HZ. İSA, HZ. MEHDİ vE DECCAL
KONUSUNDAKİ ŞAHSI MANEVİ
YANILGISI
GİRİŞ
Peygamberimiz
(sav)'in hadislerinde kıyamete yakın bir zamanda "son dönem"
anlamına gelen "ahir zaman" adı verilen bir dönemin yaşanacağı
bildirilmiştir. Ahir zamanın ilk devri, ahlaki dejenerasyonun
arttığı, açlık ve yokluğun, çatışmaların, anarşi, kargaşa
ve korkunun yaşandığı bir dönemdir. Daha sonra ise, "Altınçağ"
adı verilen dönemin başlamasıyla birlikte, bu karanlık devre
son bulacak, Allah'ın izniyle tüm dünyaya bolluk, bereket,
huzur, güvenlik, adalet ve sevgi hakim olacaktır. Hadislerde
yer alan ahir zamana dair tüm işaretler, birbiri ardınca ve
aynı tasvir edildiği şekilde yaşadığımız çağda ortaya çıkmaya
başlamıştır. Peygamberimiz (sav)'in bundan on dört asır önce
haber vermiş olduğu bu olayların hadislerle çok mutabık bir
şekilde gerçekleşmiş olması tüm Müslümanların imanlarını,
şevk ve heyecanlarını artıran son derece önemli gelişmelerdir.
Peygamberimiz (sav)'in ahir zamanda gerçekleşeceğini
bildirdiği ve tüm inananların büyük bir şevk ve heyacanla
bekledikleri iki büyük ve önemli olay daha vardır. Bunlardan
biri Hz. İsa'nın ahir zamanda yeryüzüne ikinci kez gelişi,
ikincisi ise yine ahir zamanda tüm Müslümanlara bir rahmet
ve bir hidayet önderi olarak geleceği bildirilen Hz. Mehdi'nin
ortaya çıkışıdır. Hz. İsa ve Hz. Mehdi, Allah'ın izniyle Kuran
ahlakını tüm yeryüzüne yerleşik kılacaklardır. Kuran ayetlerinde
ve yine Peygamberimiz (sav)'in sözlerinde bu iki kutlu şahsın
gelişi hakkında çok detaylı bilgiler ve işaretler yer almaktadır.
Hz. İsa ve Hz. Mehdi'nin ortaya çıkışı yüz yıllardır
İslam ümmeti tarafından beklenen müjdeli olaylardır. Nitekim
rivayetlerde bu mübarek şahısların çıkış alametleri olarak
bildirilen olayların pek çoğu hadislerle mutabık bir şekilde
ve art arda gerçekleşmektedir. Kuşkusuz bu durum, Hz. İsa
ve Hz. Mehdi'nin ortaya çıkacakları vaktin çok yaklaştığının
bir göstergesidir.
Ahir zamanda gerçekleşeceği beklenen bu iki önemli
habere 13. asrın büyük müceddidi Bediüzzaman Said Nursi de
eserlerinde geniş yer vermiştir. Ancak Bediüzzaman'ın bu açıklamalarında
kullandığı "şahsı manevi" sözleriyle ifade ettiği bir kavram
söz konusudur ve günümüzde bu kavram kimi zaman yanlış şekillerde
yorumlanmaktadır. Bediüzzaman'ın "şahsı manevi" kavramı ile
Hz. İsa ve Hz. Mehdi'nin gerçek birer şahıs değil, birer "şahsı
manevi" olduklarını ifade ettiği düşüncesi öne sürülmektedir.
Oysa bu düşünce, Bediüzzaman'ın açıklamalarıyla
hiçbir şekilde bağdaşmamaktadır. Bediüzzaman Said Nursi'nin
açıklamaları da, Kuran'da yer alan işaretler ve Peygamberimiz
(sav)'in hadisleriyle aynı doğrultudadır. Bediüzzaman, Hz.
