YAHUDİ TARİHİNE KISA BİR BAKIŞ
Siyonistlerin neyi savunduğunu görebilmek için,
sık sık atıfta bulundukları Yahudi tarihi hakkında bilgi
sahibi olmak gerekir. Siyonistler Yahudi tarihini değerlendirirken,
öncelikle ırk birliğini ve içinde putperest ahlakın yoğun
etkilerinin olduğu gelenek ve görenekleri göz önünde bulundurur,
bu geleneklerden yola çıkarak birtakım zorlama yorumlar
yaparlar. Siyonistlerin din dışı ahlakları, Yahudi tarihine
bakış açılarında da yoğun olarak görülür.
Tarihin en eski toplumlarından biri olarak
kabul edilen Yahudilerin geçmişinin MÖ 2000'li yıllara uzandığı
var sayılır. Kendi inançlarına göre Yahudiler, Kenan diyarı
olarak bilinen topraklarda yaşayan bir kabileden gelmektedirler.
Kenan diyarının, İsrail, Ürdün ve Suriye'yi de kapsayan
bugünkü Ortadoğu'nun oldukça büyük bir bölümüne verilen
bir isim olduğu kabul edilir. Buradaki putperest kavimlerden
ayrılan Hz. İbrahim, yeni bir milletin atası olmuştur. Bu
millet, Yahudilerdir. (Hz. İbrahim Müslümanlar için olduğu
gibi Yahudiler için de kutsal bir peygamberdir.)
Muharref Tevrat'ta, İsrailoğullarının,
o dönemde Filistin bölgesinde yaşayan putperest kavimlerle
olan savaşları anlatılır. Bu putperest kavimler, Allah'a
düşman ve pek çok sapıklıkla kirlenmiş olan halklardır.
Bu nedenle Muharref Tevrat'ta Yahudilere hitaben "Mülk
edinmek için gitmekte olduğunuz ülke, orada yaşayan
halkların iğrençlikleriyle kirlenmiştir" denir. (Ezra,
9:10-11) |
Çeşitli tarihi kaynaklara ve tefsir kitaplarına
göre, Hz. İbrahim'in yaşamış olduğu Kenan diyarında, putperest
bir toplum yaşamaktadır. Hz. İbrahim bu topluma, Allah'ın
varlığını ve birliğini anlatmış, onlara Allah'ın emirlerini
ve yasaklarını tebliğ etmiştir. Tarihi kaynaklara göre Hz.
İbrahim, oğullarından Hz. İsmail'i Mekke ve çevresine yerleştirmiş,
ikinci oğlu Hz. İshak ise Kenan'da kalmıştır.
Eski Ahit'in yazıldığı dönemlerde
Kenan diyarını gösteren antik bir harita. |
Allah, Kuran'da Hz. İbrahim'in oğullarından
bir kısmını Beyt-i Haram'ın yakınlarına yerleştirdiğini
bildirmektedir:
"Rabbimiz, gerçekten ben, çocuklarımdan bir
kısmını Beyt-i Haram yanında ekini olmayan bir vadiye yerleştirdim;
Rabbimiz, dosdoğru namazı kılsınlar diye (öyle yaptım),
böylelikle Sen, insanların bir kısmının kalblerini onlara
ilgi duyar kıl ve onları birtakım ürünlerden rızıklandır.
Umulur ki şükrederler." (İbrahim Suresi, 37)
Tefsir kitaplarında bu mekanın Mekke Vadisi
olduğu belirtilir.
Yahudilerin Muharref Tevrat
kaynaklı sembolleri birarada: Şaha kalkmış aslan ve
yedi kollu şamdan. |
Kenan diyarında kalan Hz. İshak'ın oğlu Hz.
Yakup ise, oğulları ile birlikte Mısır'a göç etmiştir. Hz.
