HZ. İSA, HZ. MEHDİ VE DECCAL
NEDEN TANINAMAZ? (Şahs-ı Manevi Yanılgısının Etkisi)
(Hz. İsa, Hz. Mehdi ve Deccal)
Ahir Zaman Şahısları Neden Tanınmıyor ?
Hz. İsa'nın yeryüzüne ikinci kez gelişi Kuran ayetlerinde,
Peygamber Efendimiz (sav)'in hadislerinde ve kıymetli İslam
alimlerinin eserlerinde hiç şüpheye yer bırakmayacak şekilde
haber verilmektedir. Yine hadislerde ve İslam alimlerinin
açıklamalarında bildirildiğine göre, Hz. İsa ve Hz. Mehdi
ortaya çıkışlarının ilk yıllarında insanların büyük bir bölümü
tarafından tanınmayacaklardır. Onların tanınmamalarında Deccal'in
de büyük bir rolü olacaktır. Deccal, ahir zamanda Hz. İsa'nın
ve Hz. Mehdi'nin karşısında yer alıp, inkarın insanlar arasında
yayılması için mücadele eden, insanları kötülüğe sürükleyen
bir negatif güçtür. Deccal de ilk çıktığında türlü aldatmacalar
ve hilelerle kendisini insanlara farklı şekilde tanıtacak
ve bu nedenle negatif bir güç olduğu da hemen anlaşılamayacak
ve hemen tanınamayacaktır.
Deccal'in Hz. İsa ve Hz. Mehdi'ye karşı
kullanacağı propaganda yöntemleri
Kuran ayetlerinde birçok peygambere çok az sayıda kişinin
iman ettiği haber verilmiştir. Hz. Musa'ya kavminin gençlerinden
başka iman eden olmadığı bildirilmiştir: "Sonunda
Musa'ya kendi kavminin bir zürriyetinden (gençlerinden) başka
-Firavun ve önde gelen çevresinin kendilerini belalara çarptırmaları
korkusuyla- iman eden olmadı..." (Yunus Suresi, 83)
Hz. İsa'ya da az sayıdaki havarilerin iman ettikleri ve halktan
da ona destek veren kimsenin olmadığı haber verilmiştir: "Ey
iman edenler, Allah'ın yardımcıları olun: Meryem oğlu İsa'nın
havarilere: "Allah'a (yönelirken) benim yardımcılarım kimlerdir?"
demesi gibi. Havariler de demişlerdi ki: "Allah'ın yardımcıları
bizleriz." Böylece İsrailoğulları'ndan bir topluluk iman etmiş,
bir topluluk da inkar etmişti. Sonunda Biz iman edenleri düşmanlarına
karşı destekledik, onlar da üstün geldiler." (Saff
Suresi, 14)
Gönderilen elçilere sadece az sayıda kişinin inanma sebeplerinden
biri ise Kuran'da şöyle açıklanmıştır:
"Vicdanları kabul ettiği halde, zulüm ve büyüklenme
dolayısıyla bunları inkar ettiler. Artık sen, bozguncuların
nasıl bir sona uğratıldıklarına bir bak." (Neml Suresi,
14)
Ayetin açıklamasından da anlaşılacağı gibi bazı insanlar
kalben ve vicdanen doğru olanı kavradıkları halde nefislerine
uydukları için bu gerçeği reddetmektedirler. Tarih boyunca
tekrarlanmış olan bu durum, hadislerde işaret edildiğine göre,
Hz. İsa'nın ikinci gelişi ve Hz. Mehdi için de söz konusu
olacaktır. İnsanlar bu mübarek şahısların üstünlüklerini vicdanen
kavrayacak ancak nefislerinin etkisinde kalarak onların durumlarını
anlamazlıktan geleceklerdir. Hz. İsa'yı ve Hz. Mehdi'yi kabul
etmemek, onlara destek olmamak ve onlardan uzak durabilmek
için ise çeşitli bahanelerin ardına sığınacaklardır. Kuran'da,
bu bahane yöntemlerinin, tarih boyunca yaşamış olan tüm münafıkların
kullandığı yöntemler olduğu haber verilmektedir. Vicdanen,
kalben ve aklen çok iyi kavradıkları halde anlamazlıktan gelmekte
ve türlü bahaneler bulmaktadırlar.
Peygamberimiz (sav)'le birlikte mücadeleye katılmaktan kaçınan
kimseler, "güç yetiremedikleri için" (Tevbe
Suresi, 42); "evleri açık olduğu için" (Ahzab
Suresi, 13); "mallarının ve ailelerinin kendilerini
meşgul ettiği" (Fetih Suresi, 11) gibi bahaneler
öne sürmüşlerdir.
Ahir zamanda Hz. İsa ve Hz. Mehdi'ye uymamak için bahane
arayan bu gibi insanların yardımcısı ise Deccal olacaktır.
Hadislerde işaret edildiğine göre, aradıkları bahaneleri Deccaliyet
onlara hazır olarak sunacak, onların bu ihtiyaçlarını kolaylaştıracaktır.
Onların nefislerinin istek ve arzularına hitap edecek, böylece
onları etkisi altına alacaktır.
Hadislerde işaret edildiğine göre Deccal, insanların Hz.
