SİYONİZMİN KÖKENLERİ
Siyonizm din dışı bir ideolojidir ve zaten
onu zararlı, tehlikeli, yıkıcı hale getiren asıl neden de
budur. Ancak Siyonizmin bir de Yahudi inançları içinde yer
alan bazı kaynakları, öncülleri vardır. Bu bölümde bunu
inceleyeceğiz.
Yahudilik İlahi bir dindir. Allah'ın insanlara
yol gösterici olarak indirdiği Tevrat'a dayanır. Ancak bir
önceki bölümde incelediğimiz gibi, Yahudi tarihi içinde
sık sık bu İlahi temelden sapmalar olmuştur. Bu sapmalar
doğrudan dinden uzaklaşma şeklinde olduğu gibi, dini dejenere
etme şeklinde de yaşanmıştır. Bu ikinci sapmanın en belirgin
şekli, Yahudilik içinde, son derece kibirli, katı ve Yahudi
olmayan insanlara karşı husumet dolu bir eğilimin gelişmesidir.
İlginçtir ki elimizdeki Yeni Ahit'in (İncil'in)
içinde, Yahudilerin bu dini görünüşlü sapmasını eleştiren
önemli pasajlar vardır.
Siyonizmin kurucusu olan Theodor
Herzl'i tanıtan Siyonist bir poster |
Hz. İsa'nın ağzından aktarılan bu İncil pasajlarında,
Yahudi toplumuna önderlik eden din adamlarından bazılarının
çok kibirli, katı ve yabancılara düşman oldukları anlatılır
ve samimi dindar Yahudiler bunlara karşı uyarılır. Örneğin
Markos İncili'nde şöyle yazılıdır:
İsa ders verirken şöyle dedi: "Uzun kaftanlar
içinde dolaşmaktan, meydanlarda selamlanmaktan, havralarda
en seçkin yerlere ve şölenlerde başköşelere kurulmaktan
hoşlanan din bilginlerinden sakının. Dul kadınların malını
mülkünü sömüren, gösteriş için uzun uzun dua eden bu kişilerin
cezası daha da ağır olacaktır." (Markos, 12: 38-40)
İncil'de söz konusu samimi olmayan din adamları
hakkında dikkat çekilen bir diğer özellik de Yahudi olmayanlara
karşı çok önyargılı ve düşmanca davranmalarıdır. Hatta bu
nedenle Hz. İsa'nın Samiriyeli (Yahudi olmayan) bir kadına
iyilik etmesini garipsedikleri anlatılır.
Allah bizlere, bu katı kalpliliği, samimi olmayan Yahudilerin
durumunu haber veren bir Kuran ayetinde de bildirmiştir:
Sözleşmelerini bozmaları
nedeniyle, onları lanetledik ve kalplerini kaskatı kıldık.
Onlar, kelimeleri konuldukları yerlerden saptırırlar. (Sık
sık) Kendilerine hatırlatılan şeyden (yararlanıp) pay almayı
unuttular. İçlerinden birazı dışında, onlardan sürekli ihanet
görür durursun. Yine de onları affet, aldırış etme. Şüphesiz
Allah, iyilik yapanları sever. (Maide Suresi, 13)
  |
De ki: "Eğer
doğruysanız, bu durumda Allah katından bu ikisinden
(Musa'ya indirilen Tevrat ve bana indirilen Kur'an'dan)
daha doğru olan bir kitap getirin de, ona uymuş
olayım."(Kasas Suresi, 49) Hani İsrailoğullarından,
"Allah'tan başkasına kulluk etmeyin, anneye-babaya,
yakınlara, yetimlere ve yoksullara iyilikle davranın,
insanlara güzel söz söyleyin, namazı dosdoğru kılın
ve zekatı verin" diye misak almıştık. Sonra siz,
pek azınız hariç, döndünüz ve (hala) yüz çeviriyorsunuz.
(Bakara Suresi, 83)
|
İşte bugün Siyonizm dediğimiz ve gerçekte din
dışı olan ideolojinin temeli "katı kalpli", kibirli Yahudi
tavrıdır. Bu tavra sahip olan Yahudiler, dine karşı temelde
gösteriş amaçlı bir bağlılık göstermişler ve koyu bir bağnazlık
geliştirmişlerdir.
Bu durum, Yahudilerin bir kısmının tarih boyunca
Allah'ın kendilerine gönderdiği peygamberlere karşı tutumlarında
da belirleyici rol oynamıştır. Batıl inançlarından kopmak
istemeyen Yahudiler, peygamberlere itaat etmekten ve hak
dine uymaktan şiddetle kaçındıkları gibi, peygamberler ve
iman edenler aleyhinde de türlü tuzaklar kurmuşlardır.
Allah Kuran'da şöyle bildirmiştir:
Andolsun, Biz İsrailoğullarından kesin söz
almış (misak) ve onlara elçiler göndermiştik. Onlara ne
zaman nefislerinin hoşuna gitmeyen bir şeyle bir elçi geldiyse,
bir bölümünü yalanladılar, bir bölümünü de öldürdüler. (Maide
Suresi, 70)
Elçilerin kendilerine tebliğ ettikleri hak
din çoğu zaman bu kimselerin menfaatleri ile çatışmış, bu
nedenle peygamberleri öldürmeye dahi yeltenmişlerdir.