Yakub'un bir diğer ismi "İsrail"dir ve bu nedenle oğulları
aynı zamanda İsrailoğulları olarak anılır. Bilindiği gibi,
İsrailoğulları Yahudi toplumunun bir diğer adıdır. Yahudiler,
Hz. Yakub'un oğlu olan Hz. Yusuf'un iktidarı boyunca Mısır'da
huzur ve güvenlik içinde yaşamış, çok büyük nimetlere sahip
olmuşlardır. Ancak Hz. Yusuf'un ardından Yahudiler için,
zorlu bir dönem başlamıştır. Putperest Firavun rejimi esnasında
Yahudiler Mısır'da köle konumuna düşmüşlerdir. Tarihin en
acımasız ve despot diktatörlerinden biri olan Firavun Yahudilere,
çeşitli işkenceler yapmış, onları en ağır işlerde kullanmıştır.
İsrail soyunun tüm erkek çocuklarının katledilmesini emretmesi,
masum insanları cezalandırmak için ellerini ve ayaklarını
çaprazlama kesmesi, Firavun'un zalimliğini gösteren önemli
bilgilerdir. İşte bu dönemde Allah, Yahudilere Hz. Musa'yı
elçi olarak göndermiş ve onun önderliğinde kendilerini Firavun'un
zulmünden kurtaracağını müjdelemiştir.
Hz. Musa'nın tebliği ve Yahudileri kendisi
ile birlikte Mısır'dan çıkarmak istemesi Firavun tarafından
öfke ile karşılanmıştır.
Ancak Firavun izin vermek istemese de, Allah'ın
mucizeleri ve yardımıyla, Yahudiler tarihi kaynaklara göre
MÖ 1250 yıllarında Mısır'dan göç etmişlerdir.

"Bana karşı lütuf-dediğin
nimet de, İsrailoğullarını köle kılmandan dolayıdır."
(Şuara Suresi, 22)
Yahudiler, Firavun
rejimi altında büyük bir baskı ve zulüm gördüler.
Bu eski Mısır çiziminde, Firavun, pek çok insanı
köleleştirerek hayali tanrılarının önüne çıkan muzaffer
bir kumandan gibi resmediliyordu. Köleleştirilenler,
Allah'a olan imanlarıyla Mısır halkından ayrılan
İsrail soyuydu.
|
Mısır'dan çıkan Yahudiler, 40 yıl Sina Yarımadası'nda
kaldıktan sonra Kenan diyarının doğusuna yerleştiler. Hz.
Musa'dan sonra da Kenan diyarında yaşamayı sürdürdüler.
Yine tarihçilerin görüşüne göre MÖ 1000'lerde Hz. Davud,
İsrail soyunun yönetimine geçti ve güçlü bir krallık kurdu.
Süleyman Tapınağı'ndaki kutsal
eşyaları simgeleyen duvar rölyefi |
Onun oğlu olan Hz. Süleyman'ın döneminde ise
İsrail'in sınırları güneyde Nil Nehrinden, kuzeyde Suriye
içlerindeki Fırat Nehri'ne kadar uzanıyordu.
Bu dönemde İsrail Krallığı, başta mimari olmak
üzere pek çok alanda çok görkemli bir dönem yaşadı. Kudüs'te
Hz. Süleyman'ın emriyle görkemli bir saray (aynı zamanda
tapınak) inşa edildi. Hz. Süleyman'ın vefatının ardından
Allah İsrailoğullarına daha pek çok peygamber gönderdi,
ancak İsrailoğulları çoğu zaman peygamberleri dinlemediler
ve Allah'a isyankar oldular.
Bu dejenerasyonun bir sonucu olarak İsrail Krallığı bölündü,
ardından putperest krallıklar tarafından işgal edildi. İsrail
soyu köleleştirildi. Filistin'e hakim olan en büyük putperest
imparatorluk ise Roma oldu. Hz. İsa, Filistin'de Roma egemenliğinin
sürdüğü bir dönemde geldi ve İsrailoğullarını bir kez daha
kibirlerinden, batıl inançlarından ve isyankarlıklarından
vazgeçip Allah'ın dinine göre yaşamaya davet etti. Çok az
Yahudi ona inandı. İsrailoğullarının büyük bölümü, inkarda
diretti. Ve Allah'ın Kuran'da bildirdiği gibi onlara "Meryem
oğlu İsa diliyle lanet edildi." (Maide Suresi, 78)
Bir süre sonra da Allah, Romalıları Yahudilere musallat
etti ve onların eliyle tümü Filistin'den sürüldüler.