Mehdi ve Hz. İsa'ya itaat etmelerini engellemek amacıyla çeşitli
propaganda yöntemleri kullanacaktır. Deccal'in kullanacağı
propaganda taktikleri, tarih boyunca inkarcıların başvurdukları
yöntemler ile benzerlik gösterecektir. Kuran'da inkarcıların,
müminler aleyhinde komplolar kurmak, çeşitli yalanlarla toplumu
müminler aleyhinde kışkırtmaya çalışmak, sahte deliller oluşturmak,
insanları galeyana getirebilecek üsluplar kullanmak, oluşabilecek
infial ortamını şiddetlendirmek için yaygaracı bir üslup kullanmak
gibi yöntemlere başvurdukları haber verilmektedir.
Hadislerde Deccal'in nefislerine uyabilmek için bahane arayan
insanların bu ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla basın ve yayın
araçlarını kullanarak propaganda yapacağına yönelik işaretler
de yer almaktadır (en doğrusunu Allah bilir).
Deccal çıktığında müthiş bir şekilde
bağırır, nara atar ki, Doğu ve Batının bütün halkı onu duyar.67
"Deccal, evlerinize girmiş, çocuklarınızı
esir almıştır" diye bir ses duyulacaktır.68
Bu ifadelerde Deccal'in kitle iletişim araçlarını
kullanarak tüm evlere gireceği haber verilmektedir. Hadislerdeki
işaretlere göre, Deccal bu araçları kullanarak ahlaksızlığın
propagandasını yapıp salih müminleri karalamayı hedefleyecektir.
Televizyon ve basın yolunu kullanarak Hz. Mehdi ve Hz. İsa'ya
"uzak durun", "sapkın", "büyülenmiş", "insanları delalete
sürüklüyor", "insanları kandırıyor" gibi iftiralar atacaktır.
Tüm bu olayları Kuran ahlakına ve ehl-i sünnet inancına göre
değerlendirmeyen bir kısım cahil Müslümanlar da farkında olmadan
Deccal'e destek vererek bu propagandayı güçlendireceklerdir.
Bir hadiste "Şüphesiz beraberinde bir cennet ve bir cehennem
(diye isimlendirdiği iki ırmak) bulunması da onun fitnesidir.
Aslında cehennemi bir cennet olup, cenneti de bir cehennemdir."69
sözleriyle bildirildiği gibi, insanlara iyiyi kötü, kötüyü
iyi gibi gösterecektir. Onun bu propagandasının bir sonucu
olarak da Hz. İsa, Hz. Mehdi ve diğer salih müminler insanlar
tarafından tanınamayacak ve hatta kötü bilinecektir.
Deccal, halkın istediği gibi ve onların nefislerine uygun
şekilde davranacağı için nefisler Deccal'i sevecek ve onun
sunduğu bahanelere severek uyacaklardır. İnsanların büyük
bir kısmı, Deccal'in kendilerini iyiliğe çağırdığını sanarak
ona tabi olacak ve asıl tabi olmaları gereken Hz. İsa ve Hz.
Mehdi'den de yüzçevireceklerdir. Hatta onlara cephe alacaklardır.
Vicdanları yerine nefisleriyle hareket edecekleri için de
içerisine düştükleri bu durumu fark edemeyeceklerdir. Deccal'in
onlara sunduğu sahte propagandalar nefislerine ve çıkarlarına
daha uygun olacağı için tercihlerini Müslümanlar aleyhinde
kullanacaklardır. Deccal onlara maddi ve manevi kayba uğrayacakları
yönünde telkinde bulunacaktır. Aileler de malları, oğulları,
ve ticaretlerine zarar geleceğini düşündükleri için bundan
korkacak ve Deccal'e destek vereceklerdir. Kuran'da bu kimselerin
içerisine düştükleri durum şöyle haber verilmektedir:
"De ki: "Eğer babalarınız, çocuklarınız,
kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar,
az kar getireceğinden korktuğunuz ticaret ve hoşunuza giden
evler, sizlere Allah'tan, O'nun Resûlü'nden ve O'nun yolunda
cihad etmekten daha sevimli ise, artık Allah'ın emri gelinceye
kadar bekleyedurun. Allah, fasıklar topluluğuna hidayet
vermez." (Tevbe Suresi, 24)
Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde, Deccal'in bu tür propaganda
yöntemlerinden etkilenerek, Hz. Mehdi'nin bu kutlu cemaatinden
ayrılanların da olacağı haber verilmektedir:
Hz. Ömer (R.A.)'den rivayet edilmiştir: Mehdi ile birlikte
mücadele edeceklerdir. Sonra Medine (şehir) sarsılacak,
münafıklarını içinden atacaktır... Orada halis Müslümanlar
kalacak...
Hz. Muaviye (R.A.)den rivayet edilmiştir: Kıyamet kopmaz,
ümmetimden bir taife herkes üzerinde hakim olmadıkça. Onlar
kendilerini terk edenlerin terk etmesine aldırmazlar ve
kendilerine yardım edene de aldırmazlar.
Müstedrek'ten rivayet edilmiştir:
Ümmetimden bir taife kıyamet kopuncaya kadar yardım görmekte
devam eder. Kendilerini terk edenlerin ayrılmaları da onlara
bir zarar vermez.70
Hz. Muaviye (R.A.)'den rivayet edilmiştir:
Ümmetimden bir taife, Allah'ın emriyle hareket etmekte devam
eder. Onlar hak üzerinde oldukları halde, kıyamet kopana
kadar kendilerini terk eden ve muhalefet eden kimsenin onlara
bir zararı dokunmaz. Tâ ki Allah'ın emri gelinceye kadar
onlar insanlara galibdirler.71
Oysa Deccal'in tüm bu oyunlarının geçersizliği Kuran ayetlerinde
ve Peygamberimiz (sav)'in hadisleriyle bizlere haber verilmiştir.
