HZ. İSA, HZ. MEHDİ VE DECCAL
NEDEN TANINAMAZ? (Şahs-ı Manevi Yanılgısının Etkisi)
Yanıltıcı Bir Akım: "Risale-i Nur Tefsirciliği"
Bediüzzaman Said Nursi'nin yazmış olduğu Risale-i Nur Külliyatı,
yüzbinlerce insanın hidayetine, imanda derinleşmesine, inkar
eden pek çok insanın ise doğruyu görüp iman etmelerine vesile
olmuş çok önemli eserlerdir. Bediüzzaman'ın samimi üslubu,
tefekkürleri ve hikmetli anlatımı, her okuyan için önemli
bir yol gösterici ve hidayet rehberi olmuştur.
Risale-i Nur'ların geniş kitleler üzerindeki bu samimi etkisi
son derece açıktır. Ancak buna rağmen kimi çevrelerde, Bediüzzaman'ın
eserlerinin anlaşılabilmesi için tefsir edilmesi gerektiği
şeklinde yanlış bir kanaat söz konusudur. Risalelerde şifreli
ve karmaşık bir anlatım olduğu, düz okumayla anlaşılamayacağı
ve bu şifreleri de ancak bu konuda bilgi sahibi olan belirli
kişilerin çözebilecekleri düşünülür.
Oysa Risale-i Nur Külliyatı, veciz bir şekilde kaleme
alınmış çok değerli eserlerdir. Bediüzzaman, Risalelerde
ele aldığı her konuda çok açık ve anlaşılır bir üslup kullanmıştır.
Dolayısıyla Bediüzzaman'ın apaçık sözlerini bir kez
daha tefsir etmek ve yorumlamak gerektiği düşüncesi yanlıştır.
Böyle bir girişim, Bediüzzaman'ın sözlerini ancak aslından
uzaklaştıracak ve yanlış çıkarımlara neden olacaktır.
Örneğin Bediüzzaman eserlerinde ahir zamanla ilgili konulara
geniş yer vermiştir. Bediüzzaman'ın bu açıklamalarına göre;
Hz. İsa ahir zamanda ikinci kez yeryüzüne gelecek, ancak ilk
başlarda Hz. İsa'yı tanıyanların ve yardımcılarının sayısı
çok az olacaktır. Hz. Mehdi ise tüm Müslümanlara bir hidayet
önderi olarak ortaya çıkacak ve Bediüzzaman'ın belirttiği
üç büyük görevi birarada yerine getirecek; hem siyaset, hem
diyanet, hem de saltanat alanında Mehdilik yapacaktır. Hz.
İsa, Hz. Mehdi ile biraraya gelecek ve onun arkasında namaz
kılacaktır. Tüm dünya Hz. Mehdi'nin liderliği altında toplanacak,
Kuran ahlakının yaşanmasıyla birlikte anarşi ve kargaşa ortamı
son bulacak ve yeryüzüne huzur ve barış hakim olacaktır.
Ayrıca Bediüzzaman'ın bu açıklamalarına göre Hz. İsa ve Hz.
Mehdi birer şahsı manevi olarak değil, birer şahıs olarak
geleceklerdir. Elbette onların temsil ettikleri birer şahsı
manevileri de olacak, ancak bu şahsı manevilerinin başında
kendileri de bizzat lider olarak bulunacaklardır. Said Nursi,
ayrıca ahir zamanın bu önemli şahıslarının ortaya çıkacakları,
faaliyet yapacakları ve Kuran ahlakını tüm dünyaya hakim kılacakları
vakitlere yönelik hadisler doğrultusunda tarihler de vermiştir.
Bediüzzaman'ın bu konulardaki tüm izahları çok açıktır. Örneğin
eğer Bediüzzaman Hz. Mehdi'nin göreve başlayacağı tarih için
hadislere dayandırarak Hicri 1400 diyorsa, bunu başka türlü
yorumlamak mantıksız olur. Ya da Hz. Mehdi'nin hem siyaset,
hem saltanat hem de diyanet aleminde Mehdilik yapacağını;
bu üç özelliğin de tek bir şahısta toplanacağını söylüyorsa
bu da çok açıktır. Buna rağmen Mehdiliği üçe bölmek, tek bir
tanesinin Mehdilik için yeterli olacağını söyleyerek yanlış
yorumlamak hatalı olur. Aynı şekilde Bediüzzaman Hz. İsa'nın,
Hz. Mehdi'nin arkasında namaz kılacağını, hadis vererek açıklamışken,
"aslında öyle demek istemedi" diyerek bu bilgileri tefsir
etmek de doğru olmaz. Zira hem Peygamberimiz (sav)'in sözü,
hem de Üstad'ın bu konuyu tasdik eden açıklamaları varken,
bunun aksini söylemek yanlış olur. Bunun gibi Said Nursi,
Hz. İsa ve Hz. Mehdi'nin yapacakları faaliyetleri ve tüm dünyaya
Kuran ahlakının hakim kılacaklarını açıklamışken, Hz. İsa
ve Hz. Mehdi'nin gelmeyeceklerini, yalnızca birer şahsı maneviden
ibaret olacaklarını öne sürmek de büyük bir yanılgı olur.
Bu durum Said Nursi'nin Risalelerde anlattığı her konu için
geçerlidir. Nitekim böyle bir tefsir mantığının Risale-i Nurlar
üzerinde nasıl bir etki oluşturacağının da iyi düşünülmesi
gerekir. Zira böyle yanlış bir mantıkta isteyen herkes Bediüzzaman'ın
her sözüne kendince farklı bir açıklama getirebilir ve bu
şekilde Said Nursi'nin hiçbir izahını kabul etmeyebilir. İsteyen
kişi, kendince uygun görmediği her izahı, şahsi kanaatlerine
ya da çevresinden duyduklarına göre tefsir etme yoluna gidebilir.
Oysa ki Risale-i Nurlar herkesin anlayabileceği çok
kıymetli eserlerdir. Böylesine değerli eserlerin anlaşılamayacağı
ya da Bediüzzaman'ın bazı açıklamalarının anlatılanlardan
farklı anlamlar içerdiği düşüncesi son derece yanlıştır.
Unutulmamalıdır ki, Üstad'a karşı gösterilecek gerçek sevgi
ve saygı, onun büyük bir samimiyetle kaleme aldığı eserlerine
sahip çıkmakla, onun gerçekte söylemek istediklerini tam anlayıp
onu desteklemekle mümkün olacaktır.
Bu
sitenin hazırlanmasında Adem Yakup'un eserleri kaynak olarak
alınmıştır.