 
"Biz senin Rabbinin elçileriyiz, İsrailoğullarını
bizimle birlikte gönder ve onlara (artık) azab
verme. Sana Rabbinden bir ayetle geldik. Selam,
hidayete tabi olanların üzerine olsun." (Taha
Suresi, 47)
Ey İsrailoğulları, andolsun,
sizi düşmanlarınızdan kurtardık. Tur'un sağ yanında
sizinle vaadleştik ve üzerinize kudret helvasıyla
bıldırcın indirdik. (Taha Suresi, 80)
Sina
Dağı'ndan bir görünüm, yağlıboya, Colnaghi, New
York
|
 
Biz onları (İsrailoğullarını)
ayrı ayrı oymaklar olarak on iki topluluk
(ümmet) olarak ayırdık....
(Araf Suresi, 160)
On iki kabileden oluşan
İsrailoğullarının yerleşimlerini tasvir eden İbranice
eski bir harita.
|

Yahudilere vaat edilmiş
toprakların bir bölümünü gösteren antik harita.
|
Ancak burada bir kez daha belirtmekte yarar
vardır ki, tüm Yahudi toplumu elbette bir değildir. Allah
Kuran'da Yahudiler içinde Hz. Musa'nın getirdiği dine samimiyetle
bağlılık gösteren ihlaslı kişiler olduğunu bildirmiştir.
Bugün de Hz. Musa'nın kendilerine getirdiği dine sadık kalanlar,
samimi olarak Allah'ın emrettiği gibi bir ahlak gösterip
ona göre bir yaşam sürenler, Kuran'da bildirilen güzel ahlaklı
kişilerdendirler:
Yahudiler, Romalılar tarafından
sürüldükten sonra dünyanın dört bir yanına üstteki
haritada gösterildiği gibi dağıldılar. |
Musa'nın kavminden hakka ileten ve onunla adalet
yapan bir toplulukvardır. (Araf Suresi, 159)
Allah, Yahudilerin içinde Kendisi'nden korkan
ve sakınan dürüst, vicdanlı, sağduyulu kimseler olduğunu
bazı ayetlerde de şu şekilde haber vermektedir:
Onların hepsi bir değildir. Kitap Ehli'nden
bir topluluk vardır ki, gece vaktinde ayakta durup Allah'ın
ayetlerini okuyarak secdeye kapanırlar. Bunlar, Allah'a
ve ahiret gününe iman eder, maruf olanı emreder, münker
olandan sakındırır ve hayırlarda yarışırlar. İşte bunlar
salih olanlardandır. (Al-i İmran Suresi, 113-114)
Romalılar, Yahudileri Filistin'den
sürmelerinin anısına üstteki ünlü Titus anıtını inşa
ettiler. |
Allah bu kişilere yaptıklarının en güzeli ile
karşılık vereceğini ise şöyle müjdelemiştir:
Şüphesiz, iman edenler(le) Yahudiler, Hıristiyanlar
ve sabiiler(den kim) Allah'a ve ahiret gününe iman eder
ve salih amellerde bulunursa, artık onların Allah Katında
ecirleri vardır. Onlara korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır.
(Bakara Suresi, 62)
Ne var ki Siyonistler, Allah'ın kendilerine
indirmiş olduğu dini değil, zaman içinde dejenerasyona uğramış
olan bazı gelenekleri ve dahası 19. yüzyılda ortaya çıkan
din-dışı Sosyal Darwinist ve sömürgeci ideolojileri temel
almaktadırlar. Oysa Yahudilerin tarihi, hak dinden saptıklarında,
inkarcı ahlaka sahip kişileri kendilerine önder edindiklerinde
içine düştükleri sıkıntı ve zorlukların örnekleri ile doludur.
