HZ. İSA, HZ. MEHDİ VE DECCAL
NEDEN TANINAMAZ? (Şahs-ı Manevi Yanılgısının Etkisi)
Bediüzzaman Hz. Mehdi'nin
Gelişini Nasıl Müjdelemiştir?
Bediüzzaman, Risalelerin
birçok yerinde, gelecekte gerçekleşecek önemli olaylardan
bahsetmiştir. Bunlar arasında ahir zaman alametleri ve Mehdi
konusu ise çok geniş bir yer tutmaktadır. Bediüzzaman "hakiki
beklenen ve bir asır sonra gelecek olan zat"7
şeklinde ifade ettiği Hz. Mehdi'nin gelişinin, Allah'ın bir
vaadi olduğunu ve mutlaka gerçekleşeceğini şöyle bildirmiştir:
Ahir zamanın en büyük fesadı zamanında
(fitnelerin olduğu, karışık bir zaman), elbette en büyük
BİR MÜCTEHİD (ihtiyaç hasıl olduğunda ayet
ve hadislerden hüküm çıkaran büyük İslam alimi ve önderi),
hem en büyük BİR MÜCEDDİD (dini açıklayan
büyük alim), hem HAKİM, hem MEHDİ
(hidayete vesile olan), hem MÜRŞİD (doğru
yolu gösteren), hem KUTB-U AZAM (en büyük
yol gösterici) olarak BİR ZAT-I NURANİYİ
(Nurani bir şahsı) gönderecek ve O ZAT da, Ehl-i beyt-i
Nebeviden (Peygamberimiz (sav)'in soyundan) olacaktır...
Kadir-i Zülcelal HZ. MEHDİ İLE DE, ALEM-İ İSLAM'IN
ZULÜMATINI (İslam aleminin üzerindeki karanlıkları) DAĞITABİLİR.
Ve vaad etmiştir, vaadini elbette yapacaktır.8
Bediüzzaman, hem kendisinden sonraki asırda gelecek olan
müceddid olması, hem de 1400 senedir tüm Müslümanların şevk
ve heyecanla beklediği kutlu bir şahıs olması nedeniyle, eserlerinde
Hz. Mehdi'den çok açık ve detaylı olarak bahsetmiştir. Risale-i
Nur'da ahir zaman alametlerinden, Hz. İsa'nın yeryüzüne ikinci
kez gelişinden, Hz. Mehdi'nin cemaatinden, görevlerinden ve
Hz. İsa ile birlikte hareket edeceğinden söz edilmektedir.
Bunun yanı sıra Hz. Mehdi'nin geliş vakti, geleceği ortamın
şartları, göreve başlayacağı yer, onu diğer müceddidlerden
ayıran görevleri ve bu görevinde ona yardım edecek şahıslar
hakkında da önemli bilgiler verilmektedir.
Bediüzzaman kendisinin Hz. Mehdi'ye zemin hazırlayan bir öncü
olduğunu bildirmiştir
Bediüzzaman, Hz. Mehdi ve yardımcılarını "baharda
gelecek kudsi çiçekler" kendisini ise, "bu
mübarek şahsın neferi (askeri)" olarak nitelendirmiş,
yapmakta olduğu hizmetleriyle Hz. Mehdi'ye zemin hazırladığını
belirtmiştir:
O ileride gelecek ACİB ŞAHSIN
(şaşılan ve hayret uyandıran) bir hizmetkarı ve ONA
yer hazır edecek bir dümdarı (önceden gelen takipçisi) ve
O BÜYÜK KUMANDANIN pişdâr bir neferi (öncü
bir askeri) olduğumu zannediyorum.9
Çok zaman evvel bir ehl-i velâyetten
işittim ki; O ZAT, eski velilerin gaybi
işaretlerinden istihrac etmiş (bir anlam çıkartmış) ve kanaati
gelmiş ki: "Şark tarafından bir nur zuhur edecek, bid'atlar
zulümatını (dine sonradan girmiş olan hurafelerin oluşturduğu
karanlığı) dağıtacak." Ben, böyle bir nurun zuhuruna (ortaya
çıkışını) çok intizar ettim (gözledim) ve ediyorum. Fakat
çiçekler baharda gelir. Öyle kudsi çiçeklere zemin hazır
etmek lâzım gelir. Ve anladık ki, bu hizmetimizle O
NURANİ ZATLARA zemin izhar ediyoruz (hazırlıyoruz).10
Said Nursi, Kastamonu Lahikası'nda Hz. Mehdi ve cemaatini
"ahirzamanın sahipleri" olarak nitelendirirken,
Hz. Mehdi'nin Allah'ın izniyle kesin olarak geleceğini de
açıkça ifade etmiştir. Hz. Mehdi ve öğrencilerinin etki alanlarının
gittikçe genişleyeceğini ve onların bu ihlaslı çabalarıyla
güzel sonuçlar alacaklarını haber vermiştir:
Ta ahir zamanda, hayatın geniş dairesinde
asıl sahipleri, yani MEHDİ ve ŞAKİRTLERİ (talebeleri), Cenab-ı
Hakk'ın izniyle gelir, o daireyi genişletir ve o tohumlar
sünbüllenir. Bizler de kabrimizde seyredip Allah'a şükrederiz.11
1) Bediüzzaman bu sözünde Hz. Mehdi'nin geleceğinden hiçbir
şüpheye yer bırakmayacak kadar açık bir şekilde bahsetmektedir.