Kuran'da, Allah'ın elçilerinin ve onlar gibi insanları din
ahlakına uymaya davet eden salih kişilerin tümüne menfaatperestlik,
delilik, kendini beğenmişlik, büyücülük gibi türlü iftiralar
atıldığı haber verilmektedir. Bu, Allah'ın elçilerinin toplum
üzerindeki etkisini kendilerince yok etmek ve insanların Allah'a
iman etmesini engellemek amacıyla yüzyıllardır uygulanan bir
yöntemdir. Peygamber Efendimiz (sav) de hadislerinde, kendisinden
sonra gelecek tüm "enbiya (elçiler) ve evliyanın (keramet
sahibi olanlar, veliler)"-Allah'ın gönderdiği dini tebliğ
etmeleri ve yaymaları nedeniyle- çeşitli zorluk ve iftiralara
maruz kalacaklarını haber vermiştir.
...Biz öyle bir ev halkıyız ki; Allah
bizim için ahireti dünyaya tercih etmiştir. Benim ehlibeytim
muhakkak benden sonra bela, kaçırılma ve sürgüne uğrayacaktır.
Benden sonra ehlibeytim bela ve mihnetlerle (eziyet, sıkıntı)
karşılaşacaklar ve darbe maruz kalacaklardır.72
Ancak Peygamber Efendimiz (sav)'in hadislerinde bildirildiği
gibi, Hz. İsa'ya ve Hz. Mehdi'ye halkın yardımcı olmamasına,
beraberlerindeki inananların sayılarının çok az olmasına ve
Deccal'in tüm bu propoganda yöntemlerine rağmen, bu kutlu
şahıslar Allah'ın izniyle Kuran ahlakını dünyaya hakim kılacaklardır.
(Harun Yahya, Mesih Müjdesi)
Hiç şüphesiz ki, Rabbimiz Hz. İsa ve Hz. Mehdi'nin bu gizlilik
ve tanınmama dönemini çok büyük hayır ve hikmetlerle yaratmıştır.
Bu dönem, bu iki kutlu şahsın, inkarcı ve müşrik sistemlerle
çok büyük bir fikri mücadele yürüttükleri, din ahlakının yayılması
için dünya çapında çaba sarf ettikleri bir dönem olacaktır.
İnsanlar tarafından tanınmamaları faaliyetlerinin ilk yıllarında
onlar için çok büyük bir kolaylık sağlayacak, İslam ahlakının
insanlar tarafından kabulünü de hızlandıracaktır. Bu gizlilik,
Allah'ın izniyle, Hz. İsa ve Hz. Mehdi'yi inkar edenlerin
tuzaklarından, iftiralarından, saldırılarından koruyacaktır.
(En doğrusunu Allah bilir.)
Hadislerde bu kadar detaylı bilgi ve işaretler verilmesinin
bir hikmeti de, ortaya çıktıkları zaman bu kişilerin kolaylıkla
tanınabilmelerine yöneliktir. Ancak on dört asırdır heyecanla
beklenmelerine ve haklarında bu kadar çok tanıtıcı bilgi olmasına
rağmen, hadislerin işaretlerine göre, bu mübarek şahıslar
ortaya çıkışlarının ilk dönemlerinde insanların büyük bir
kısmı tarafından fark edilemeyeceklerdir.
Kuran ayetlerinde ve Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde
bu önemli şahısların neden tanınamayacaklarını da açıklayan
bazı bilgiler ve işaretler yer almaktadır:
Deccal ikna ve telkin gücünü kullanarak Hz. İsa ve Hz. Mehdi'nin
tanınmalarını engellemeye çalışacaktır
Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde, ahir zamanda ortaya
çıkacak olan Deccal'in, çeşitli batıl yöntemler kullanarak
insanların Hz. İsa ve Hz. Mehdi'yi tanımalarına ve onlara
uymalarına engel olmaya çalışacağı bildirilmektedir. Hadislerdeki
işaretlere göre, Deccal'in bu amaçla kullanacağı yöntemlerden
biri insanların nefislerine ve hevalarına hitap ederek onları
etkisi altına alması ve böylece dilediği gibi yönlendirmesi
olacaktır. Bunun için insanların nefislerine hoş gelebilecek
her türlü araç ve yöntemi kullanarak kendisini sevdirmeye
ve sempatik göstermeye çalışacaktır. Bu çabaları sonucunda
insanlar onu nefsen sevecekleri için, ahlaken sevmeye gerek
duymayacaklardır.
Deccal insanları etkisi altına alabilmek için çeşitli ikna
ve telkin metodları kullanacaktır. Bediüzzaman bir sözünde
Deccal'in birtakım hipnoz yöntemleri kullanarak çevresindeki
insanları etkisi altına alacağını belirtmiştir:
... Onların başına geçen en büyükleri,
ispritizma ve manyetizmanın hadisatı nev'inden (hipnoz ve
ruhlarla bağlantı tarzındaki olaylarla) müthiş harikalara
mazhar olan (sahip olan) Deccal ise, daha ileri gidip, cebbarane
suri hükumetini (zor ve baskıya dayalı, aslı olmayan hakimiyetini)
bir nevi rububiyet tasavvur edip (Rab gibi düşünüp) uluhiyetini
(ilahlığını) ilan eder...73
Deccal çeşitli ikna metodlarıyla ve sürekli tekrarlayacağı
telkinlerle insanlar üzerinde adeta bir hipnoz etkisi oluşturacaktır.