Bu durumda, samimi olarak Allah'a ve ahiret gününe iman
eden Yahudilerin de Siyonizme karşı verecekleri fikri mücadele
büyük önem taşımaktadır. Onlar da diğer vicdan sahibi insanlarla
birlikte Siyonizmin saldırganlığını lanetlemekle, buna engel
olmak için çaba göstermekle ve bunun için de Siyonizmin
yanılgı ve aldatmacalarını deşifre etmekle yükümlüdürler.
Yahudilerin Tarihten Çıkarmaları
Gereken Ders
Allah Kuran'da, Yahudi toplumu içinde inkarcı
ahlak gösteren kişilerin takındıkları tutum ve bunun karşılığında
içine düştükleri durumu detaylı olarak tarif etmiştir.
Yahudi tarihi, başta Yahudi toplumu olmak üzere
tüm insanlık için önemli dersler ve ibretler içermektedir.
Tarih boyunca pek çok peygamberin tebliğine tanıklık etmiş
olan Yahudiler, peygamberlerine itaat ettikleri ve Allah'ın
razı olduğu gibi bir yaşam sürdükleri müddetçe nimetlendirilmişlerdir.
Böyle dönemlerde güzel şehirlerde, bolluk ve refah içinde
yaşamışlardır. Öte yandan, peygamberlere isyan ettikleri,
zorluk çıkardıkları, bozgunculuğa ve putperest ahlaka eğilim
gösterdikleri dönemlerde ise zorlu bir hayat sürmüşlerdir.
Allah'ın bu konuda Kuran'da verdiği örneklerden
birisi, Yahudilerin güzellik ve hayırla karşılaşacaklarını
bildikleri halde, Allah'ın emrine itaatsizlik ederek kendilerine
bildirilen şehre girmek istememeleridir. Allah, bu olayı
Kuran'da şöyle bildirmiştir:
Hani, Musa kavmine (şöyle)
demişti: "Ey kavmim, Allah'ın üzerinizdeki nimetini anın;
içinizden peygamberler çıkardı, sizden yöneticiler kıldı
ve alemlerden hiç kimseye vermediğini size verdi. Ey kavmim,
Allah'ın sizin için yazdığı (girmenizi emrettiği) kutsal
yere girin ve gerisin geri arkanıza dönmeyin; yoksa kayba
uğrayanlar olarak çevrilirsiniz." Dediler ki: "Ey Musa,
orda zorba bir kavim vardır, onlar çıkmadıkları sürece biz
oraya kesinlikle girmeyiz. Şayet ordan çıkarlarsa, biz de
muhakkak gireriz. (Maide Suresi, 20-24)
Allah'ın kendilerine çeşitli nimet verdiği, Firavun'un
zulmünden kurtardığı, pek çok mucizeler gösterdiği bir toplumun
kuşkusuz Allah'ın emirlerine karşı çok teslimiyetli olmaları
ve Allah'a tevekkül etmeleri gerekir. Ne var ki, bazı Yahudiler
bunun farkına varamamış ve nankörce bir tavır sergilemişlerdir.
Bu tavırlarından dolayı Allah'ın bu Yahudilere verdiği karşılık
ise şu şekildedir:
(Allah) Dedi: "Artık orası kendilerine kırk
yıl haram kılınmıştır. Onlar yeryüzünde 'şaşkınca dönüp
duracaklar.' Sen de o fasıklar topluluğuna üzülme." (Maide
Suresi, 26)
Ağlama Duvarı, Vasily Vasileyvich
Vereschgain, 1874 |
İnkarcı ahlakına yatkın olan Yahudilerin davranışları
ile ilgili Kuran'da verilen bir başka örnek de, kendilerine
verilen nimetlere karşı şükredici olmamaları ve daha fazlasına
sahip olmak için hırsa kapılmalarıdır.
