin her santimetrekaresi 1400 kiloluk bir basınca
maruz kalır. O halde, kemik denen ve bir tek hücrenin bölünmesi
sonucunda ortaya çıkan bu yapıyı, bu kadar kuvvetli kılan nedir?
Kemiklerdeki kusursuz yaratılışı anlamak için günümüz
teknolojisinden bir örnek vermek doğru olur. Yirminci yüzyılın ikinci
yarısına kadar oldukça zor yapılan büyük ve yüksek yapılar, teknolojinin
ilerlemesiyle gelişti. Kullanılan teknolojilerden en önemlisi kafes
sistemleriydi. Bu yöntemde yapının taşıyıcı elemanları, birbiri
içine geçmiş, kafes şeklinde çubuklardan oluşmaktaydı. Bilgisayar
yardımıyla yapılan hesaplar sayesinde, büyük köprüler ve endüstriyel
yapılar çok daha dayanıklı ve daha ucuza inşa edildi.
Kemiklerin iç yapısı da, insanların binalarda ve köprülerde
kullandığı kafes yapı sistemine benzer bir yapıda inşa edilmiştir.
Önemli bir farkla; kemik içindeki sistem, insanın geliştirdiğinden
çok daha üstün ve karmaşıktır. Bu sayede kemikler, hem son derece
sağlam, hem de insanın rahatlıkla kullanabileceği hafiflikte olurlar.
Eğer aksi olsaydı, yani kemiklerin içi, dışı gibi sert ve tamamen
dolu olsaydı, hem kemiklerin ağırlığı insanın taşıyabileceğinin
çok üzerinde olurdu, hem de kemiğin yapısı gevrek ve sert olup en
küçük bir darbede çatlayabilir veya kırılabilirdi. www.imanhakikatleri.com
KEMİKLERİN ESNEKLİĞİ
İnsan vücudundaki kemiklerin esneklikleri ihtiyaca
göre değişebilir. Örneğin kadınlarda leğen kuşağı kemikleri, hamileliğin
son aylarına doğru gevşer ve birbirinden biraz ayrılırlar. Bu gevşeme
sayesinde bebeğin başı doğum sırasında ezilmeden dışarı çıkabilir.
Acaba leğen kemiği, dünyaya yeni gelecek bir canlının başının ezilmemesi
için kendisini daha esnek bir hale getirmeye nasıl karar vermektedir?
Böylesine önemli bir ayarlama, evrimin yani tesadüflerin
bir hediyesi asla olamaz. Açık olan tek gerçek vardır. Tüm bunların
cevabı kusursuz ve planlı bir yaratılıştır.
Kemiklerin esnekliğine başka bir örnek olarak bebekleri
verelim. Bebeklerin kafatası ve diğer kemikleri çok yumuşaktır ve
birbirleri üzerinde az da olsa hareket edebilirler. Bu esneklik
sayesinde bebeğin başı doğumda bir hasar görmeden çıkabilir. Eğer
bu kafatası kemikleri doğum sırasında sert olsaydı, anne karnından
çıkarken çatlayabilir hatta kırılarak bebeğin beyninde büyük hasarlara
yol açabilirdi. www.insanmucizesi.com
İSKELETLERİN HAREKET KABİLİYETİ
İskeletlerin hareket kabiliyeti de üzerinde durulması
gereken önemli bir ayrıntıdır. Her adım atışımızda omurgamızı meydana
getiren omurlar birbiri üstünde hareket eder. Bu sürekli hareket
ve sürtünme, omurların aşınmasına neden olabilir. Oysa bunu önlemek
için her bir omur arasına disk denilen dayanıklı kıkırdaklar yerleştirilmiştir.
Bu diskler amortisör görevi yapar. Dahası her adım atışta, vücut
ağırlığı yüzünden yerden vücuda bir tepki kuvveti gelir. Bu kuvvet,
omurganın sahip olduğu amortisörler ve "kuvvet dağıtıcı" kıvrımlı
şekli sayesinde, vücuda zarar vermez. Eğer tepkiyi azaltan esneklik
ve özel yapı olmasaydı, ortaya çıkan kuvvet doğrudan kafatasına
iletilirdi ve her adım attığımızda beynimiz sarsılırdı.
Tüm bunlar insan bedeninin çok mükemmel bir tasarımın,
daha doğrusu bir yaratılışın ürünü olduğunu göstermektedir. İnsan
bu mükemmel tasarım sayesinde birbirinden çok farklı hareketleri
büyük bir hız ve rahatlık içinde yerine getirir. Oysa böyle olmayabilirdi.
Çok daha sert, çok daha kaba bir iskeletimiz olabilirdi. Örneğin
tüm bacağımızın tek bir uzun kemikten meydana geldiğini düşünün.
Böyle bir durumda yürümek büyük bir sorun haline gelecek, son derece
hantal ve hareketsiz bir bedenimiz olacaktı. Bir yere oturmak bile
güçleşecek, bu tür hareketler sırasındaki zorlamalar nedeniyle bacak
kemiği kolaylıkla kırılabilir hale gelecekti.
Oysa yapmak istediğimiz her harekete izin veren, dahası
bunları kolaylaştıran ve güvenli hale getiren bir iskeletimiz vardır.
Fakat biz ne iskeletimizin tasarımını yaptık, ne de kemiklerimizi
meydana getirdik. Bunları herhangi bir tesadüfi güç ya da doğal
bir süreç de meydana getirmedi. Bunları bizim için en mükemmel şekilde
yaratan Allah'tır. Yüce Rabbimiz bir ayette şöyle buyurmuştur:
"... Kemiklere de bir bak nasıl biraraya getiriyoruz,
sonra da onlara et giydiriyoruz?" (Bakara Suresi, 259)
İnsana düşen bu gerçeği düşünmek ve kendisini yaratmış
olan Allah'ın gücünü takdir edip, O'na şükretmektir. Kemikleri ilk
kez yaratıp sonra da onlara et giydiren Allah, bunu dilediği zaman
dilediği şekilde yapmaya kadirdir. Allah bu gerçeği Kuran'da şöyle
bildirir:
İnsan, Bizim kendisini bir damla sudan yarattığımızı
görmüyor mu? Şimdi o, apaçık bir düşman kesilmiştir. Kendi yaratılışını
unutarak Bize bir örnek verdi; dedi ki: "Çürümüş-bozulmuşken, bu
kemikleri kim diriltecekmiş?" De ki: "Onları, ilk defa yaratıp-inşa
eden diriltecek. O, her yaratmayı bilir." (Yasin Suresi, 77-79)
  
|