Bu artniyetli kimselerin en belirgin özelliklerinden
birisi de bir şekilde hak dini dejenere etmiş olmalarıdır.
Bunun bazı örnekleri Yahudilerin kutsal kitabı olan Tevrat'ta
görülür. Tevrat, Allah'ın Hz. Musa'ya vahyetmiş olduğu kutsal
bir kitaptır, ancak sonradan tahrif edilmiştir. Allah Hz.
Musa'ya toplumunu doğruya yöneltmesi, onlara Kendi emirlerini
bildirmesi için Tevrat'ı indirmiştir. Allah Kuran'da "Gerçek
şu ki, Biz Tevrat'ı, içinde bir hidayet ve nur olarak indirdik..."
(Maide Suresi, 44) şeklinde buyurur. Hz. Musa ve
onun ardından gelenler, insanlar arasında Tevrat ile hükmetmiştir.
Yahudilerin kutsal günlerde
çaldıkları "şofar" adlı boru |
Gerçek şu ki Biz Tevrat'ı içinde bir hidayet
ve nur olarak indirdik. Teslim olmuş peygamberler Yahudilere
onunla hükmederlerdi. Bilgin-yöneticiler (Rabbaniyun) ve
yüksek bilginler de (Ahbar) Allah'ın kitabını korumakla
görevli kılındıklarından ve onun üzerine şahidler olduklarından
(onunla hükmederlerdi.) Öyleyse insanlardan korkmayın benden
korkun ve ayetlerimi az bir değere karşılık satmayın. Kim
Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse işte onlar kafir olanlardır.
(Maide Suresi, 44)
Ne var ki, Hz. Musa'nın ölümünün ardından,
inkarda direnen bir kısım Yahudiler Tevrat'ı değiştirip
bozmuşlar ve ortaya bugün Eski Ahit olarak adlandırılan
Muharref Tevrat çıkmıştır. Muharref Tevrat incelendiğinde
içinde Allah'ın birliği, Allah korkusu, adil olmak, tevazulu
davranmak, hırsızlık yapmamak, zinadan sakınmak, hile yapmamak,
masum insanların canına kastetmemek gibi hak dinin izlerini
taşıyan pek çok hükümle karşılaşılacaktır. Öte yandan, yine
aynı kitabın içinde dejenere olduğu açıkça anlaşılan pek
çok batıl efsane ve hüküm de yer almaktadır. Söz konusu
efsaneler ve hükümler incelendiğinde ise ortaya çarpıcı
bir gerçek çıkar: Bunlar Yahudi halkının çoğunlukla pagan
kültürlerden etkilenerek kapıldıkları yanılgılardır. Ve
Yahudiler içinde paganizme bağlı kalmakta direnen bir grup
insan tarafından nesilden nesile aktarılarak neredeyse ilk
hali ile muhafaza edilmiştir.
Bu durum, Yahudiliğin ana unsurlarının nesiller
boyunca aktarılan efsaneler, mitolojik kavramlar, egzotik
sembollerden oluşan bir felsefe haline gelmesine neden olmuştur.
Gerçekten de mitolojik kavramlar ve semboller,
özellikle eski Mısır efsaneleri ve bu efsanelerde yer alan
sözde kutsal kavramlar, Yahudi felsefesinde önemli bir yer
tutar. Yahudi felsefesinin temel taşlarını ise Kabala ve
Talmud oluşturur.

De ki: "Ey Kitap Ehli, Tevrat'ı, İncil'i
ve size Rabbinizden indirileni ayakta tutmadıkça
hiç bir şey üzerinde değilsiniz."
(Maide suresi, 68)
Ağlama Duvarı
|
Talmud'un Yahudi Olmayanlara
Karşı Körüklediği Nefret
Yahudilerin hayatında geleneklerin yeri büyüktür.
Bir Yahudi dini sorumluluklarının ne olduğunu, kimle evlenebileceğini,
kime karşı nasıl tavır takınacağını, nelerin yasak nelerin
yasak olmadığını 'Halakha' adı verilen dini kaynaktan öğrenir.
"Yahudi şeriatı"nın temel kaynağı olan Halakha, hahamların
"bir Yahudi nasıl yaşamalı" sorusunun cevabını en ayrıntılı
biçimde vermek için hazırladıkları ve asırlar boyu yeni
eklenmelerle genişlemiş yazılı bir dini kaynaktır. Klasik
Yahudiliğe göre, bir Yahudi günlük hayatını nasıl geçirmesi
gerektiğini öğrenmek için Muharref Tevrat'a ya da Eski Ahit'in
öteki kitaplarına bakmamalıdır. Bunlar, sıradan insanlar
tarafından anlaşılamazlar çünkü. Bunların anlamını sadece
hahamlar kavrar ve Yahudi toplumu da dini onlardan öğrenir.
Halakha, hahamların Yahudi toplumuna verdiği bu eğitimin
toplandığı kaynaktır. Halakha'nın en önemli kaynağı ise,
'Talmud' adı verilen çok ciltli bir kitaptır.