(Yine) Hatırlayın; Musa kavmi için
su aramıştı, o zaman Biz ona: "Asanı taşa vur" demiştik
de ondan oniki pınar fışkırmıştı, böylece herkes içeceği
yeri bilmişti. Allah'ın verdiği rızıktan yiyin, için ve
yeryüzünde bozgunculuk (fesad) yaparak karışıklık çıkarmayın.
Siz (ise şöyle) demiştiniz: "Ey Musa, biz bir çeşit yemeğe
katlanmayacağız, Rabbine yalvar da, bize yerin bitirdiklerinden
bakla, acur, sarmısak, mercimek ve soğan çıkarsın." (O zaman
Musa:) "Hayırlı olanı, şu değersiz, şeyle mi değiştirmek
istiyorsunuz? (Öyleyse) Mısır'a inin, çünkü (orada) kendiniz
için istediğiniz vardır" demişti. Onların üzerine horluk
ve yoksulluk (damgası) vuruldu ve Allah'tan bir gazaba uğradılar.
Bu, kuşkusuz, Allah'ın ayetlerini tanımazlıkları ve peygamberleri
haksız yere öldürmelerindendi. (Yine) bu, isyan etmelerinden
ve sınırı çiğnemelerindendi. (Bakara Suresi, 60-61)
Buraya kadar verilen örnekler, tüm toplumların
ibret alması gereken tavırlardır. Allah insanlardan şükredici
olmalarını, Kendisi'ne ve elçilerine itaat etmelerini, teslimiyetli
olmalarını ve her koşul altında vicdanlı davranmalarını
ister. İnsanlara güzel ahlakı emreder. Allah'ın, Yahudilere
Hz. Musa'yı ve hak kitabı göndermesi, onları Firavun'un
zulmünden kurtarması ve kendilerine güzel makamlar vermesi
çok büyük bir lütuftur. Bu lütuf karşısında yapılması gereken
ise, Allah'ın emirlerine eksiksiz itaat etmektir. Ne var
ki Yahudilerin bir kısmı inkarcı ahlakda direnmiş ve büyük
kısmı da bilgisizce bu kişilerin peşinden sürüklenmiştir.
Bunların yanı sıra Allah'ın Yahudilere emrettiği
çok önemli bir hüküm daha vardır: Yeryüzünde bozgunculuk
çıkarmamak ve barışsever olmak:
Hani sizden "Birbirinizin kanını dökmeyin,
birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayın" diye misak almıştık.
Sonra sizler bunu onaylamıştınız, hala (buna) şahitlik ediyorsunuz.
Sonra (yine) siz, birbirinizi öldürüyor, bir bölümünüzü
yurtlarından sürüp-çıkarıyor ve günah ve düşmanlıkla aleyhlerinde
ittifaklar kuruyor ve size esir olarak geldiklerinde onlarla
fidyeleşiyordunuz. Oysa onları çıkarmanız, size haram kılınmıştı.
Yoksa siz, Kitabın bir bölümüne inanıp da bir bölümünü inkar
mı ediyorsunuz? Artık sizden böyle yapanların dünya hayatındaki
cezası aşağılık olmaktan başka değildir; kıyamet gününde
de azabın en şiddetli olanına uğratılacaklardır. Allah,
yaptıklarınızdan gafil değildir. (Bakara Suresi, 84-85)
Dolayısıyla, günümüzde de samimi olarak Allah'a
ve ahiret gününe iman eden Yahudilerin, geçmişte atalarının
yaptıkları bu ve benzer hatalardan şiddetle sakınmaları
ve Allah'ın kendilerine emrettiği gibi yeryüzünde barışın
savunucusu ve koruyucusu olmaları gerekir. Allah'ın yukarıdaki
ayette buyurduğu gibi, kendileri 'kan dökmemeye söz vermiş
ve bu sözü onaylamışlardır.'