2) Yine bu sözünden Bediüzzaman'ın Hz. Mehdi'den bir şahsı
manevi olarak değil, ZATIYLA ve TALEBELERİYLE
birlikte gelecek bir şahıs olarak bahsettiği de açıkça anlaşılmaktadır.
Bediüzzaman, Hz. Mehdi'nin diğer müceddidlerden farkını nasıl
açıklamıştır?
Bediüzzaman, Kuran ahlakını dünya üzerinde
hakim kılmak amacıyla önceki asırlarda da bazı Müslüman şahısların
geldiğini, ancak bunların hiçbirinin, ahirzamanda Hz. Mehdi'nin
yapacağı üç önemli görevi yerine getirmediklerini ifade etmiştir.12
Said Nursi ayrıca Hz. Mehdi'den önce gelmiş olan bu şahısların,
Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde belirttiği özelliklere
uymadıklarını da belirtmiştir:
Ayrıca hem iki Deccal'in sıfatları ve halleri
ayrı ayrı olduğu halde, mutlak gelen rivayetlerde iltibas
oluyor (karıştırılıyor), biri öteki zannedilir. Hem "BÜYÜK
MEHDİ"nin halleri SABIK MEHDİLERE
(önceki Mehdilere) işaret eden rivayetlere mutabık (uygun)
çıkmıyor, hadis-i müteşabih (birçok anlama gelebilecek
hadis) hükmüne geçer.13
"BÜYÜK MEHDİ" ve SABIK MEHDİLER
1) Bediüzzaman bu sözünde iki ayrı tür Mehdi olduğunu açıklamıştır.
Bunlardan birincisinin SABIK MEHDİLER diğerinin
ise ahir zamanda gelecek olan BÜYÜK MEHDİ
olduğunu belirtmiştir.
2) Sabık Mehdilerin özellikleri hadislerde rivayet edilen
"Büyük Mehdi"nin özelliklerine benzememektedir.
3) Said Nursi, Hz. Mehdi dışında hiçbir müceddidin Hz. Mehdi'nin
yerine getireceği üç büyük görevi birarada yerine getiremeyeceğini
belirtmiştir:
Çok defa mektuplarımda işaret ettiğim
gibi, MEHDİ AL-İ RESUL'ÜN TEMSİL ETTİĞİ KUDSİ CEMAATİNİN
ŞAHS-I MANEVİSİNİN üç vazifesi var. Eğer çabuk
kıyamet kopmazsa ve beşer (insanlar) bütün bütün yoldan
çıkmazsa, o vazifeleri onun cemiyeti ve seyyidler (Peygamberimizin
(sav) soyundan gelenler) cemaati yapacağını rahmet-i İlahiyyeden
(Allah'ın rahmetinden) bekliyoruz. Ve ONUN ÜÇ BÜYÜK
VAZİFESİ OLACAK.14
A)... MEHDİ AL-İ RESUL'ün temsil ettiği KUDSİ CEMAATİNİN...
1) Bediüzzaman bu sözünde Hz. Mehdi'den ve onun kudsi cemaatinden
bahsetmiştir. Buradan bu ikisinin ayrı kavramlar olduğu anlaşılmaktadır;
- Kudsi cemaati temsil eden kimdir? Mehdi Al-i
Resul'dür.