İsrail'de çocuklar küçük yaştan
itibaren din adamlarından Talmud eğitimi alırlar.
Bu eğitim, yeni yetişen nesillerin Siyonist bakış
açısını kazanmalarında önemli rol oynar. |
Talmud'un pek çok pasajında, Muharref Tevrat'ta
yer alan ve hak dinin etkilerini taşıyan açıklamalar göz
ardı edilir ve başta belirttiğimiz gibi kibirli ve katı
kalpli bir tutuculuk emredilir. Allah'ın emrettiği ahlak
ile hiçbir şekilde bağdaşmayan saldırgan, bencil ve ırkçı
bir modelin telkini yapılır. Tarihte çeşitli radikal Yahudi
fraksiyonların ve günümüzde de Siyonist ideolojinin söylemlerinde
göze çarpan kinin, öfkenin ve çatışmacılığın kökeninde Talmud'un
"katı kalpli" öğretilerinin etkisi vardır.
Bugün liberal görüşü benimseyen pek çok Yahudi tarihçi ve
akademisyen de İsrail'in şovenist uygulamalarının söz konusu
katı Yahudi ideolojisinden kaynak bulduğunu ifade etmektedirler.
Ünlü İsrailli akademisyen Israel Shahak bu gerçeğe dikkat
çeken önemli isimlerdendir. Shahak, kimi Yahudilerin Tevrat'ı
tamamen göz ardı edişlerini şu sözleri ile ifade etmektedir:
İsrail'in günümüzde Filistinlilere
uyguladığı şiddetin kökeninde, Talmud'un Yahudi olmayanlara
karşı körüklediği nefretin de izleri vardır. |
En radikal Yahudiler, kutsal
kitabın büyük bir bölümüne kayıtsızdırlar ve kalan bazı
bölümleri konusunda da, anlamları çarpıtılmış tefsirler
aracılığı ile fikir sahibirdirler.1
Talmud'un öngördüğü 'ideal Yahudi' modeli kısaca
incelendiğinde, kastedilen daha net anlaşılacaktır.
Talmud'un büyük bölümü, -hak dinde temel kavramlar
olan uzlaşma, anlayış, sevgi, merhamet gibi kavramların
tam tersine- Yahudi-olmayanlara karşı kin beslemeyi ve imkan
buldukça da bu kini eyleme dönüştürmeyi emretmektedir.
Öncelikle, diğer iki İlahi dine karşı son
derece saldırgan bir tutum göze çarpar. Talmud yazarlarının
tüm yeryüzünde en çok karşı oldukları insan Hz. İsa'dır.
Oysa Hz. İsa, Allah'ın seçtiği ve dini insanlara tebliğ
etmesi için gönderdiği mübarek bir insandır. İman edenler
Allah'ın gönderdiği tüm elçilere gönülden itaat ederler
ve onlara derin bir saygı duyar, içli bir sevgi ile elçileri
severler. Talmud'a göre ise, Yahudiler ellerine geçen İncil'leri,
eğer şartlar uygunsa, yakmakla yükümlüdürler.2
Talmud'un
Yahudi-olmayanlar hakkında verdiği diğer bazı ilginç hükümler
şöyledir:
-
Bir Yahudi bir mezarlığın yanından geçerken,
eğer o yer bir Yahudi mezarlığı ise orada yatanları takdis
eden kısa bir dua okumalı, ancak mezarlık Yahudi-olmayanlara
ait ise orada yatanların annelerine lanet etmelidir.3
Talmud kaynaklı bir başka geleneğe göre de, dindar bir
Yahudi, bir kilise ya da Hz. İsa tasviri gördüğünde üç
kere yere tükürmekle yükümlüdür.4
- Talmud yazarlarının en bilinenlerinden olan
Maimonides, bir Yahudi-olmayanın hayatının kurtarılması
konusunda da sapkın hükümler vermiştir. Bu hükümlerin biri
şöyledir:
Kendileriyle savaş halinde olmadığımız
Yahudi-olmayanlara gelince, ölümlerine doğrudan sebebiyet
vermek yanlıştır, fakat eğer ölüm anındaysalar onların hayatlarını
kurtarmak yasaklanmıştır. Örneğin bir Yahudi-olmayanın denize
düştüğü görülürse, boğulmaktan kurtarılmamalıdır.5
  |
Solda,
Talmud yorumcularından Maimonides tarafından yazılan
bir "Mişna" (Talmud yorumu) örneği görülmektedir. Sağda,
Yahudi felsefesinin ve Yahudi mistisizminin en ünlü
isimlerinden olan Moses Maimonides 1135-1204 yılları
arasında İspanya'da yaşamış ve eserlerini hem Arapça
hem de İbranice olarak burada yazmıştır. |
Maimonides'e göre, bir Yahudi
doktorun bir Yahudi-olmayanı iyileştirmesi de, karşılığında
para kazanılsa dahi, yasaktır. Ancak burada dikkat edilmesi
gereken bir noktaya değinir: "Eğer Yahudi bir doktorun bir
Yahudi-olmayanı iyileştirmekten kaçınması, Yahudiler'e karşı
toplumsal bir tepki gelişmesine neden olacaksa, o halde
yasak ortadan kalkar ve hastanın iyileştirilmesi gerekir."6
-
Talmud öğretisi Yahudi
ırkı dışındaki insanları Eski Ahit'te adı geçen
Amelek kabilesine benzetir ve bu insanların dolaylı
yoldan yok edilmelerini öngörür. |
Talmud'un en büyük yazarlarından biri olan Maimonides'in
ırkçı fikirleri de oldukça ilginçtir. Bir yerde şöyle
yazar:
Türklerin bir kısmı
ve kuzeydeki göçebeler ve zenciler ve güneydeki göçebeler
ve bizim coğrafyamızda yaşayıp da onlara benzeyenler; bunların
tabiatı daha çok düşük sesli bazı hayvanların tabiatına
benzer. Benim düşünceme göre, bunlar insan seviyesinde değildirler.