Bu hipnoz etkisini elde edebilmek için ise çok çeşitli yöntemlere
başvuracak; farklı hipnoz türlerini kullanacaktır. İnsanların
nefislerine hoş gelen ortamlardan yararlanacak ve bu telkinleri
insanlara kolaylıkla kabul ettirebilmek için her türlü aracı
kullanacaktır. Televizyon, film, resim, sanat, estetik ya
da büyük konserlerdeki müzik ve ritm gücü gibi araçları kullanarak
insanlar üzerinde bu hipnoz etkisini oluşturmaya çalışacaktır.
Bu gibi ortamların nefislerine hoş gelmesi, insanların Deccal'in
fitnesini görmelerini engelleyecek ve onun telkinlerini kolaylıkla
kabullenmelerini sağlayacaktır. Üzerlerinde oluşan hipnoz
etkisi nedeniyle, nefislerini memnun eden bu ortamlarda din
aleyhinde yapılan konuşmaları son derece makul karşılayacak,
Deccal'in sürekli tekrarlama yoluyla verdiği teklinleri sorgusuzca
kabulleneceklerdir.
Deccal ayrıca insanları içki, fuhuş, cinsi sapkınlık gibi
her türlü dejenerasyonu yaşamaya özendirecek ve çağırdığı
bu sapkınlıklara eğilimli insanları birarada toplayarak çevresinde
adeta geniş bir kitle klübü oluşturacaktır. Deccal'in çağırdığı
sapkınlıklara müptela olan insanların biraraya gelmesi sonucunda
ise mecburi bir ittifak oluşacak ve bu geniş ittifakı oluşturan
kişiler birbirlerini koruyup kollayan ve kendilerinden olmayana
karşı bir güç birliği ile karşı koyan nefsani bir yapıya dönüşecektir.
Deccal de nefsani çıkarlar üzerine kurulan bu kitleyi kendi
kötü amaçları doğrultusunda istediği gibi kullanıp yönlendirebilecektir.
Hz. İsa ve Hz. Mehdi'nin tanınmamalarında ve geniş kitlelerin
onların karşısında olmasında Deccal'in bu yöntemlerinin büyük
etkisi olacaktır. Deccal'in etkisi altına giren bu insanlar,
Hz. İsa ve Hz. Mehdi'nin üstün özelliklerini açıkça görecekleri
halde onları fark edemeyecek ya da Deccal'in kendilerine sunduğu
çıkar ortamına zarar gelmesinden korkarak, bilerek onlardan
uzak duracaklardır.
Hz. İsa ilk geldiği zamanlarda çok az sayıda kişi tarafından
tanınabilecektir
Deccal'in bu olumsuz faaliyetleri ve propaganda taktikleri
sonucunda, yeryüzüne döndüğü ilk yıllarda Hz. İsa'yı tanıyabilecek
insanların sayısının çok az olacağını Bediüzzaman da sözlerinde
haber vermiştir:
Hazret-i Îsâ Aleyhisselâm geldiği vakit,
herkes onun hakikî Îsâ olduğunu bilmek lâzım değildir. Onun
mukarreb ve havassı (derin imanlı yakın talebeleri),
nur-u iman (imanın ışığı) ile onu
tanır. Yoksa bedahet derecesinde (birdenbire ve
açıkça) herkes onu tanımayacaktır.74
Said Nursi bir başka sözünde ise Hz. İsa'nın toplumun büyük
kesimi tarafından tanınamayacağını şöyle açıklamıştır:
"Hatta Hazret-i İsa Aleyhisselam'ın nuzulü
(inişi) dahi ve kendisi İsa Aleyhisselam olduğu,
nur-u imanın (iman ışığının) dikkatiyle
bilinir; herkes bilemez."75
Bediüzzaman'ın bu sözüne göre, Hz. İsa yeryüzüne ilk geldiği
zaman, kendisi de Hz. İsa olduğunu bilmeyecek, ancak daha
sonra farkına varacaktır. Talebeleri de onu ancak imanın nuru
ile tanıyabileceklerdir. Ancak toplumun geneli açıkça O'nun
Hz. İsa (a.s.) olduğunu bilmeyecektir.
Hz. İsa'nın cemaatinin sayısı çok az olacaktır
İlk zamanlarda Hz. İsa'ya inanıp destekleyenlerin sayısı
da çok az olacaktır. Bediüzzaman, Hz. İsa'nın ahir zamanda
yeryüzüne ikinci kez gelişinde yaşanacak bu durumu şöyle haber
vermiştir:
... "Deccal'ın fevkalâde büyük ve minareden daha
yüksek bir azamet-i heykelde ve Hazret-i İsa Aleyhisselâm
ona nisbeten çok küçük bulunduğunu" gösterir.
Bunun bir tevili şu olmak gerektir
ki: İsa Aleyhisselâm'ı nur-u îman (imanın ışığı) ile tanıyan
ve tâbi' olan cemaat-ı ruhaniye-i mücahidînin (ruhani mücahidler
cemaatinin) kemmiyeti (sayısı), Deccal'in mektebce ve askerce
ilmî ve maddî ordularına nisbeten çok az ve küçük
olmasına işaret ve kinayedir (maksadındadır).76
Bir başka sözünde ise Bediüzzaman Peygamberimiz (sav)'in
hadislerinde işaret edilen bu durumu şöyle açıklamıştır:
Hazret-i İsa (A.S.) Deccal ile mücadelesi zamanıda,
on arşın yukarıya atlayıp sonra kılıncı onun dizine yetiştirebilir
derecesinde, vücudca o derece Deccal'in heykeli Hazret-i
İsa'dan büyüktür, diye meâlinde rivayet var. Demek Deccal,
Hazret-i İsa Aleyhisselâm'dan on, belki yirmi misli yüksek
kametli (boylu) olmak lâzım gelir...