- Hz. Mehdi neyi temsil etmektedir? Kudsi cemaatini.
2) HZ. MEHDİ'NİN BAŞINDA BULUNDUĞU ve ONUN TEMSİL
ETTİĞİ bir cemaati olacaktır. Bu kudsi cemaat, Hz.
Mehdi'nin şahsı manevisini oluşturacaktır.
B)... MEHDİ AL-İ RESUL'ün... ÜÇ
VAZİFESİ var.
- Bediüzzaman burada ahir zamanda gelecek olan Hz. Mehdi'nin
bir veya iki görevi değil tam olarak ÜÇ GÖREVİ
olduğundan ve onun temsil ettiği cemaatiyle birlikte bu üç
görevi birden yerine getireceğinden bahsetmiştir.
- Bu üç görevin, onu diğer sabık Mehdilerden ayıran ve onun
BÜYÜK MEHDİ olmasının en önemli alametlerinden
olduğunu bildirmiştir.
- Bediüzzaman sözlerinde Siyaset Mehdisi,
Saltanat Mehdisi ya da Diyanet Mehdisi
diye bir ayrım yapmamış, BÜYÜK MEHDİ ifadesiyle bahsettiği
Hz. Mehdi'nin bu üç özelliğe birden sahip olacağını belirtmiştir.
C)... o vazifeleri ONUN cemiyeti ve seyyidler
(Peygamberimiz (sav)'in soyundan gelenler) cemaatinin
yapacağını rahmet-i İlahiyyeden (Allah'ın rahmetinden)
bekliyoruz..."
- Üstad, "O vazifeleri ONUN cemiyetinin yapacağını Allah'tan
umuyoruz" sözleriyle bu görevleri Hz. Mehdi'nin başında
bulunduğu ve onun temsil ettiği kudsi cemaatin gerçekleştireceğini
açıklamıştır.
D)... Ve ONUN üç büyük vazifesi olacak...
-Bu üç büyük vazifeyi gerçekleştirecek olanın HZ. MEHDİ olduğunu
Bediüzzaman sözlerinin sonunda bir kez daha belirtmiştir.
...
BÜYÜK MEHDİ'NİN ÇOK VAZİFELERİ VAR. Ve SİYASET ALEMİNDE,
DİYANET ALEMİNDE, SALTANAT ALEMİNDE, MÜCADELE ALEMİNDE ÇOK
DAİRELERDE İCRAATLARI OLDUĞU GİBİ, her bir asır me'yusiyet
(ümitsizlik) vaktinde, kuvve-i maneviyesini (manevi kuvvetini)
te'yid edecek (sağlamlaştıracak) bir nevi Mehdi'ye veyahud
Mehdi'nin onların imdadına o vakitte gelmek ihtimaline muhtaç
olduğundan; rahmet-i İlahiyye ile (Allah'ın rahmetiyle) her
devirde belki her asırda bir nevi Mehdi al-i beyt-ten (Peygamberimiz
(sav)'in soyundan) çıkmış, ceddinin şeriatını (Kur'an-ı Kerim'in
tarif ettiği ve bildirdiği yolu) muhafaza (koruma) ve sünnetini
ihya etmiş (yeniden canlandırmış)...15
Bediüzzaman Hz. Mehdi'nin görevini yerine getireceği ortam
hakkında da bilgi vermiştir
...Böyle bir cemaat-ı azîme (Peygamber
Efendimiz (sav) 'in soyundan gelen büyük seyyitler cemaati)
içindeki mukaddes kuvveti tehyic edecek (coşacak) ve uyandıracak
hâdisat-ı azîme (büyük olaylar) vücuda geliyor. Elbette
o kuvvet-i azîmedeki (büyük kuvvetteki) BİR
HAMİYET-İ ALİYE (büyük koruma hırsı) FEVERAN
EDECEK ve HAZRET-İ MEHDİ BAŞINA GEÇİP,
TARİK-I HAK (hak yoluna) ve HAKİKATE
(gerçeğe) SEVK EDECEK...16
Bediüzzaman bu sözünde de yine ahir zamanda gelecek olan
Büyük Mehdi'nin yerine getireceği görevler olduğundan bahsetmiştir.