Seviyeleri bir insan ile bir maymunun seviyeleri
arasında bir yerdedir. Çünkü görünüşleri maymundan
daha çok insana benzemektedir.7
-
Haham
Sofer, Responsum adlı Talmudik çalışmasında, Osmanlı
İmparatorluğu içindeki Müslümanlar ve Hıristiyanlar
hakkında ilginç yorumlar yapar. Bu sapkın yorumlara
göre, bu insanlar, "başka ilahlara tapan putperestlerdir
ve dolayısıyla dolaylı yoldan öldürülmeleri doğrudur".
Dahası, Sofer bu iki grubu, Eski Ahit'te adı geçen Amalek
kabilesine benzetir.8 Eski Ahit'te
Amalekler hakkında verilen hüküm ise şöyledir:
Orduların Rabbi şöyle diyor:
Amalek'in İsrail'e yaptığını, Mısır'dan çıktığı zaman yolda
ona karşı nasıl durduğunu arayacağım. Şimdi git, Amaleki
vur ve onların herşeylerini tamamen yok et ve onları esirgeme
ve erkekten kadına, çocuktan emzikte olana, öküzden koyuna,
deveden eşeğe kadar hepsini öldür.9
Ortaçağ'da yazılmış bir Talmud
sayfası |
Günümüzde de pek çok radikal İsraillinin Filistin
halkını Amalek kabilesi olarak değerlendiriyor olmaları
kuşkusuz dikkat çekici bir durumdur.
-
Talmud'un
cinsel suçlar (zina) hakkında verdiği hükümler de ilginçtir.
Eğer bir Yahudi erkek bir Yahudi kadınla evlilik dışı
bir cinsel ilişkiye girerse, her ikisinin de öldürülmesi
gerekir. Oysa eğer kadın bir Yahudi-olmayan ise, bu
kez erkek sadece dayak yer; kadın ise yine ölüm cezasına
çarptırılır. Aynı hüküm, Yahudi bir erkeğin Yahudi-olmayan
bir kadına tecavüz etmesi durumunda da geçerlidir. Bunun
arkasında yatan mantık ise, Yahudi-olmayan kadının her
durumda "baştan çıkarıcı" sayılmasıdır. Kadın, "bir
Yahudiyi günaha sokmuş" olduğu için ne olursa olsun
birinci dereceden suçlu sayılmaktadır.10
Nitekim Maimonides, Yahudi-olmayan tüm kadınlar için
"N.Sh.G.Z." kısaltmasını kullanır. Bunlar, İbranice'deki
"niddah, shifhah, goyah, zonah" kelimelerinin baş harfleridir.
Kelimelerin anlamı ise şudur: "Kirli, köle, Yahudi-olmayan,
fahişe".11
-
Yahudiler
ile Yahudi-olmayanlar arasındaki mal-mülk ilişkileri
hakkında da Talmud'un ilginç hükümleri vardır. Eğer
bir Yahudi kayıp bir eşya bulur da onun sahibinin bir
Yahudi olduğunu fark ederse bunu sahibine geri vermekle
yükümlüdür. Fakat eğer malı yitiren kişi bir Yahudi-olmayan
ise, malın ona geri verilmemesi emredilir. Bir Yahudi-olmayana
hediye vermek ise kesin biçimde yasaklanmıştır. (Ancak
hahamlar, bir sonraki aşamada Yahudilere maddi kar getirebilecek
hediyelere -bir başka deyişle rüşvetlere- izin verirler.)
Alış veriş sırasında Yahudi-olmayanlara hile yapmak
ise, eğer "dolaylı" yoldan olursa, meşru sayılır. Örneğin
bir Yahudi, karşısındaki müşterinin kendisine yanlışlıkla
fazla para verdiğini fark ederse, "senin yaptığın hesaba
güvendim, benim saymama gerek yok" demelidir. Böylece
eğer karşı taraf durumu sonradan fark ederse, suçlu
duruma düşmez.12
Bu saydıklarımız, Talmud'un Yahudi-olmayanlara
yönelik düşmanca hükümlerine yalnızca bir kaç örnektir.
Yahudi geleneğinin bu geleneksel "şeriat kitabı" araştırıldığında,
buna benzer daha pek çok hükme rastlamak mümkündür. Ancak
bu bir kaç örnek bile, Yahudi ideolojisinin içeriği hakkında
fikir sahibi olmak için yeterlidir.
