RİSALE-İ NUR KÜLLİYATI’NDA
HZ. İSA VE HZ. MEHDİ GERÇEĞİ
SÖZLER KİTABINDAN ALINTILAR
İSTİKBAL-İ
DÜNYEVİYEDE (dünyanın
geleceğinde) 1400 SENE SONRA1 GELECEK2 bir HAKİKATİ3 asırlarında KARİB (yakın) ZANNETMİŞLER.4
(Sözler, s. 318)
Bediüzzaman bu sözüyle, bazı şahısların Hz.
Mehdi'nin geçmişte geldiğini düşünerek yanıldıklarını belirtmiş
ve Hz. Mehdi'nin geliş zamanı hakkında bilgi vermiştir:
1) İSTİKBAL-İ DÜNYEVİDE
(DÜNYANIN GELECEĞİNDE) 1400 SENE SONRA:
Bediüzzaman
bu sözleriyle İslam tarihinde pek çok kişinin
Hz. Mehdi'nin kendi dönemlerinde geleceğini düşünerek
yanıldıklarını belirtmiş ve Hz. Mehdi'nin, Peygamberimiz
(sav)'den “1400
SENE SONRA” geleceğini
hatırlatmıştır. Bu çok önemli bir bilgidir. Bediüzzaman
burada ne 1373, ne 1378 ne 1398 ne de başka bir
tarih vermemiş tam olarak 1400 yıl sonrasından
bahsetmiştir. Bu tarih Miladi 1980 yılına denk
gelmektedir. Hicri 13. yüzyılın müceddidi olarak
Hicri 14. yüzyıla kadar müceddidlik görevini yerine
getiren Bediüzzaman, Hicri 1379 yani Miladi olarak
1960 yılında vefat etmiştir. Dolayısıyla Bediüzzaman
Hz. Mehdi'nin gelişi için kendi yaşadığı dönemden
çok ileriki bir tarihi belirtmektedir. Bediüzzaman
bu açıklamasıyla, açık ve kesin bir tarih vererek
kendisinin Hz. Mehdi olmadığını ifade etmekte,
Hz. Mehdi'nin kendi vefatından yaklaşık 20 sene
kadar sonra geleceğini müjdelemektedir.
Bediüzzaman
ayrıca risalelerinde Peygamberimiz (sav)'in hadislerine
dayanarak “her
yüz yıl başında bir müceddid gönderileceğini”
hatırlatmıştır. Bediüzzaman “1400 YIL SONRA” tarihini
vererek aynı zamanda “14.
ve 15. yüzyıllar arasında görev yapacak olan müceddidin
de Hz. Mehdi olduğunu” haber vermektedir.
2)
GELECEK:
Bediüzzaman
Hz. Mehdi için “1400 sene sonra
GELECEK” ifadesini kullanarak, Hz.
Mehdi'nin kesin olarak “geleceğini” müjdelemektedir.
Bediüzzaman bu sözleriyle Hz. Mehdi'nin manevi
bir kişi olmadığını, “belirtilen tarihte
gelecek bir şahıs olduğunu” açıklamaktadır.
Bediüzzaman
verdiği bu bilgiyle ayrıca Hz. Mehdi'nin geçmişte
ve Bediüzzaman'ın kendi yaşadığı dönemde henüz
gelmemiş olduğu konusuna da açıklık kazandırmaktadır.
Çünkü dikkat edilirse Bediüzzaman “Hz.
Mehdi geldi ya da gelmiş” dememekte, “gelecek
zaman”
belirten bir kelime kullanmakta ve “GELECEK” demektedir.
3) HAKİKATİ:
Bediüzzaman
Hz. Mehdi için “HAKİKAT”
kelimesini kullanmıştır. Bediüzzaman bu ifadesiyle,
Hz. Mehdi'nin gelişinin bir hakikat yani hiçbir
şüpheye yer bırakmayacak kadar “kesin
bir GERÇEK” olduğunu belirtmiştir.
Bediüzzaman
bu sözüyle ayrıca, Hz. Mehdi'nin gelişinden önce
Mehdi olduğu sanılan şahısların aksine, “1400 sene sonra gelecek
olan Mehdi'nin bir hakikat” olacağını belirtmiştir.
Yani bu kutlu zatın, Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde
müjdelediği tüm özelliklere sahip olan “GERÇEK
MEHDİ" olacağını
ve bu özellikleriyle Mehdi sanılan kişilerden ayırt
edilip tanınacağını hatırlatmıştır.