Hz. Mehdi'nin sadece SİYASET MEHDİSİ, sadece
DİYANET MEHDİSİ ya da sadece SALTANAT
MEHDİSİ değil, bu özelliklerin her üçüne birden sahip
olacak olan BÜYÜK MEHDİ olacağını bu sözüyle
bir kez daha belirtmiştir.
... BİR HAMİYET-İ ALİYE (büyük koruma
hırsı) FEVERAN EDECEK ve HZ. MEHDİ
BAŞINA GEÇİP, TARİK-İ HAK (hak yoluna)
ve HAKİKATE (gerçeğe) sevkedecek.... MEHDİ
BAŞINA GEÇİP, TARİK-İ HAK ( hak
yoluna) ve HAKİKATE (gerçeğe) SEVK
EDECEK...
Bediüzzaman bu sözünde "hamiyeti İslamiye feveran
edecek" ifadesiyle, ileride Müslümanları coşturacak,
onların İslam'ı koruma hırslarını artıracak büyük olayların
meydana geleceğini bildirmiştir. Bu ortam günümüzde yani ahir
zamanda meydana gelmektedir. Dünyanın birçok yerinde İslam'a
ve Müslümanlara karşı oluşturulan zorlu ortamlar, Müslümanlar
arasında İslamı koruma hırsını oluşturmakta ve bu da Müslümanları
çözüm yolları aramaya sevk etmektedir. Bediüzzaman Said Nursi,
İslam'ı koruma gayretinin artması sonucu, Hz. Mehdi'nin başa
geçmesi ile birlikte, bu kutlu şahsın insanları hak
yola ve gerçeğe yönelteceğini bildirmiştir.
Bediüzzaman, Hz. Mehdi'yi diğer müceddidlerden ayıran üç
önemli vazifesini ise şöyle açıklamıştır:
Hz. Mehdi'nin birinci görevi:
Materyalist, Darwinist ve ateist
felsefelerle fikri mücadele
Tabiyyun, Maddiyun (Darwinist,
ateist, materyalist) felsefesinden tevellüd eden (doğan) bir
cereyan-ı nemrudane, (inkarcı akım) gittikçe ahir zamanda
felsefe-i maddiye (materyalist felsefe) vasıtasıyla intişar
ederek (yayılarak) kuvvet bulup, uluhiyeti (Allah'ın varlığını)
inkar edecek bir dereceye gelir.17
Bediüzzaman, ateist felsefelerin ahirzamanda tehlike oluşturacağını
bildirmiş, özellikle Darwinist, materyalist felsefelerin,
ateizmle güç bulacaklarını ve Allah'ın varlığını inkar edecek
tehlikeli bir çizgiye geleceklerini ifade etmiştir. Bu nedenle
Hz. Mehdi'nin birinci vazifesinin, maddecilik fikri yani Allah'ı
inkar üzerine kurulmuş materyalist, Darwinist ve ateist felsefelerle
mücadele etmek ve bu felsefelerin insanlar üzerindeki etkisini
tam anlamıyla kaldırmak olacağını belirtmiştir:
Birincisi: Fen ve felsefenin tasallutiyle
(tesiriyle) ve maddiyun ve tabiiyyun taunu (materyalizm, Darwinizm
ve ateizm salgını), beşer içine intişar etmesiyle (insanların
içine yayılmasıyla), her şeyden evvel FELSEFEYİ
VE MADDİYUN FİKRİNİ TAM SUSTURACAK BİR TARZDA İMANI KURTARMAKTIR.
Ehl-i imanı dalâletten muhafaza etmek (iman edenleri sapkınlıktan
korumak)...18
Bediüzzaman, Hz. Mehdi'nin üç büyük görevinden
en önemli ve değerli olanının söz konusu görev olduğunu; "Ümmetin
beklediği, AHİR ZAMANDA GELECEK ZATINüç vazifesinden en mühimi ve en büyüğü ve en kıymetdarı
(kıymetlisi) olan iman-ı tahkikiyi neşr (delillere dayalı
imanı yaymak) ve ehl-i imanı delaletten kurtarmak (iman edenleri
sapkınlıktan korumak)19 ifadeleriyle
vurgulamıştır.