Dikkat edilirse, bu hükümlerin
bir kısmı Muharref Tevrat ve Eski Ahit'in belli bölümleriyle
dahi çelişkilidir. Bunun nedeni, Yahudi ideolojisinin, Muharref
Tevrat'ın ve Eski Ahit'in diğer kitaplarının hükümlerini
de kendi düşüncesine göre yorumlayıp çarpıtmakta bir sakınca
görmemesidir. Örneğin Hz. Musa'ya verilen "On Emir"den sekizincisi
olan "Çalmayacaksın" (Çıkış, 20:15) hükmü,
"bir Yahudiyi çalmamak" (yani kaçırmamak ya da rehin almamak)
konusunda konulmuş bir yasak olarak açıklanır. Hükmün mal
değil de insan "çalmak" şeklinde yorumlanmasının nedeni,
"On Emir"in yalnızca ölümcül suçları içerdiğine dair Talmud
yazarlarınca yapılmış bir kabuldür. Öte yandan, Yahudi-olmayanların
rehin alınması zaten Talmud tarafından izin verilen bir
eylemdir.13
"Kardeşini kendin
gibi seveceksin" (Levililer, 19:11) hükmünün yorumlanması
da aynı şekildedir; "kardeşler" yalnızca Yahudilerdir. Nitekim
bir Yahudi genel olarak Talmud tarafından bir Yahudi-olmayanın
hayatını kurtarmaktan alıkonur, açıklaması da şöyle yapılır;
"çünkü o senin kardeşin değildir".14
Yahudi İdeolojisinin Mistik
Boyutu: Kabala
Yahudilikte meydana getirilen dejenerasyonun
"yasa" yönünü Talmud'da görmek mümkünken, mistik yöndeki
dejenerasyonu da Kabala'da görmek mümkündür.
Antik pagan kültürlerin karanlık
ve gizli öğretileri Yahudilerin mistik kitabı Kabala'da
toplanmıştır. Yahudileri Tevrat'tan uzaklaştıran en
önemli etkenlerden biri Kabala'dır. |
Kabala İbranice'de 'gelenek' anlamına gelir.
Yahudi ruhbanlarının asırlardır birbirlerine aktardıkları
ve Eski Ahit'in gizli anlamları ile ilgilenen bir tür okültizm
ve mistisizm yöntemidir. Kara büyü ile yakından ilişkili
olan Kabala, Yahudi felsefesinden derinden etkilenen masonluk
gibi pek çok örgüt ve tarikat tarafından da benimsenmiştir.
Kabala, özellikle Ortaçağ'dan başlayarak 17.
yüzyılın sonuna kadar devam eden süreç içinde çok gündemdeydi
ve dönemin toplumları üzerinde büyük etkisi vardı. Bu dönemde,
Hıristiyan toplumu içinde de bazı gruplar Kabala ile yakından
ilgilenmişlerdir. Bunun en önemli nedenlerinden birisi,
Kabala'nın içinde saklı olduğuna inanılan sırlar ve mistik
öğretilerdir.
Yahudiler, Kabala'da saklı olan ilmin ancak
çok az insan tarafından kavranabileceğine inanırlar. Eski
Ahit'te pek çok insanın farkına varamayacağı veya anlayamayacağı
sırların, Kabala'ya vakıf olan kişi tarafından çözüleceği
düşünülür. Kabala metinleri, bilinen kitaplardan farklı
olarak, çok az kimsenin anlıyabileceği şekilde yazılmıştır.
Kitapta anlamsız gibi görünen çok sayıda sembol vardır.
Bazı metinlerde yazı kimsenin anlayamaması için şifrelenmiştir.
Bu yüzden Kabala'yı tamamen anlamak mümkün değildir. Gerçek
manasını Yahudi olmayanın (ve Yahudilerin büyük bir kısmının
da) tam bilmediği Kabala, ancak hakkında yazılmış olan kitaplar
ile tanınabilir.
Bu konudaki sorun ise şudur: Aslında Kabala,
Yahudilik dışı bir kaynaktan, Eski Mısır'ın ve Mezopotamya'nın
bazı putperest toplumlarının pagan öğretilerinden kaynak
bulmaktadır. Bu öğretilerin temel bir unsuru olan "büyü",
bu nedenle Kabala'nın da önemli bir parçasıdır.
Kabalist öğreti, evrendeki metafizik dengeler,
şeytani güçler ve bilinçaltı dünyasıyla yakından ilgilenir
ve bunları büyü yöntemleri ile etkilemeyi amaçlar. Ünlü
Yahudi araştırmacı Shimon Halevi, Kabala, Tradition
of Hidden Knowledge (Kabala ve Gizli Sırlar Geleneği)
adlı kitabında Kabala'yı şöyle tanımlamaktadır:
Pratikte Kabala, kötülüklerle
ilgilenmenin yolu ve semboller yoluyla psikolojik dünya
üzerinde güç kazanmanın tehlikeli bir sanatı ve büyüye dayalı
bir formudur.15

Bu iki sayfada Kabalistik
metin ve sembol örnekleri görülmektedir.
|
Kabala'nın en önemli özelliği, büyü ile yakından
ilgili olmasıdır. Kabala'yı tanıtan en tanınmış kitaplardan
biri Die Kabala (Von Papus) da, Kabala-büyü ilişkisi
şöyle vurgulanır:
Kabala'nın teorisi, büyünün
genel teorisine bağlanır.16

Bazı araştırmacılar Kabala'nın
kökenlerinin Eski Mısır'a uzandığı kanısındadır.