Birinci Cihet: Din-i İsevî'nin hakikîsini
(Hıristiyanlığın gerçeğini) esas tutan İsevî ruhanîlerin
cemaati ve onlara karşı dinsizliği tervice (kabul ettirip
geçerli kılmaya) başlayan cemaat tecessüm etseler (maddeleşip
cisim haline gelseler), bir minare yüksekliğinde
bir insanın yanında bir çocuk kadar da olamaz.77
Bediüzzaman, bu sözlerinde Deccal'in elinde bulunduracağı
maddi ve manevi güç gibi, çevresindeki insanların sayısının
da çok fazla olacağını, Hz. İsa'nın cemaatinin ise Deccal'inkine
kıyasla çok az sayıda kişiden oluşacağını belirtmiştir. Hz.
İsa'nın toplumun büyük bir kesimi tarafından tanınamamasında,
Deccal'in elinde bulundurduğu bu geniş kitle ve imkanlarla
yürüteceği olumsuz propagandanın büyük etkisi olacaktır (En
doğrusunu Allah bilir).
Hz. Mehdi'nin üstün ahlakı ve faaliyetlerinin benzersizliği
çok açık olacağı halde
onu destekleyen çok az kişi olacaktır
Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde Hz. Mehdi'nin, Allah
korkusu çok güçlü olan, çok üstün ahlaklı bir kimse olacağı
bildirilmektedir:
Mehdi Allah'a karşı son derece
boyun eğicidir. Ahlak bakımından Peygambere benzer. 79
Ben Mehdi'yi Peygamberlerin suhufunda
(sahifelerinde) şöyle bulurum: "Mehdi'nin
amelinde ne zulüm ne de ayıp yoktur."80
Hadislerde verilen bu bilgilerden Hz. Mehdi'nin, çevresinde
Allah'a olan bağlılığı, ihlası ve üstün ahlakıyla dikkat çeken
bir kimse olacağı anlaşılmaktadır. Peygamberimiz (sav) Hz.
Mehdi'nin, dinin ve Müslümanların hayrına yönelik olarak çok
fazla hizmet eden, çok önemli faaliyetler yürüten bir kimse
olacağını bildirmiştir. Normal şartlarda ahlakı Peygamberimiz
(sav)'e benzetilen, yalnızca Allah'ın rızasına uyan, tüm insanların
dünyada ve ahiretteki kurtuluşu için samimi çaba harcayan,
dünyaya huzur, barış, bolluk, bereket getirecek böyle hayırlı
ve kıymetli bir insanın etrafında çok sayıda insan toplanmış
olması gerekir. Onun bu ahlakını ve yaptığı hayırlı faaliyetleri
açıkça gören her Müslümanın bu kimsenin yanında olmayı ve
Hz. Mehdi ile birlikte davranan hak topluluğa destek vermeyi
istemesi; ve onlara yardımcı olabilmek için büyük bir şevk
ve heyecan içinde birbirleriyle yarışmaları gerekir. Ancak
buna rağmen hadislerde, Müslümanlar arasında da Hz. Mehdi'yi
destekleyen insanların sayılarının son derece az olacağına
işaret edilmiştir. Bu durum son derece şaşırtıcı ve düşündürücüdür.
Demek ki Hz. Mehdi'nin yaşadığı toplumdaki insanlar onun sahip
olduğu üstün özellikleri, yürüttüğü hayırlı faaliyetleri açıkça
gördükleri halde, yine de Hz. Mehdi ve cemaatini tam olarak
fark edemeyeceklerdir.
Hz. Mehdi'nin bu durumu Hz. Yusuf'un hayatıyla büyük benzerlik
göstermektedir. Kuran'ın "(Kuraklık başlayınca) Yusuf'un
kardeşleri gelip yanına girdiler, onu tanımadıkları halde
kendisi onları hemen tanıdı." (Yusuf Suresi, 58)
ayetiyle, Hz. Yusuf'un kardeşlerinin onu tanıyamadığı, ancak
onun kardeşlerini tanıdığı haber verilmiştir. İşte hadislerin
işaretine göre, Hz. Mehdi de, aynı Hz. Yusuf gibi olacak;
o insanları görecek ama insanlar onu fark edemeyeceklerdir.
Hatta kimileri de tam tersi bir düşünceye kapılacak, ona
destek olmaktan kaçınacak, hatta garip görüp uzak duracak
ve ona karşı olumsuz bir faaliyet içerisine gireceklerdir.
Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde "halkın büyük
kısmının Hz. Mehdi'ye yardımcı olmaktan kaçınacağı"
şöyle haber verilmiştir:
Benim ümmetimden,
daima Allah tarafından desteklenen ve onlara yardımcı
olmayan halkın zarar veremeyeceği bir cemaat kıyamet
kopuncaya kadar hiç eksik olmayacak. Ümmetim içinde daima
böyle bir taife (topluluk) bulunacaktır.81
Kıyamet ancak, ümmetimden bir taife,
insanlara galip olduğu halde kopacaktır. Bu taife
ne kendilerine yardımcı olmayanlara ne de yardımcı olanlara
bakmayacaklar. (onların davranışlarına, ehemmiyet
vermeyeceklerdir.)82
Kuşkusuz bu Allah'ın bir mucizesidir. Peygamberimiz (sav)'in
bundan on dört asır önce söylemiş olduğu sözlerinin tam olarak
gerçekleşmesi oldukça önemlidir. Hz. Mehdi ve cemaati, tüm
dünya insanlarının geleceği için çok önemli ve çok faydalı
oldukları halde ilk dönemlerde Müslümanlar arasında bilinmeyecekler
ve halktan onlara yardımcı olan olmayacaktır.
Ancak elbetteki bu insanların bir kısmı vicdanlarıyla bu
mübarek şahısların üstünlüklerini kavrayacaklardır. Fakat
haklarındaki tüm delilleri görmelerine rağmen, kişisel çıkar
kaygılarıyla onları tanımazlıktan gelecek, destek olmayacak,
uzak durmaya çalışacak ve diğer insanlardan da bu gerçekleri
saklayacaklardır. Toplumun genelinin yardımcı olmaması, onların
da Hz. İsa ve Hz. Mehdi'yi desteklemekten kaçınmalarına neden
olacak, aksinde maddi manevi kayba uğramaktan korkacaklardır.
Hz. Mehdi'nin yardımcılarının
sayısı 300 civarında olacaktır
Hz. Mehdi cemaatinin sayılarının 300 kişi civarında olması
da yine toplumun büyük bir bölümü tarafından tanınamadıklarını
göstermektedir. İnsanları Allah'a iman etmeye davet eden,
dine çok büyük hizmetler veren bu kadar değerli bir insana
inananların sayısının bu kadar az olması çok şaşırtıcıdır.
Hadislerde Hz. Mehdi'ye çok az kişinin tabi olacağı şöyle
bildirilmektedir:
Muhammed b. Hanefi (ra)'dan rivayet edildi ki:
Sayıları Bedir Ashabı (313)
kadardır. Evvelkiler onları geçmediği gibi, sonrakiler
de onlara yetişemezler. Onların sayıları TALUD ile nehri
geçenler kadardır.83
Bedir savaşındaki askerler gibi313 kişinin kumandasını elinde tutarak
etrafa meydan okuyacak. Çünkü bu 313 kişi gece
abid (çok ibadet eden kimse) gündüz
kahraman niteliğini taşımaktadırlar.84
Aralarında kadınların da bulunduğu
314 kişilik bir grup oluştururlar. Onlar her
zalime galip gelirler. Onların kalpleri demir gibidir ve
onlar gündüz arslan, gece de abiddirler. Ne evvelkiler,
ne de sonrakiler fedakarlıkta onlara yetişemez.85
Hz. Mehdi'ye aralarında kadınların da
bulunduğu 314 kişi biat edecektir.86
Bediüzzaman Said Nursi de sözlerinde bu gerçeği hatırlatmış;
ancak sayıları ne kadar az olsa da, Hz. Mehdi cemaatindeki
kimselerin her birinin manen çok güçlü olacaklarını belirtmiştir:
Bu vazifenin istinad ettiği (dayandığı)
kuvvet ve manevi ordusu yalnız ihlas, sadakat ve tesanüd
(dayanışma) sıfatlarına tam sahip olan bir kısım şakirdlerdir
(talebelerdir). Ne kadar az olsalar, manen bir ordu
kadar kuvvetli ve kıymetli sayılırlar.87
Tarih boyunca peygamberlere iman edenlerin
sayısı hep çok az olmuştur
Bu durum, tarih boyunca yaşamış olan tüm mümin topluluklarında
da hep aynı olmuştur. Kuran'da peygamberlerin de çevrelerinde
samimi olarak iman eden kişilerin hep çok az olduğuna dair
bilgiler verilmiştir. Örneğin Hz. Musa'ya yalnızca yaşadığı
toplumun gençlerinden oluşan çok az sayıda kimse iman etmiştir:
Sonunda Musa'ya kendi kavminin bir zürriyetinden
(gençlerinden) başka -Firavun ve önde gelen çevresinin
kendilerini belalara çarptırmaları korkusuyla- iman eden
olmadı... (Yunus Suresi, 83)
Bir ayette Hz. Musa'ya inananların çok az sayıda olduklarını,
dönemin Firavun'unun şöyle dile getirdiği haber verilmiştir:
... "Gerçek şu ki bunlar azınlık olan bir topluluktur"
(Şuara Suresi, 54)
Aynı durum Hz. İsa'nın ilk geldiği dönemdeki yardımcıları
için de geçerlidir. Rivayetlerden Hz. İsa'ya da az sayıdaki
havarilerin iman ettikleri ve bunun dışında halktan ona inanan
kimsenin olmadığı haber verilmiştir. Kuran'da Hz. İsa'ya inananların
durumu şöyle bildirilmektedir:
Ey iman edenler, Allah'ın yardımcıları olun: Meryem oğlu
İsa'nın havarilere: "Allah'a (yönelirken) benim yardımcılarım
kimlerdir?" demesi gibi. Havariler de demişlerdi ki: "Allah'ın
yardımcıları bizleriz." Böylece İsrailoğulları'ndan
bir topluluk iman etmiş, bir topluluk da inkar
etmişti... (Saff Suresi, 14)
Kuran'da, Ashab-ı Kehf adlı topluluğun da sayılarının çok
az olduğu bildirilmiştir:
(Sonra gelen kuşaklar) Diyecekler ki: "Üç'tüler,
onların dördüncüsü köpekleridir." Ve: "Beştiler, onların altıncısı
köpekleridir" diyecekler. (Bu,) Bilinmeyene (gayba) taş atmaktır.