Hz. Mehdi'nin ikinci görevi: İslam birliğini sağlamak
Üstad, Mehdi'nin ikinci vazifesini İslam birliğini sağlamak
olarak açıklamıştır. Hz. Mehdi, halihazırda çeşitli gruplar
halinde dağınık olarak bulunan Müslümanları birleştirecek,
İslam ahlak ve faziletini, Peygamberimiz (sav)'in gerçek sünnetlerini
canlandıracaktır.
İkinci Vazifesi: Hilafet-i Muhammediye
ünvanı ile (Peygamberiminiz (sav)'in yerine halife olarak)
ŞEAİR-İ İSLAMİYEYİ (İslam'ın esaslarını)
İHYA ETMEKTİR (yeniden canlandırmaktır). ALEM-İ
İSLAM'IN VAHDETİNİ (İslam aleminin birliğini)
nokta-i istinad edip (dayanak noktası yapıp) beşeriyeti
maddi ve manevi tehlikelerden ve gadab-i İlahiden (Allah'ın
gazabından) kurtarmaktır. Bu vazifenin, nokta-i istinadı
(dayanak noktası) ve hadimleri (hizmetkarları), MİLYONLARLA
EFRADI (fertleri) BULUNAN ORDULAR
LAZIMDIR.20
Hz. Mehdi'nin ikinci vazifesi ise, Hilafet-i
Muhammediyye ünvanı ile ŞEAİR-İ İSLAMİYEYİ
(İslam'ın esaslarını) İHYA ETMEKTİR
(yeniden canlandırmaktır).21
1) ... hilafet-i Muhammediye ünvanı ile...
-Bediüzzaman Said Nursi, Hz. Mehdi'nin İslam dünyasının lideri
olacağını söylemiştir. Ayrıca bu makamı da 'ünvan' olarak
tarif ederek, tüm Müslümanların Hz. Mehdi'yi o makama layık
kişi olarak tanıyacağına da işaret etmiştir.
- Bediüzzaman, kendi devrinde de bir birliktelik içinde olmayan
İslam ülkelerinin birleşerek İslam birliğini oluşturacaklarını
söylemiştir. Hz. Mehdi'nin bu birlikteliği bir dayanak noktası
yapacağını ve bu şekilde Müslümanları bazı tehlikelerden koruyacağını
ifade etmiştir.
3) ... milyonlarla efradı (fertleri)
bulunan ordular...
- Bediüzzaman, Hz. Mehdi'nin bu görevini yaparken, yardımcıları
da olacağını bildirmiştir.
Hz. Mehdi'nin üçüncü görevi: Kuran ahlakını
ve Peygamberimiz (sav)'in
sünnetini yeniden canlandırmak
Hz. Mehdi üçüncü görevini iman sahiplerinin, Peygamberimiz
(sav)'in soyundan gelen fedakar seyyidlerin ve diğer tüm Müslümanların
yardımı ve desteğiyle gerçekleştirecektir. Peygamberimiz (sav)'den
sonraki dönemlerde özellikle materyalist dünya görüşünün etkisiyle
gözardı edilen Kuran ahlakı ve Peygamber Efendimiz (sav)'in
sünnetlerinin yeniden canlandırılmasına ve uygulanmasına vesile
olacaktır.
Üçüncü Vazifesi: İnkilabat-ı zamaniye
ile (zamanın değişmesiyle) çok ahkam-ı Kur'aniyenin (Kuran
hükümlerinin) zedelenmesiyle... O ZAT,
bütün ehl-i imanın manevi yardımlarıyla ve ittihad-ı İslam'ın
muavenetiyle (İslam birliğinin yardımlaşmasıyla) Müslümanların
dayanışmasıyla ve bütün ulema (alimler) ve evliyanın ve
bilhassa Al-i Beytin neslinden (Peygamberimiz (sav)'in soyundan)
her asırda kuvvetli ve kesretli (çok sayıda) bulunan milyonlar
fedakar seyyidlerin (Peygamberimiz (sav)'in soyundan gelenlerin)
iltihaklarıyla (katılmasıyla) O VAZİFE-İ UZMAYI
(büyük görevi) YAPMAYA ÇALIŞIR. 22
Üstad, Hz. Mehdi'nin üçüncü vazifesinin, zamanın değişip,
küfrün hakim olmasıyla değiştirilen, birçok Kuran hükmünün,
bütün Müslümanların ve Peygamberimiz (sav)'in soyundan gelen
seyyidler cemaatinin yardımıyla yeniden canlandırmak ve uygulamak
olduğu bildiriliyor.