Eski Mısır'da rahip sınıfında yaygın olan büyü merkezli
öğretiler, zamanla Yahudiliğin içine de sızmış ve
Kabala olarak bilinen mistik öğretinin temeli olmuştur.
Kabala'nın Mezopotamya'daki putperest kültürlerden
de kaynaklandığına dair işaretler vardır. Her durumda
Kabala, Yahudileri Allah'ın vahyi olan gerçek Tevrat'tan
uzaklaştıran, birtakım batıl inançlara sürükleyen
sapkın bir öğreti olmuştur.
|
Kabala çalışmalarına özellikle Ortaçağ'da kimi
Yahudiler tarafından öncelik verilmiştir. Ortaçağ Avrupası'nın
skolastik yapısı, Yahudiler üzerinde çeşitli kısıtlamalara
ve baskılara neden olmuş, bu dönemde, Kabala'da yer alan
gizli öğretilerin hayata geçirilmesi ile Yahudi toplumunun
kurtuluşa ereceği düşüncesi yaygınlaşmıştır. Kabala'da belirtilen
çeşitli egzotik ritüellerle, tüm Yahudileri içinde bulundukları
durumdan kurtarıp, onları 'dünyanın efendileri' yapacağına
inanılan Mesih'in yeryüzüne gelişinin hızlandırılacağına
inanılmıştır. Kabalist hahamlar bunun için kişisel yoğunlaşma,
derin konsatrasyon ve çile egsersizleri ile garip ritüeller
yapmışlar, birtakım ayin ve trans yöntemleri kullanmışlardır.
Bu batıl inanış ve uygulamalar, 13. yüzyılda Granadalı haham
Moses de Leon tarafından yazılan Zohar kitabı ile doruğa
ulaşmıştır.
  |
Sağda,
Yeniçağ'a ait Kabalistik bir grafik. Solda, Kabalistik
felsefe ve büyüyü içiçe yorumlayan Ortaçağ'a ait sembolik
bir anlatım |
Kabala'nın Sırları, Zohar
ve Sefirot
Zohar her ne kadar 13. yüzyılın sonunda yazılmış
olsa da içerdiği bilgilerin geçmişinin 2. yüzyıla kadar
dayandığı kabul edilir. İçinde antik dünyanın farklı ilimlerinin
bulunduğuna inanılan Zohar'da en çok üzerinde durulması
gereken, 'Sefirot' kavramıdır.
Şeytan Lucifer'in etki alanını
gösteren Kabalistik şema |

Kabala'nın en önemli öğretisi: Sefiro
|
Sefirot aslında bir tür şemadır. Kabalacılar,
Sefirot'un Allah'ın evreni yaratışının bir tür temsili ve
yansıma şekli olduğunu iddia ederler. Bu mistik doktrine
göre, evrendeki tüm olaylar Sefirot'a göre şekillenmektedir.
İnsanın ruhundan evrenin yapısına kadar herşey Sefirot şeması
ile uyumludur. Tüm varlıklar Sefirot'a göre konumlanır,
yaşam Sefirot'a göre şekillenir. Dolayısıyla çeşitli ritüeller
ile Sefirot üzerinde yapılacak oynamaların, olayların gidişatını
kişinin istediği yönde değiştirebileceğine inanılır. Bu
sapkın inanışa göre, bunu herkes yapamaz, bunun için Kabala
başta olmak üzere tüm mistik bilgilere sahip olmak gerekir.
Kısaca, Kabalacıların Sefirot'a önem vermelerinin
temelinde bu yolla 'tarihe yön verebileceklerine' inanıyor
olmaları vardır.
"Hiç şüphesiz, Biz herşeyi kader ile yarattık"
(Kamer Suresi, 49) ayetinde de buyurulduğu gibi,
Allah tüm evreni ve insanlığı belirlenmiş bir kader ile
yaratmıştır ve hiçbir varlığın, Allah'ın dilemesi dışında,
bu kaderin dışına çıkması mümkün değildir.
Yahudi yazar Eli Barnavi, Kabala'yı ve Seifrot'un
Kabalacılar için taşıdığı önemi şöyle anlatır:
 |
Yahudiliğin
önemli sembollerinden olan altı köşeli yıldız gerek
Kabala'nın gerekse Kabala kaynaklı büyücülüğün en
temel sembollerindendir. |
 |
Kabala'nın en temel öğretisi
olan Sefirot pek çok büyüsel sembolde de kullanılır.
|
Kabala, Ortaçağ'daki ilk
ortaya çıkışını 12. yüzyılda Güney Fransa'daki Provins'de
yaptı. Bununla birlikte asıl doruk noktasına 13. yüzyılda
Sefer ha-Zohar'ın yazılımıyla birlikte İspanya'da ulaştı...