"Yedidirler, onların sekizincisi köpekleridir"
diyecekler. De ki: "Rabbim, onların sayısını daha iyi bilir,
onları pek az (insan) dışında kimse bilemez." ... (Kehf Suresi,
22)
Bir başka ayette ise Hz. Nuh'a uyan kimselerin sayısının
da çok az olduğu şöyle haber verilmiştir:
... Zaten onunla birlikte çok azından başkası
iman etmemişti. (Hud Suresi, 40)
Hz. Mehdi'nin cemaatinden ayrılanlar da olacaktır
Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde, sayıca çok az olacak
olan Hz. Mehdi cemaatinden ayrılanlar olacağı da bildirilmiştir.
Bu da yine Allah'ın büyük bir mucizesidir. Bu kimseler Hz.
Mehdi'yi çok yakından tanıdıkları, onun hadislerde bildirilen
özelliklere sahip olduğuna ve yalnızca Hz. Mehdi'nin yapabileceği
bildirilen faaliyetleri gerçekleştirdiğine yakından şahit
oldukları halde onun yanından ayrılacaklardır. Demek ki halkın
büyük çoğunluğu gibi, bu kadar yakından tanıma fırsatı elde
eden bazı insanlar da Hz. Mehdi'yi fark edemeyeceklerdir.
Hadislerde Hz. Mehdi'nin cemaatinden ayrılanlar olacağı şöyle
bildirilmektedir:
Mehdi'nin ordusu zaman zaman darbeler
yiyecek, zaman zaman o çetin görevi üstlenememek,
rahatlık meyli, can, mal, mevki korkusu gibi çeşitli sebeplerle
kendisinden ayrılanlar olacaktır...88
Ayrılanlar da, muhalifler
de ona zarar veremeyecek. O kendisinden ayrılanlara rağmen
muzaffer olarak yoluna devam edecektir.89
Hz. Muaviye b. Kirra (r.a)'dan rivayet edilmiştir:
Ümmetimden bir taife (topluluk) kıyamet
kopuncaya kadar yardım görmekte devam eder. Kendilerini
terk edenlerin ayrılmaları da onlara bir zarar vermez.90
Ümmetimden bir taife, Allah'ın emri
ile hareket etmekte devam eder. Onlar hak üzerinde oldukları
halde, kıyamet kopana kadar kendilerini terk eden
ve muhalefet eden kimsenin onlara bir zararı dokunmaz...91
Ancak Peygamber Efendimiz (sav)'in hadislerinde, bu ayrılan
kişilerin Hz. Mehdi cemaati için çok büyük bir hayır ve güzellik
olduğu da bildirilmektedir. Bu hak topluluk arasında gizlenen
samimiyetsiz kişilerin ortaya çıkmasıyla, Allah'ın izniyle
Hz. Mehdi cemaatinin birbirlerine bağlılığı daha da artacak,
kötülerin ayrılması onları daha da kuvvetlendirecektir.
Ahir zaman ortamının zorluğu, Hz. İsa ve Hz. Mehdi'nin tanınmalarını
engelleyecektir
Hz. İsa ve Hz. Mehdi'nin tanınmalarına engel olan bir diğer
konu da, ahir zamanda güvenilmez bir ortam oluşması ve toplumun
bozulmasıdır. Böyle bir ortam içerisinde yaşıyor olmaları,
insanların bu mübarek şahısları ve cemaatlerini tanımada güçlük
çekmelerine neden olacaktır.
Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde, Hz. Mehdi ve cemaatinin
yoğun bir karalama ve iftira kampanyası ile mücadele etmek
zorunda kalacaklarına işaret edilmektedir. Ve dönem ahir zaman
olduğu için, insanların büyük kısmında hakim olan derin şüphecilik,
güvensizlik, sabırsızlık ve sadakatsizlik, çoğu kimsenin bu
iftiralara kulak vermelerine, samimi Müslümanlara ise itimat
etmemelerine neden olacaktır.
Bediüzzaman Said Nursi, bu dönemi bir sözünde şöyle tarif
etmektedir:
... Hem yirmi seneden beri tahribkarane
(yıkıcı şekilde) çok dehşetli zulüm altında o derece
ahlak bozulmuş ve sabır ve sadakat kaybolmuş ki, ondan belki
de yirmiden birisine itimad edilmez (güvenilmez)…92
Said Nursi'nin de belirttiği gibi, ahir zamandaki ahlaki
bozulma nedeniyle insanlar Hz. İsa ve Hz. Mehdi'ye şüpheyle
yaklaşacaklar, onların din ahlakını yaymak amacıyla yaptıkları
faaliyetlerin değerini anlamayacak, hatta bu kıymetli insanların
hizmetlerini engellemeye çalışacaklardır. Bediüzzaman'a göre,
bu nedenle tüm İslam dünyasının heyecanla beklediği Büyük
Müceddid (her yüzyıl başında gönderilen büyük İslam alimi)
uzun yıllar boyunca insanlar arasında Hz. Mehdi sıfatıyla
tanınmayacaktır. Tam aksine toplumun önemli bir kesimi onu
-tarihteki tüm Müslümanlara karşı olduğu gibi- dinlerini dejenere
etmekle, sapkınlıkla, yalancılıkla ve daha birçok asılsız
iftiralarla suçlayacaklardır. Ancak, hadislerde işaret edildiği
üzere, Hz. Mehdi ve cemaati tüm bu karalama ve iftiralara
çok üstün bir sabır ve tevekkülle karşılık verecek, Allah'ın
dinini yaşamadaki kararlılıklarından taviz vermeyeceklerdir.