Bediüzzaman bir başka sözünde ise Hz. Mehdi'nin üçüncü vazifesinin
İslam toplumunu birleştirmek ve Hıristiyan alemiyle ittifak
yapmak olduğunu belirtmiştir. Hz. Mehdi'nin çok geniş bir
alanda yapacağı bu görevler tüm dünyada herkes tarafından
bilinecektir:
O ZATIN üçüncü vazifesi, Hilafet-i
Islamiyeyi Ittihad-i Islama bina ederek (İslam halifeliğini
İslam birliğinin üzerine kurarak), ISEVİ RUHANİLERİYLE
(Hıristiyan alimleriyle) İTTİFAK EDİP (birlik
olup) DİN-İ İSLAMA (İslam dinine) HİZMET
ETMEKTİR. Bu vazife, pek büyük bir saltanat ve kuvvet
ve milyonlar fedakarlarla tatbik edilebilir (yerine getirilebilir).
Birinci vazife, o iki vazifeden üç-dört derece daha ziyade
kıymetdardır, fakat o ikinci, üçüncü vazifeler pek parlak
ve çok geniş bir dairede ve şa'şaalı bir tarzda olduğundan
umumun ve avamın nazarında (halkın gözünde) daha ehemmiyetli
(önemli) görünüyorlar.23
Bediüzzaman Said Nursi Hz. Mehdi'nin
bu vazifeleri yerine getireceği
tarihleri de müjdelemiştir
Bediüzzaman, Hicri 1327'de Şam'daki Emevi Camii'nde on bin
kişilik bir cemaate verdiği Şam Hutbesinde, 1371'den sonraki
İslam aleminin geleceğine yönelik izahlar yapmış, ahir zamandan
çeşitli tarihler vererek, beklenen Mehdi'nin mücadele ve galibiyet
zamanına dikkat çekmiştir:
Evet şimdi olmasa da 30-40 SENE
SONRA fen ve hakiki marifet (hüner, sanat, ilim ve
fenlerle öğrenilen bilgi) ve medeniyetin mehasini (iyi ve
faydalı yönlerini) o üç kuvveti tam teçhiz edip (o üç kuvvetle
donatıp), cihazatını verip (gerekli ihtiyacını karşılayıp)
o dokuz manileri mağlup edip (o dokuz engelleri yenip) dağıtmak
için taharri-i hakikat meyelanını (gerçekleri araştırma eğilimi)
ve insaf ve muhabbet-i insaniyeyi (insan sevgisini) o dokuz
düşman taifesinin (sınıfının) cephesine göndermiş, inşaAllah
YARIM ASIR SONRA onları darmadağın edecek.24
Bediüzzaman'ın Şam Hutbesi, Hz. Mehdi'nin görev zamanı ile
ilgili net tarihler vermiş olması açısından son derece önemlidir:
1981- 1991 yılları - Hz. Mehdi'nin faaliyetlerine başlaması
1) ... Evet şimdi olmasa da 30-40 SENE SONRA…
Bediüzzaman'ın vermiş olduğu bu tarih ile, bu hutbenin okunduğu
tarihten 30-40 yıl sonrası, yani Hicri 1401-1411 yılları
kastedilmiştir. Miladi olarak ise bu tarihler 1981-1991 tarihlerine
denk gelmektedir.
2001 - Hz. Mehdi'nin materyalist felsefe karşısındaki galibiyeti
2) ... İnşaAllah YARIM ASIR SONRA onları darmadağın
edecek...
Said Nursi, yukarıdaki sözünün bu son kısmında Hz. Mehdi'nin
bu görevini yarım asır yani 50 yıl içinde tamamlayacağını
bildirmiştir. Yani materyalist, Darwinist ve ateist felsefelerin
insanlar üzerindeki etkisinin 10 yıl gibi kısa bir süre içinde
yok olacağına işaret etmiştir. Bu tarih ise Hicri 1421
yani 2001 yılına denk gelmektedir.
2004 - Hz. Mehdi önderliğinde insanların Kuran ahlakına yaklaşmaları
Bediüzzaman'ın Risale-i Nur Külliyatı'nda, Hz. Mehdi'nin
mücadele ve hakimiyet devreleri ile ilgili olarak verdiği
tarihlerden bir diğeri ise 2004 yılına ilişkindir. Bediüzzaman
Kuran'ın "Ağızlarıyla Allah'ın nurunu söndürmek istiyorlar.