İsa ve Hz. Mehdi'nin gelişine yönelik izahlarında çok kesin,
açık ve net üsluplar kullanmış ve onların birer şahsı manevi
olarak değil, birer şahıs olarak geleceklerini delilleri ve
detaylarıyla birlikte açıklamıştır.
Büyük İslam alimi Bediüzzaman Said Nursi'nin
bu konudaki izahlarıyla ilgili açıklığa kavuşturulması gereken
bir başka konu ise, Risale-i Nurlar'da anlatılanların anlaşılabilmesi
için tefsir edilmesi gerektiği yönündeki yanlış kanaattir.
Oysa böyle bir girişim, çok farklı yorumlara ve yanlış çıkarımlara
zemin oluşturarak, Bediüzzaman'ın Risaleler'de ele aldığı
konuları aslından uzaklaştırabilecektir. Bu nedenle kitap
boyunca bu konuya da değinilecek ve Risale-i Nur külliyatı
üzerinde yapılacak böyle bir çalışmanın nasıl olumsuz sonuçlara
neden olabileceği hatırlatılacaktır.
Kuşkusuz ki içerisinde yaşadığımız ahir zaman
gibi, böyle mucizevi ve müjdeli iki büyük olayın beklendiği
önemli bir dönemde, Müslümanların doğru bilgilendirilmesi
ve Bediüzzaman'ın bu konudaki açıklamalarının doğru bir şekilde
anlaşılması da aynı şekilde büyük önem kazanmaktadır. Bediüzzaman
gibi önemli, üstün ilim ve feraset sahibi bir kimsenin ahir
zamana yönelik olarak vermiş olduğu tüm bilgiler Müslümanlar
için son derece önemli bir yol gösterici niteliğindedir. Dolayısıyla
onun açıklamalarına dayandırılarak, tüm iman edenler için
büyük bir müjde ve rahmet olan Hz. İsa ve Hz. Mehdi'nin gelişinin
yanlış yorumlamalarla gözardı edilmesi büyük bir yanılgı olacaktır.
Böyle bir durumda, on dört asırdır, gelmiş geçmiş tüm Müslümanların
büyük bir şevkle bekledikleri bu mübarek şahısların gelişinin
heyecanı gereği gibi yaşanmamış, onlara destek ve yardımcı
olabilmek için gereken hazırlık yapılamamış olacaktır. Oysa
bu kutlu şahısların gelişine ortam hazırlamak, gerçekleştirecekleri
faaliyetlerde onlara destek ve yardımcı olmak tüm inananların
sorumluluğudur. Dolayısıyla bu yanlış yorumlamaların ve yanlış
anlaşılmaların kesin ve net delilleriyle ortadan kaldırılması
ve Bediüzzaman'ın sözlerinin doğru yorumlanmasının sağlanması
da yine Müslümanlar üzerinde bir sorumluluktur. Unutulmamalıdır
ki aksinde, Allah'ın izniyle bu önemli olaylar gerçekleşip,
bu kutlu şahıslar ortaya çıktıkları zaman, bu gerçekleri gözardı
eden kimseler dünyada ve ahirette önemli bir mahcubiyet ve
pişmanlık yaşayacak olabilirler.
Bu kitabın amacı Bediüzzaman'ın kullandığı "şahsı
manevi" kavramı konusundaki yanlış yorumlamalara açıklık kazandırabilmek
ve bu yanılgıya düşen kimselere doğruyu görebilmeleri için
bir yol açabilmektir. Bu yanlış anlaşılmanın giderilip konunun
netleştirilebilmesi için kitap boyunca Bediüzzaman'ın şahsı
manevi kavramı ile gerçekte ne ifade ettiği, Hz. İsa ve Hz.
Mehdi'nin birer şahıs olarak gelecekleri konusundaki açıklamalarının
ne kadar net olduğu tüm detaylarıyla delillendirilerek ortaya
konulacaktır.
Bu
sitenin hazırlanmasında Adem Yakup'un eserleri kaynak olarak
alınmıştır.