Burada geliştirilen Kabala teorisine göre kutsallık, kendisini,
Allah ve yaratılış arasındaki ilişkiyi açıklayan on Sefirot
ile açıklıyordu. Bu Sefirotlar, Tanrısal aklı temsil ettiklerine
göre, bütün varlıklar da bunlara göre konumlanabilirdi.
Bu durumda insan, bazı ritüelleri uygulayarak, bu Sefirotları
etkileyebilir ve dolayısıyla dünyanın gelişimine yön verebilirdi.
Bu Sefirot teorisi, İspanya'daki Kabalacı öğretinin temel
noktası haline geldi.17
Hatta Zohar kitabında insanın davranışlarının
İlahi dünya üzerinde etkileri olacağı gibi bir sapkınlığa
da kapsamlı olarak yer verilmektedir. Ancak tüm bunlar,
hak din ile çelişen çok batıl inanışlardır. Zaten gerek
Kabala'da, gerek Sefirot şemasında gerekse bu ritüellerde
kullanılan semboller ve tanımlar da bu inanışın hak din
öncesi putperest dönemden geldiğini göstermektedir. Eski
Mısır yazıtları üzerindeki semboller dikkatli bir gözle
incelendiğinde Kabalistik semboller ile benzerlikleri dikkati
çekmektedir.
Unutmamak gerekir ki, egzotik ve mistik inanç
ve uygulamalarla dünya üzerinde etki oluşturabileceğine
inanmak çok büyük bir sapkınlıktır. Dünya üzerinde gelişen
her olay Allah'ın bilgisi ve izni ile gerçekleşir. Allah
ayetlerde şu şekilde bildirir:
Onların işlemiş oldukları herşey kitaplarda
(yazılı)dır. Küçük, büyük herşey satır satır (yazılı)dır.
(Kamer Suresi, 52-53)
Ortaçağ Yahudi Kabalacılarını
gösteren ünlü bir gravür. |
Kabala'da kullanılan Sefirot
şemalarından biri. |
Dolayısıyla, Kabalistler en gizemli ritüelleri
yaptıklarını sandıkları ve tarihe yön verdikleri yanılgısına
kapıldıkları anda da aslında Allah'ın kendileri için dilemiş
olduğu kaderi yaşamaktadırlar. "Gökte ve yerde gizli
olan hiçbir şey yoktur ki, apaçık olan bir kitapta (Levh-i
Mahfuz'da) olmasın" (Neml Suresi, 75) ayetinde
de bildirildiği gibi, yeryüzünde olan ve biten herşey Allah
Katındaki kitapta bellidir. Kimsenin bunun dışında bir yaşam
sürebilmesi ya da buna müdahalede bulunabilmesi kesin olarak
mümkün değildir. Böyle batıl inançlara kapılanlar, ciddi
bir aldanış içindedirler.
Kabala'nın günümüz Yahudiliğine ve Siyonizme olan en büyük
(ve negatif) mirası ise, söz konusu "tarihin değiştirilebileceği"
yanılgısı olmuştur. Bu nedenledir ki, din dışı bir hareket
olan Siyonizm ortaya çıktığında ve Yahudiler için dini bir
umut olan "Kudüs'e dönüş" ülküsünü din dışı ve siyasi bir
hedef haline getirdiğinde, Kabalacı hahamlar bu projeye
destek vermişlerdir.
Siyonizme destek veren az sayıdaki dini liderden
biri olan Haham Avraham Yitzhak Hacohen Kook, ünlü bir Kalabacı'dır
ve Siyonizmi Mesih'in gelişinin insan eliyle hızlandırılması
olarak tanımlamıştır. (Buna karşılık pek çok Yahudi ise
bunu bir "sekülerleşme" olarak görmüşlerdir ve bunda haklıdırlar.
Bu gün de Siyonizme karşı çıkan dindar Yahudiler, söz konusu
"sekülerleşmeyi" reddedenlerdir.)
Dinlerini Değiştirip Bozanlar
Bu bölümde incelediklerimizin gösterdiği gibi,
Yahudi toplumu içinde yer alan bazı kimseler yalnızca Tevrat'ı
tahrif etmekle kalmamış, aynı zamanda din ahlakına taban
tabana zıt anlayışları Yahudi şeriatının önemli bir parçası
haline getirmişlerdir. Yazdıkları kitaplarda, yaptıkları
çarpık yorumlamalar ve çıkarımlarla, Hz. Musa'nın gerçek
şeriatından tamamen uzak, geleneksel Yahudi ideolojisinin
devamı olan bir yapı ortaya çıkarmışlardır. Allah Kuran'da
söz konusu Yahudilerin, dinlerini değiştirip bozduklarını
pek çok ayette bildirmektedir:
Onlardan zulmedenler, sözü kendilerine
söylenenden başka bir şeyle değiştirdiler...(Araf Suresi,
162)
... Oysa onlardan bir bölümü, Allah'ın sözünü işitiyor,
(iyice algılayıp) akıl erdirdikten sonra, bile bile değiştiriyorlardı.