Oysa kafirler istemese de Allah, Kendi nurunu tamamlamaktan
başkasını istemiyor." (Tevbe Suresi, 32) ayetindeki
"...Allah, Kendi nurunu tamamlamaktan başkasını istemiyor."
cümlesi hakkında, geleceğe yönelik şöyle bir bilgi vermektedir:
"Şimdi hatıra geldi ki, eğer şeddeli "lamlar"
ve "mimler" ikişer sayılsa bundan bir asır sonrazulümatı dağıtacak zatlar ise, Hazret-i Mehdi'nin
şakirtleri (talebeleri) olabilir."25
Bediüzzaman bu ayetin ebced değerinin Hicri 1424
yani miladi 2004 yılına denk geldiğini ve
bu tarihin, Hz. Mehdi önderliğinde Kuran ahlakının dünya hakimiyeti
devrelerinden birine işaret ettiğini bildirmektedir.
2008 - Hz. Mehdi önderliğinde Kuran
ahlakının galibiyeti
Bediüzzaman, Kuran ahlakının galibiyeti ve hakimiyeti konusunda
geleceğe yönelik olarak verdiği haberlerden bir diğerinde
ise şöyle bildirmektedir:
Şu ayetin gizli imasına "Kim
Allah'ı, Resûlü'nü ve iman edenleri dost (veli) edinirse,
hiç şüphe yok, galip gelecek olanlar, Allah'ın taraftarlarıdır."
(Maide Suresi, 56) ayeti teyid ediyor. Çünkü "...
hiç şüphe yok, galip gelecek olanlar, Allah'ın taraftarlarıdır."
ayetindeki şeddeli nun (Arapça şeddeli nun harfi) bir sayılsa
tam evvelki ayete tevafuk ile (denk gelmesiyle) Hizb-ul
Kur'an'ın (Kuran taraftarlarının) faaliyetine vasıta olan
bir hadiminin (hizmet eden kimsenin) Kur'an okumaya başladığı
1302 tarihine iki fark ile tevafuk etmekle beraber şeddeli
nun iki nun sayılsa binüçyüzelli (1350) eder ki; bu tarihte
Kuran'dan muktebes (alınan bilgilerle hazırlanan) olan Risale-i
Nur etrafında toplanan, bütün kuvvetleriyle Kuran
hizmetlerine çalışan Hizb-ul Kur'an'ın faaliyeti ve delalet
(sapkınlık) ve zındıkaya (dinsizliğe)
manen galebe ettikleri (galip geldikleri)
bir zamana tevafuku (denk gelmesi) ise
istikbalde (gelecekte) tam galebelerine
(tam galibiyetlerine dair) bir ima-i gaybidir
(gizli bir işarettir).26
Bediüzzaman Said Nursi bu sözünde, ayetin "...hiç
şüphe yok galip gelecek olanlar Allah'ın taraftarlarıdır"
cümlesinin ebced değerinin, Hicri 1350 tarihini verdiğini
ve bu tarihte Kuran ahlakının bir galibiyeti olacağına işaret
ettiğini bildirmiştir. Ancak ayetin ayrıca, bunun gibi gelecekte
de yine Kuran ahlakının üstün geleceği bir başka dönem olacağına
dair gizli bir işaret içerdiğini de hatırlatmıştır. Nitekim
ayetin bu cümlesinin Arapça yazılımında yer alan baştaki "fe"
harfi de hesaba katılarak ebcedine bakıldığında, bu sefer
de ebced değeri 80 çıkmaktadır. 1350 üzerine 80 ilave edildiğinde
de hicri 1430 etmektedir ki, bu tarih de miladi olarak 2008
yılını vermektedir. Allah'ın izniyle bu tarih Bediüzzaman'ın
sözlerinde belirttiği, ayetin Kuran ahlakının gelecekteki,
Darwinist, materyalist ve ateist felsefe gibi dinsiz akımlar
karşısındaki tam galibiyetine işaret etmektedir (en doğrusunu
Allah bilir).
SONUÇ
Buraya kadar anlatılanlar Bediüzzaman Said Nursi'nin, Hz.