4) KARİB (YAKIN) ZANNETMİŞLER:
Bediüzzaman
daha önce de birçok kişinin, Hz. Mehdi’nin geliş tarihi
ile ilgili çeşitli kanaatlere kapıldıklarını ve
bu mübarek zatın “kendi yaşadıkları yüzyıla
yakın” bir tarihte geleceğini sandıklarını
belirtmiştir. Ancak Bediüzzaman “KARİB (YAKIN)
ZANNETMİŞLER”
diyerek söz konusu kişilerin Hz. Mehdi'nin önceki
tarihlerde çıkmış olabileceğini düşünmekle yalnızca
bir “zanda bulunduklarını”
ancak yanıldıklarını hatırlatmıştır. Gerçekte ise
Hz. Mehdi’nin
“Hicri 1400 yılında”
geleceğini ve bu tarihten sonra faaliyetlerine
başlayacağını bildirmiştir. Nitekim Bediüzzaman'ın
verdiği bu tarih Peygamber Efendimiz (sav)'in hadislerinde
verilen bilgilerle tam bir uyum halindedir.
Şimdi, HZ. MEHDİ GİBİ EŞHASIN (şahısların)5 hakkındaki
rivayatın (rivayetlerin) ihtilafatı (farklılıkları)
ve sırrı şudur ki: Ehadisi tefsir edenler (hadisleri
açıklayanlar), metn-i ehadisi tefsirlerine (hadis
metinlerindeki açıklamalarına) ve istinbatlarına
(gizli manaları meydana çıkarmalarına) tatbik etmişler
(uygulamışlar). Mesela: MERKEZ-İ SALTANAT6 o
vakit Şam’da veya Medine’de olduğundan,
vukuat-ı Hz. Mehdiyye veya Süfyaniyye’yi (Hz.
Mehdi ve Süfyan ile ilgili olayları) MERKEZ-İ
SALTANAT6 civarında
olan Basra, Kufe,
Şam gibi yerlerde tasavvur (düşünerek) ederek
öyle tefsir etmişler (açıklamışlar).
(Sözler, s. 359)
Bediüzzaman, son
saltanat ve Halifeliğin merkezi İstanbul’da olduğu
için Hz. Mehdi ile ilgili olayların da bu şehirde gerçekleşeceğini
bildirmiştir:
5) HZ. MEHDİ GİBİ
EŞHASIN (ŞAHISLARIN):
Peygamberimiz
(sav) hadislerinde, kendisinden sonra gelecek
birçok şahıs olacağını bildirmiştir. Bu kişilerin
bazıları gelmiş, vazifelerini yapıp vefat etmişlerdir.
Her yüzyıl başında gönderilen müceddidler bunlardan
bazılarıdır. Peygamberimiz (sav)’in geleceğini
haber verdiği şahısların bazıları da halen beklenmektedir.
Bediüzzaman da eserlerinde halen beklenmekte
olan bu ahir zaman şahısları hakkında hadisler
doğrultusunda detaylı bilgiler vermiştir. Hz.
İsa ve Hz. Mehdi'nin yanı sıra, Deccal ve Süfyan
(hadislerde ahir zamanda
İslam dünyası içerisinde ortaya çıkacağı ve Hz.
Mehdi'ye karşı mücadele edeceği bildirilen ve Süfyan-ı
Deccal olarak anılan şahıs) gibi inkara dayalı
bir mücadele verecek ahir zaman şahısları da Bediüzzaman'ın
bilgi verdiği bu kişiler arasındadır.
Bediüzzaman
buradaki “HZ.
MEHDİ GİBİ EŞHASIN (ŞAHISLARIN)” sözleriyle
öncelikle çok açık bir şekilde Hz. Mehdi'nin manevi
bir varlık olmadığını, “BİR
ŞAHIS OLDUĞUNU” belirtmiştir. Bediüzzaman
bu ifadesiyle ayrıca Hz. Mehdi gibi, diğer ahir
zaman şahıslarının da manevi kişilikler olmadıklarını,
aynı şekilde “BİRER ŞAHIS” olduklarını
açıklamıştır. Kuşkusuz ki Bediüzzaman'ın bu sözleri,
ahir zaman şahıslarından bir kısmının birer “şahıs”,
bir kısmının ise birer “şahsı manevi” olarak
gelecekleri iddialarını geçersiz kılmaktadır. Çünkü
Bediüzzaman
“Hz. Mehdi gibi şahıslar”
sözleriyle bunların tümünü kapsayan ve hepsi için “ŞAHIS”
tanımlamasını yapan bir ifade kullanmaktadır. Nitekim
Bediüzzaman eserlerinde Deccal ve Süfyan’ın
birer şahıs olduklarını ne kadar net bir şekilde
açıklamışsa, Hz. İsa ve Hz.