Hz. İsa ve Hz. Mehdi, gelişlerinden ümidin kesildiği bir dönemde
ortaya çıkacaklardır
Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde ahir zaman alametlerinden
birinin de, insanların "Mehdi'nin gelmeyeceği yönünde
bir ümitsizliğe kapılmaları" olduğu bildirilmiştir.
Hadislerdeki işaretlere göre, ahir zamanda savaşlarla, yoklukla,
açlıkla, adaletsizliklerle, ahlaki çöküşle ve çeşitli salgın
hastalıklarla iç içe yaşayan kimi insanlar, tüm bu olumsuzlukların
ortadan kalkabileceğine dair inançlarını yitireceklerdir.
Müslümanlar arasında da pek çok kişi, Altınçağ'ın başlayıp,
Kuran ahlakının dünya üzerinde hakim olacağı yönündeki beklentilerini
kaybedecek ve fitnelerin artarak devam edeceğine inanacaktır.
Hadislerde, insanların bu bakış açısıyla Hz. Mehdi'nin gelmeyeceğini
öne sürecekleri şöyle haber verilmiştir:
İnsanların ümitsiz olduğu
ve "Hiç Mehdi falan yokmuş" dediği bir sırada Allah Mehdi'yi
gönderir...93
...Mehdi, Resulullah'ın bayrağı ile,
insanların başlarına bela üzerine bela yağdığı ve çıkışından
ümit kesildiği bir sırada çıkar...94
Masum insanlar katloluncaya kadar
Mehdi çıkmayacak ve katliamlara yerde ve göktekiler,
artık tahammül edemez bir hale geldiğinde zuhur edecektir...95
Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde işaret edildiği gibi,
günümüzde de birçok kişi Hz. İsa ve Hz. Mehdi'nin gelmeyeceğini
düşünmektedirler. Oysa bu düşünce de ahir zaman alametlerinden
biridir. Nitekim bunun tam tersine, her iki kutlu şahıs da
Allah'ın izniyle bu olumsuz ruh halinin insanlar arasında
yaygınlaştığı ve gelişlerinden ümitlerin kesildiği bir zamanda
ortaya çıkacaklardır.
Ancak tüm bunların yanında şunu da belirtmek gerekir ki,
bu hayırlı insanların ortaya çıkışlarının ilk dönemlerinde
tanınmamalarında elbetteki pek çok hayır ve hikmet vardır.
Bu gizlilik, Allah'ın izniyle, Hz. İsa ve Hz. Mehdi'ye pek
çok konuda kolaylık sağlayacak ve aynı şekilde onların pek
çok kötülükten korunmalarına da vesile olacak olabilir (En
doğrusunu Allah bilir). Fakat şu unutulmamalıdır ki yaşadıkları
tüm zorluklara; sayılarının çok az olmasına, kendilerine yardımcı
olunmamasına ve hatta onlara karşı olumsuz faaliyetler yürütülmesine
rağmen, Allah'ın izniyle Hz. İsa ve Hz. Mehdi Kuran ahlakını
dünyaya hakim kılacaklardır.
67.
İbni Kesir, en-Nihaye, 1: 96
68. Muhyiddin Arabi, El Fütühatül Mekkiye, I-XII, 2:168;
Şaban Döğen, Mehdi ve Deccal, Gençlik Yayınları, 2. Baskı
69. İbn-i Mace, 4075, 4076; Tırmizi, Fiten: 59, no. 2240,
4/510
70. Ramuz El-Ehadis, 472; Hakim'in Müstedrek'i
71. Hz. Muaviye RA (Büyük Kıyamet Alametleri, 472/1; http://www.aitco.cmehom/sonuyari/public_html/kitap/kiyamet/buyuk.htm
72. Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman,s.
14
73. Mektubat, s. 55
74. Mektubat, s. 60
75. Şualar, s.487
76. 5. Şua, s. 464, Şualar, s. 495)
77. Kastomonu Lahikası, s. 75
78. Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman,
s. 21
79. Kıyamet Alametleri, s.163
80. Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman,
s. 21
81. Sünen-i İbni Mace, cilt 1, s. 16
82. Sünen-i İbni Mace, cilt 1, s. 19
83. Kitab-ul Burhan Fi Alamet-i Mehdiyy-il Ahir Zaman, s.
57
84. Kıyamet Alametleri, s. 169
85. Kitab-ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman,
s. 57-68
86. El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar,
s. 25
87. Emirdağ Lahikası, s. 259
88. Ramuzü'l Ehadis, s. 476, (İbni Mace'den)
89. Ramazü'l-Ehadis, s. 487, (Taberani'nin Kebir'inden)
90. Ramuz El-Ehadis, s. 472, (Hz. Muaviye İbni Kırra r.a)
91. Hz. Muaviye, Ramuz-el Ehadis, s. 472
92. Kastamonu Lahikası, s. 86
93. Kitab-ul Burhan fi-Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman,
s. 55
94. Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman,s.
55
95. El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar,
s.37
Bu
sitenin hazırlanmasında Adem Yakup'un eserleri kaynak olarak
alınmıştır.