Mehdi'nin ahir zamanda geleceğine yönelik izahlarından yalnızca
çok az bir kısmını içermektedir. Ancak sadece burada yer verilen
birkaç sözü bile, bu konunun hiçbir şüpheye yer vermeyecek
kadar açık, kesin ve net bir şekilde anlatıldığının anlaşılması
için yeterlidir. Bediüzzaman, Müslümanlara Mehdi'nin çıkış
vakti, faaliyet yeri, çalışmalarının konusu ve cemaati gibi
konularda çok detaylı bilgiler vermiştir. Bediüzzaman Said
Nursi, eserlerinde ele aldığı her konuda son derece isabetli,
ferasetli, basiretli ve hikmetli yorumlarda bulunmuştur. Geleceğe
yönelik olarak pek çok konuda verdiği bilgiler ve müjdeler
de Allah'ın izni ile birebir olarak gerçekleşmiştir. Kuşkusuz
ki Bediüzzaman'ın, Peygamberimiz (sav)'in pek çok hadisinde
de açık ve kesin ifadelerle anlatılan Hz. Mehdi'nin gelişi
konusundaki müjdeleri de aynı şekilde büyük önem taşımaktadır.
13. yüzyılın müceddidi olarak kabul edilen mübarek bir şahsın,
tüm dünya Müslümanlarını yakından ilgilendiren böyle önemli
bir konudaki açıklamalarını gözardı etmek, anlamazlıktan gelmek
ya da yanlış yorumlarla geçiştirmek son derece yanlış olur.
Bediüzzaman çok kesin delillerle geleceğini belirttiği halde,
Hz. Mehdi'nin yalnızca bir şahsı maneviden ibaret olduğunu
söyleyerek bu önemli gerçeği örtmeye çalışmak da aynı şekilde
büyük bir yanılgı olacaktır. Bediüzzaman'ın geçmişte verdiği
diğer tüm bilgiler doğru çıkmıştır; Allah'ın izniyle ahir
zamana yönelik olarak verdiği tarihler ve bilgilerde de yanılmadığına
dair tüm işaretler giderek ortaya çıkmaktadır.
Hiç kuşkusuz ki İslam dinini aslına döndürecek, insanların
imanına vesile olacak, Müslümanlar arasında büyük bir birlik
sağlayacak böylesine kutlu bir zatla aynı dönemde yaşıyor
olmak Müslümanlar için çok büyük bir müjdedir. Her Müslüman
bu konudaki hassasiyetini göstermelidir. Böylesine ehemmiyetli
bir konunun açıklığa kavuşması için gayret sarf etmeli, Bediüzzaman'ın
verdiği tüm ayrıntıları bu anlayış içinde düşünmeli ve araştırmalıdır.
Birtakım yanlış düşüncelerle, tüm İslam aleminin beklediği
böylesine müjdeli bir olaya karşı ilgisiz ve kayıtsız kalmanın,
ileride bu kişiler için büyük bir mahcubiyet nedeni olabileceği
de unutulmamalıdır.
"Kim Allah'ı ve Resul'ünü, ve iman edenleri dost (veli)
edinirse, hiç şüphe yok, galip gelecek olanlar, Allah'ın
taraftarlarıdır." (Maide Suresi, 56)
7.
Kastamonu Lahikası, s. 57
8. Mektubat, s. 411-412
9. Barla Lahikası, s.162
10. Sikke-i Tasdik-i Gaybi, s. 189, Mektubat, s. 34
11. Sikke-i Tasdik-i Gaybi, s.138, Kastamonu Lahikası, s.
72
12. Emirdağ Lahikası, s. 260
13. Şualar, s. 582
14. Emirdağ Lahikası, s. 259
15. Şualar, s. 590
16. Mektubat, s. 473
17. Emirdağ Lahikası, s. 259
18. Emirdağ Lahikası, s. 259
19. Sikke-i Tasdik-i Gaybi, s.
20. Emirdağ Lahikası, s. 259
21. Emirdağ Lahikası, s. 259
22. Emirdağ Lahikası, s. 260)
23. Sikke-i Tasdik-i Gaybi, s. 9
24. Hutbe-i Şamiye, s. 25
25. Şualar, s. 605
26. 8. Lem'a, Keramet-i Gasviye
Bu
sitenin hazırlanmasında Adem Yakup'un eserleri kaynak olarak
alınmıştır.