Mehdi konusunda da bu gerçeği o kadar açık ve anlaşılır
ifadelerle dile getirmiştir. Deccal'in de fiziksel
özelliklerini anlatmış, Hz. İsa ve Hz. Mehdi'nin
de fiziksel özelliklerini tarif etmiştir. Dolayısıyla
Hz. İsa ve Hz. Mehdi'nin birer şahsı manevi olacakları
düşüncesi, Bediüzzaman'ın bu açıklamalarına tamamıyla
ters düşmektedir. Bediüzzaman bu sözünde Hz. Mehdi'den
açıkça bir şahıs kelimesini kullanarak bahsetmekte
ve aksi yöndeki düşüncelerin geçersizliğini ortaya
koymaktadır.
6) MERKEZ-İ SALTANAT:
Peygamberimiz
(sav)'in hadislerini açıklayanlar, o dönemlerde
saltanatın merkezi Basra, Şam, Kufe gibi yerlerde
olduğu için Hz. Mehdi ile ilgili olayların bu
civarlarda gerçekleşeceğini düşünmüşlerdir. Ancak
Bediüzzaman, son saltanat ve Halifeliğin merkezi
İstanbul’da olduğu
için Hz. Mehdi ile ilgili olayların da bu şehirde
gerçekleşeceğini bildirmiştir. Bu ifadelerle Bediüzzaman
ahir zaman ile ilgili rivayet ve açıklamaların
daha iyi anlaşılmasını sağlamaktadır.
Hem şu sırdandır ki; MEHDİ,
SÜFYAN GİBİ AHİR ZAMANDA GELECEK EŞHASLARI7 çok
zaman evvel hatta tabiin (Peygamberimiz (sav)'i
sağ iken görmüş olan müminlerle, yani Ashab’la
görüşmüş ve onlardan ders almış olan salih Müslümanlar)
zamanında onları beklemişler yetişmek emelinde
bulunmuşlar.”
(Sözler, s. 358)
Bediüzzaman, geçmişte yaşamış Müslümanların
da, Hz. Mehdi ve Süfyan gibi ahir zaman şahıslarının çıkışlarını,
kendi dönemlerinde beklediklerini belirtmiştir:
7) MEHDİ, SÜFYAN GİBİ
AHİR ZAMANDA GELECEK EŞHASLARI:
Bediüzzaman
buradaki ifadesinde de “MEHDİ, SÜFYAN GİBİ
AHİR ZAMANDA GELECEK EŞHASLARI (ŞAHISLAR)” diyerek,
ahir zamanda gelecek olan Hz. Mehdi'nin ve ona
karşı mücadele vereceği bildirilen Süfyan’ın “BİRER
ŞAHIS OLDUKLARINI”
Sözler adlı eserinde “2.
BİR KEZ”
daha belirtmiştir. Bediüzzaman Risale-i Nur’da
yer alan, Hz. Mehdi ve ahir zaman şahıslarından
bahsettiği tüm sözlerinde hep aynı ifadeleri kullanmış,
bu kişilerden “şahıs”,
“zat” gibi kelimelerle bahsetmiştir.
Bediüzzaman bu sözünde de bu gerçeği bir kez daha
ifade etmektedir.
Ayrıca
Bediüzzaman, bu kitabında Hz. Mehdi için “2. DEFA” kullandığı
“GELECEK” kelimesiyle,
Hz. Mehdi'nin “ilerideki
bir tarihte gelecek bir şahıs olduğunu” ikinci
bir kez daha vurgulamıştır. Bediüzzaman bu yolla,
yaşadığı dönemde Hz. Mehdi'nin henüz gelmemiş olduğunu
açık bir şekilde ifade etmektedir.
Bu
sitenin hazırlanmasında Adem Yakup'un eserleri kaynak olarak
alınmıştır.