(Bakara Suresi, 75)
Artık vay hallerine; kitabı kendi elleriyle
yazıp, sonra az bir değer karşılığında satmak için "Bu Allah
Katındandır" diyenlere. Artık vay, elleriyle yazdıklarından
dolayı onlara; vay kazanmakta olduklarına.(Bakara Suresi,
79)
Aslında bu ahlaka sahip olan kimseler, henüz Hz.
Musa hayatta iken ve onlara hak dini tebliğ ederken dahi
Hz. Musa'ya çeşitli zorluklar çıkarmışlardı. En önemli özellikleri
ise, puperestliğe gösterdikleri eğilimdi. Hz. Musa'dan önce
de, Hz. İbrahim, Hz. İshak, Hz. Yakub gibi pek çok peygamberin
tebliğine şahitlik eden Yahudiler tevhid dinini gayet iyi
biliyorlardı, buna rağmen putperest Mısır toplumunun geleneklerinden
çok etkilenmişlerdi. Nitekim Allah'tan gereği gibi korkmayan
bu kişiler, ellerine geçen ilk fırsatta putperest ritüellere
döndüler ve Hz. Musa'nın anlattığı hak dinden yüz çevirdiler:
İsrailoğullarını denizden geçirdik.
Putları önünde bel büküp eğilmekteolanbirtopluluğa rastladılar.
Musa'ya dediler ki: "Ey Musa, onların ilahları (var; onların
ki) gibi, sen de bize bir ilah yap." O: "Siz gerçekten cahillik
etmekte olan bir kavimsiniz" dedi. Onların içinde bulundukları
şey (din) mahvolucudur ve yapmakta oldukları şeyler (ibadetler)
de geçersizdir." (Araf Suresi, 138-139)
Ayetlerde bildirilen kişiler, Yahudi toplumu
içinde söz sahibi konuma gelmişler ve pek çok kişiyi de
peşlerinden sürüklemişlerdir. Bilinçsizce bu kişilere uyanlar
da, kimi zaman Hz. Musa ile birlikte mücadele etmekten kaçınmışlar
(Maide Suresi, 24), kimi zaman Allah'ı açıkça görmedikçe
iman etmeyeceklerini söylemişler (Bakara Suresi, 55), kimi
zaman Hz. Musa'ya karşı saygıya uygun olmayan bir tutum
takınmışlar (Ahzap Suresi, 69), kimi zaman kendilerine verilen
nimetleri unutarak nankörlük etmişler (Bakara Suresi, 61),
kimi zaman Hz. Musa'nın kendilerine emrettiği şeriatı uygulamamak
için mazeretler öne sürmüşlerdir (Bakara Suresi, 67-71).

Onlardan öyleleri vardır ki, dillerini kitaba
doğru eğip bükerler, siz onu (bu okur göründüklerini)
kitaptan sanasınız diye. Oysa o kitaptan değildir.
"Bu Allah katındandır" derler. Oysa o, Allah katından
değildir. Kendileri de bildikleri halde Allah'a
karşı (böyle) yalan söylerler.(Al-i İmran Suresi,
78)... Oysa onlardan bir bölümü, Allah'ın sözünü
işitiyor, (iyice algılayıp) akıl erdirdikten sonra,
bile bile değiştiriyorlardı.
(Bakara Suresi, 75)
|


1. Israel Shahak,
Jewish Fundamentalism in Israel, Londra, Pluto Press, 1999,
sf. 27 
2. Ibid.
3. Tractate Berakhot, s. 58b; Israel Shahak,
Jewish History, Jewish Religion, s.23.
4. Israel Shahak, Jewish History, Jewish
Religion, s. 93.
5. Maimonides, Guide, "Murderer", 4, 11;
Israel Shahak. Jewish History, Jewish Religion, s. 80.
6. Maimonides, Guide, "Idolatry". 10, 1-2;
Israel Shahak. Jewish History, Jewish Religion, ss. 80-1.
7. Maimonides. Guide, Kitap III, Bölüm 51;
Israel Shahak. Jewish History, Jewish Religion, s. 82.
8. Israel Shahak, Jewish History, Jewish
Religion, s. 84.
9. Kitab-ı Mukaddes, I. Samuel, 15:1.
10. Maimonides, Guide, "Prohibitions on
Sexual Intercourse", 12, 10; "Goy", Talmudic Encyclopedia;
Israel Shahak, Jewish History, Jewish Religion, s. 87.
11. Maimonides, Guide, "Prohibitions on
Sexual Intercourse", 12, 1-3; Israel Shahak, Jewish History,
Jewish Religion, s. 87.
12. Israel Shahak, Jewish History, Jewish
Religion, ss. 88-89.
13. Ibid., s. 36.
14. Ibid., s. 37.
15. Warren Kenton, Zevben Shimon Halevi
Kabbalah : Tradition of Hidden Knowledge (Art and Imagination),
Paperback, 1980.
16. von Julius Nestler, Papus. Gerard Encausse,
Die Kabbala, Einführung in die jüdische Geheimlehre, Fourier,
1975.
17. Eli Barnavi, A Historical Atlas of
Jewish People, Londra, Hutchinson, 1992, sf.1 